"Yaşar Sökmensüer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yaşar Sökmensüer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yaşar Sökmensüer

Okurun “Kadın Ankara”sı: Kara ikliminin tersi

Yorumlarda yazar ve gazetecilere kuvvetli bir sitem olduğunu, peşinen söyleyeyim. Bir seri Ankara yazılarının ardından gelen iletilerde, yorumlarda şehrin kadın yüzü de var, erkek yüzü de... Cinsiyetsiz gören de var, çift cinsiyetli gören de...

Selma Funda “Ankara bana göre ne kadın-ne erkek, büyümeyen aksi bir çocuk” diyor mesela...
Olabilir tabi, ama bence evinin önünden ayrılmıyor pek. Aksiliği ise, sonunda hep küpüne zarar.
Ferhat Doğan ise “çift cinsiyetli bürokrat” olarak tanımlıyor; kadına kadın, erkeğe erkek... Ama hep o bürokrasi, o hiyerarşi,o vesayet içinde…
Ali Yılmaz da Ankara’nın iki yüzü olduğunu düşünüyor; “Meclisi’nde, devletinde erkektir, sokağında, evinde kadın… 'Resmi'sinde erkek, sivilinde kadın. Ve güzelliği sokaktaki yüzündendir bence…”
Kemal Aytekin ise, “Ne önemi var, insan olsun yeter” ironisiyle deği(ni)yor meseleye...

ŞOVENİZME NEDEN LANET?

“Kadın Ankara”ya girmeden önce, iki yazımda değindiğim “kent şovenizm”ini biraz açmak istiyorum.
“Şehir şovenizmi de, şovenizmin diğer türleri gibi saldırgan bir şehirseverliğe (kentsavar), küçümseyen bir üstünlük inancına, nüfus kütüğü kibrine sürükleyebiliyor insanı” demiştim.
Ki örneğine sık rastlanır, bazı insanlar kentini Olimpus olarak görür, kendini de tanrıların tanrısı Zeus...

* * *

Şehriyle doluya-boşa övünmekle kalmaz... O hal zaten, bazen sevimsiz gelse de zararsızdır.
Kendi çıtasına, klişesine göre kıyaslar, küçümser diğer kentleri... Punduna getirince, aşağılar.
Öyle ki, “Şuradan adam çıkmaz” der, “Buralıya da kız verilmez” diye sürdürür arkadaşı muhabbeti...
Bu hal, başka (farklı) şehirleri aşağılamaktan, farklı şiveleri, başka kültürleri aşağılamaya -kolayca- varabilir. Varınca da, ırkçılığın kapı komşusu olur.

* * *

Ancak, “İzmir’in güzel kelimesini hak eden, en güzel şehir olduğunu” söylemek, “İstanbul dışında bir yerde asla yaşayamayacağını” belirtmek şovenizmin kıyısından bile geçmez.
Ki zaten, Tuna Tuna’nın “İzmir en güzeldir bence ama benim en çok sevdiğim Ankara’dır” yorumundaki gibi, herkesin gönlünde -en az- bir şehir yatar elbet.
Yeri-zamanı gelince,övünecektir de insan kentiyle...
En güzel şehirle, insanın en çok sevdiği şehir arasında da adres farkı sık görülür. Hatta en güzel şehri İstanbul, en sevdiği şehir İzmir olur da, yaşamak için Ankara'yı tercih eder. Aklında da emekliliğin kıyı kasabası vardır belki....
Şair, yazar Haydar Ergülen ne güzel ifade eder bunu:
"Ankara: Benim şiirim, İstanbul: Herkesin şiiri, İzmir: Bazılarının şiiri.
Şehirler; hatıralar dükkanıdır ya."

ÜZERİNE BİÇİLEN TAYYÖRE İNAT KADINDIR

Gelelim, bazı yorumlardaki, iletilerdeki “Kadın Ankara”ya...
Esme Aras: Politikanın nabzının burada atmasına ve erkek egemen bakışın ona biçtiği tayyöre inat, kadındır. Kadın yazarların kaleminde ve dilinde tiril tiril emprime elbisesi rengârenktir. Benim gri tonlamalı, yârim…
Melek Bulut: Ankara sevdiğini yanına çağıran bir kadın sehridir. Benim için Ankara, Bilkent’ te bulutların üzerinde kanatlarını özgürlüğe çırpan kuşların sehridir.

Okurun “Kadın Ankara”sı: Kara ikliminin tersi

GÜNDÜZLERİ SOĞUK GECELERİ SICAK...

Gezi Gezici: Kadındır ama huyu Ankara’nın “gündüzleri sıcak, geceleri soğuk” ikliminin tam tersidir… Gündüz sokakta soğuk, gece evde sıcak…
Doruk Çımacı: Bence kadın ama yorgun bir kadın. Ben de Ankara’yı az özler oldum, artık.
Ayşegül Kıra: Orta yaşlı gibi durur ama alımlıdır. Ve çalışan kadındır. Gencini ise öğrenci kız simgeler.

MEVSİMLİK AŞK DEĞİL, ÖMÜRLÜK SEVGİDİR

Selim İkinciselim: Ankara kadındır ve ona duyulan sevda, “yaz aşkı”, mevsimlik aşk değil ömürlük sevgidir.
Nermin K.: Ankara benim için kadındır ve mesafelidir. Uzaktan, soğuk gelir.
Selahattin Doru: Vefalıdır, şefkatlidir, anadır.

KADINDIR AMA YALNIZKEN KRAVAT TAKAR

Yılmaz Kuzey: Ankara kadındır. Bıraksan, terk etsen de, o seni bırakmaz. Ve bir gün döndüğünde onu hiç bırakamadığını, ondan ayrılamadığını anlarsın.
Ertuğ Ertuğ: Kadındır ama “şehir devleti” onu erkekleştirir. Karşısında kendini değersiz hissedersin. Çünkü devlet öyle ister zaten…
Selami Eryılmaz: Kadındır ama evde yalnızken aynanın karşısında kravat takar.

“ANKARASIZ” YAZARLARA HAKLI SİTEM

Zehra Ürgenç’in yorumunda ise gazetecilere, yazarlara kuvvetli ve haklı bir sitem var:
“Ankara kadar bahtsız bir şehir yoktur sanırım. Hiç mi kimse sahiplenmez arkadaş bu şehri…
Ne memleketi Ankara olanlar, ne başka şehirlerden gelenler….
Hiç bir yazardan, gazeteciden Ankara ilgili olumlu bir şey okumadım.
Varsa yoksa İstanbul…
Her şehrin sevilecek ve yaşanası bir çok tarafı var.
Varsın kimse sevmesin seni, ben Ankaralı olmasam da herkesin yerine severim seni güzel Ankara’m.”

Sıra geldi erkek Ankara'ya ama, Murathan Mungan'ın kulağını çınlatmadan olmaz:
"Erkekten kent değil, kasaba çıkar canım..."
"Erkek Ankara" da yarına...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI