"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

​Sabır, azim, tutarlılık süreklilik ve spor

İlk maratonuma antrenman yaparken, bir uygulama vardı. O uygulama, maraton koşmak için tek çaremdi.

İlk 32 km uzun koşu antrenmanımda ağlamıştım. Ortada fol yok yumurta yok, sabahın köründe kalkmışım yapayalnız koşuyorum diye.
İnanılmaz bir zihinsel ve bedensel süreç. Kendi kendini motive etmek için havadaki bulutla bile konuşuyorsun.
Ağaçlara konan kuşlara yetişmeye çalışırdım. Herkese merhaba deyip gülümserdim, ki bu hâlâ böyle. Koşa koşa uzun mesafeleri gülerek koşan bir insan oldum.
Yaptıkça yapıyormuş insan.
İlk kez tekerlekli sandalye iterek koşarken, takım benim yüzümden yavaşlamak zorunda kalınca; “Bırakın beni gidin” dedim, engelli arkadaşım “Hayır, hep birlikte” dedi.
Takım arkadaşlarım koluma girip “Biz seni de çekeriz icabında” diyerek yavaşladı, finişe hep birlikte girildi.
Ultra maratonlarda, benimle bir gelip kendi yarışını bırakmaya razı olan yol arkadaşlarım oldu. Sırf dayanışmadan, destek olmanın, yol arkadaşlığının kutsallığından, sırf bana, benim de yapabilecek gücüm ve cesaretim olduğunu göstermek ve mutluluğuma ortak olmak ruhundan.
Ben koşmayı böyle insanlardan öğrendim.
Şu anda iki hocam var; Özgür Aksaman ve Seda Nur Çelik. Öncesinde başka hocalarla da çalışma şansım oldu. Her birinin hakkı bambaşka üzerimde.
Koşanlar arasında muazzam bir bilgi paylaşım dayanışması vardır.
Bilgi dünyanın en pahalı değeri ve bu camia bu konuda çok cömert.
Bir arkadaşım bana “Hoca kadar bilgin, tecrüben var, neden hâlâ bir hocadan ders alıyorsun, sen anlat biz dinleyelim!” dedi.
“İşte orada bir durmak gerek” dedim. 
Bilgi ayrı, öğretebilmek için ehliyet ayrı.
Fazla antrenmanla erken tükendiğim, az antrenmanla çok zorlandığım, gaza gelmeyle sakatlandığım oldu. Kendi başıma sorumsuzluk ettiğim çok oldu. Ben bunu yaparsam bana bakan ne yapar derken; 3 sene önce bir takipçim “Sizden ilham aldım, koşmaya başladım ama çok zorlandım” dedi. Ne yaptığını sordum. Koşu bandında 10 şiddetinde 10 km koşmuş. “Ne zamandır koşuyorsunuz?” dediğimde, “1 haftadır” dedi, dilim tutuldu.
Şimdi beni dikkatle dinleyin lütfen.
Geçtiğimiz cuma maraton koşacaktım Dubai’de. Hocam “Üzgünüm Yonca. 10 km ok; maraton Ironman 70.3 öncesi gereksiz sakatlık olur” yazmış.
İçimden geçen; “Ya ne var çıkar koşarım. 28. km civarı kesin bir asabım bozulur, 35. km’de toplarım. Finişte eller havaya yapanların en önde gideni yine ben olurum” oldu.
Oysa biliyorum, sonra, en koşmak istediğim yarışlarda da çoktan patlamış olurum. Kabullenmek zor oldu ama hocamı dinledim.
Antrenörlüğe yıllarını vermiş, bilgisine eğitimine güvendiğim insanı dinlemek benim DE sorumluluğum. Koşuyla anılan, ilham veren bir “koşan yazar” olarak da sorumluyum.
Ben çok koştum, çok tecrübe ettim diye uzmanlık ahkamı kesemem. Tecrübemi paylaşmak ayrı, gel sana bu işin dersini vereyim demek ayrı.
Yonca “sorumlu spor”

Sosyal medyada spor

Sosyal medyada çok bilgi kirliliği var. Takipçilerimize neyin ne kadarını anlatabiliyoruz ve bizi dinleyen nasıl bir ruh haliyle dinliyor bilmiyoruz.
Ama şunu biliyorum;
Haksız rekabet ve “ben yaparım olur”culuk var. Özendirici, insanı gaza getirici yüzlerce paylaşım var. İnsanız, etkileniyoruz.
Kimi çok motive ediyor, kimi moralimi bozuyor.
Eğitiminden, bu işe olan etik duruşundan, kendine ve insan sağlığına saygısından emin olduğunuz hocalarla çalışın; sorun, araştırın, danışın.
Bizdeki SPOR manzarasına dair ne söylemek isterdin diye sorsalar; “SABRI ve tutarlılığı öğrenmeye ihtiyacımız var” derdim. Ki bu ikisi, hayatımızın her alanında geçerli.
Sabırdan kastım da, otur bekle demek değil bakın. Çalışarak sabretmek.
Spora 3 gün önce başlayan herkes yarın çok hızlı bir maraton koşmak istiyor.
3 günde sertifika alan da hemen profesör kesiliyor.
Hedef-amaç, hırs-azim kavramları karışıyor. Başkasına bakıp kendi gerçeğini unutmak sağlığınla oynayabiliyor.
Sporda gelişim zaman ister.
Süreklilik, sürdürülebilirlik, devamlılık, tutarlılık ve de sevmek ister. Bu konuda kültürümüz de tarihimiz de çok yeni.
Bir yap bir bırak, sezonluk spor, kilo vermek için şok spor, gösteriş ve tribüne spor; bunları bir bırakalım önce tamam mı?
Yonca “sabreden derviş...”

 

 

 

X