"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Bahaneleri yok edip yerine azim koyan kadın, Muazzez Özçelik

Muazzez, 1975 Bulgaristan doğumlu bir doktor.

Onu tanıdığımda İznik Ultra Maratonu’nda 130 km startı almıştı. Sonra parkurda gördüğümde sakatlık geçiren bir yarışmacıya ilkyardım yapmış, sağlık ekiplerini bekliyordu.
Kendi hedeflerin varken tanımadığın birine yardım için durmayı da, hırsla azim arasındaki farkı da, size birkaç haftadır yazdığım bu cesur, çalışkan ve mert kadınlardan öğrendim.
Eski bir jokey olan babasının genlerini taşıdığından olsa gerek 6 yaşında atletizmle tanışıp, lise hayatının sonuna kadar aktif şekilde orta mesafe koşucusu olarak yarışıyor.
Muazzez’i çok zor ikna ettim kendini bize anlatması için.
Hepimizin yapmak istediğimiz şeyleri ertelemek için onlarca bahanesi oluyor. Karşımıza bir olumsuzluk, bir engel çıkınca çabuk vazgeçiyoruz ve buna da üzülüyoruz. “Keşke”ler doluyor, “yaşasın”ların yerine.
Muazzez’in hikayesinde, en zor anda bile soruna değil, çözüme odaklı yaşamak var.
Yazdıklarını okurken “Al işte, insan ancak sevdiği şey için böyle çabalar!” dedim.
Çok sevdiğin ve istediğin o şey için her türlü imkansızlığı aşmak ve yapmak ilhamı alınır ondan.
Hiç kimse 1 metre yol almadan, 1 adım atmadan yüzlerce kilometreye de çıkmıyor bakın. Ama isterseniz gücünüzün sizi nerelere taşıyabildiğini görün istiyorum.
Bu ülkenin her yerinde umut, azim, cesaret, ilham ve güven veren hikayeler var. Bu ülkenin çok güçlü kadınları var.
İyi ve umutlu, mutlu bayramlar.
Yonca
“gerçekçi”

 

Bazen hiçbir şey kolay olmaz

14 yaşında zorunlu olarak ailemle birlikte Türkiye’ye göç ettik ama koşuya ara vermedim. Hatta gelir gelmez önce stadyuma gidip ilk gördüğüm antrenöre koşmaya devam etmek istediğimi söyledim.
Tıp fakültesinde okurken ders aralarında spor salonuna gidip antrenman yapardım. Sınıf arkadaşlarımın çoğu beni hiç tanımazdı.
Bir de dağcılıkla tanıştım, fakülteden mezun olduktan sonra dağcılık eğitimlerimi tamamlayıp yüksek irtifa tırmanışlarına yöneldim.
Birçok 5 bin metre ilk tırmanışın yanı sıra iki kez 7 bin metreye tırmandım.
2008’de bireysel olarak Tacikistan Peak Korjenevskaya’ya, 2009’da Türkiye Dağcılık Federasyonu Yüksek İrtifa Takımı üyesi olarak Kırgızistan Peak Lenin zirvesine çıktım. Yüksek irtifa dağcılığından edindiğim tecrübe ile zor koşullara daha hızlı ve  kolay adapte olmayı öğrendim.
Bir gün bir doğa dergisinde çölde ultra maraton koşan Prof. Dr. Taner Damcı hocanın röportajını okudum, çok etkilendim. “Ben neden yapmıyorum ki?” diye düşündüm.
Atletizmden gelen un, dağcılıktan gelen maya vardı. O halde ekmek yapma zamanıydı.
Antrenman yapmak bazen hiç kolay olmadı.
2011 yılında Sağlık Bakanlığı gönüllü görevlendirmesi ile sel felaketi yaşanmış olan Pakistan’da 2 aylık Sahra Hastanesi görevine gittim.
Güvenlik nedeniyle konakladığımız binanın dışına çıkmamız yasaktı. Antrenman yapmak için çözüm bulmalıydım.
3 gün boyunca bahçe duvarı dibindeki taşları temizleyerek kendime 300 metrelik koşu pisti hazırladım.
Dinlenme saatlerinde de bizi koruyan Pakistan polislerinin şaşkın bakışları arasında saatlerce koştum.

 

İmkansızlıkta imkan yaratmak

2012’de, yine gönüllü görevle bu kez Somali’de Sağlık Bakanlığımızın kurduğu Sahra Hastanesi’nde 2 aylık göreve gittim. Orada şartlar daha çetindi. Konakladığımız yerin koşmaya uygun bahçesi de yoktu ve dışarı çıkmak güvenlik nedeniyle yine yasaktı. Ben de farklı bir çözüm buldum.
10x10 metrelik teras katını koşu pistine çevirdim. Dönme dolapta bile bu kadar başım dönmemişti.
Başım döndükçe duvara çarptığım oluyordu. Ona da çare buldum.
5 dakika bir yönde, 5 dakika diğer yönde koşup 5 dakika ip atlıyordum. Böylece o minicik alan sıkıcı da gelmez olmuştu.
Verimli bir antrenman olmaktan çok uzaktı ve bilimsel hiçbir katkısı yoktu belki ama, sevdiğim şeyi yaptığım için çok mutluydum ve bahane uydurmamış oluyordum. 
Hâlâ Yalova 112 Acil Çağrı Merkezi Komuta Kontrol Hekimi olarak görev yapıyorum.
Koşmanın yanı sıra geleneksel tarım yöntemlerini öğrenip bahçemde uygulamaya çalışıyorum ve sağlıklı beslenme konusunda kendimi geliştirmeye çabalıyorum.
Yani ekmeği lezzetlendirmek de gerek.
Genelde tek etaplı uzun ve daha teknik parkurlu ultra maratonları tercih ediyorum. Saatlerce koştukça geçtiğim yollardaki bitki örtüsü ile bütünleştiğimi düşünüyorum ve ruhum huzur buluyor.
Tamamladığım yarışların bazıları;
2012 İznik Ultra 130 km 3’üncülük
2013 İznik Ultra 130 km 2’ncilik
2015 Kapadokya Ultra Trail 110 km 2’ncilik
2013, 2014, 2016 Bulgaristan Persenk Ultra 130 km 2’ncilik
2015 Hırvatistan Istria Ultra 110 km yaş grubu 2’ncilik
2015 Frig Vadileri 60 km 3’üncülük
2016 Manavgat Ultra 80 km 2’ncilik

 

 

 

X