"Yaşar Sökmensüer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yaşar Sökmensüer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yaşar Sökmensüer

Kadınlar "Azizim" derse: İki "Alo" hikayesi

TELEFONDA “Alo” makamından bir erkek narası yerine... Bir kadın nidası duymanın, uzaktan bir hoş seda olacağı fikri, belki telefonun icadından bile eskidir.

Türkiye’de ilk “Alo”nun tarihi, II. Abdülhamid’e kadar gidiyor.
Ama telefonlar otomatik olmadığı için, santrali arayıp, numarayı söyleyeceksiniz ki...
Memureler, bağlasınlar.
* * *

Tam bu bağlantıda kadınlar, sadece sesinin hoş sedası, zarafetiyle değil… Mesai ekonomisi açısından da önemli, belki.
Çünkü onlar, Posta Telgraf Teşkilatı Nazırı aradığında, ayağa fırlayıp ceketinin önünü iliklemekle de vakit kaybetmeyecektir.
O çok düğmeli bürokrasi, malumları değildir henüz.
Eh, yazarları erkek de olsa tarih, konuşmayı sevdiklerini de yazar. Öyle derler...
Yani patronlara göre memur yerine memure, "Alo" organizasyonu için idealdir, o devirde de...
* * *
Lakin orada da Müslüman kadınının çalışması hayli müşküldür.
Dersaadet Telefon Anonim Şirket-i Osmaniyesi derseniz, zaten İngiliz-Fransız ortaklığı...
Santral memurelerinin tümü de, yerli yahut yabancı azınlıklar... Fransızca bilmek de -oh la la- mecburi.
Fakat Kadınlar Dünyası Dergisi’nin (¹) başlattığı mücadele, sonunda şirketin kapılarını zorlar.
Ve zorlu bir sınavdan sonra, 1913 yılında 7 Müslüman kadın Dersaadet Telefon Anonim Şirket-i Osmaniyesi’nde işe alınır.
Birisi de, 21 yıl önce bugün, 97 yaşında hayata veda eden tiyatro ve sinema sanatçısı Bedia Muvahhit’dir.
Kadınlar Azizim derse: İki Alo hikayesi
Muvahhit’in “ilk”leri bununla bitmez.
“İstanbul’un otomobil kullanan ilk hanımlarından”dır, aynı zamanda.
Türkiye’nin ilk Müslüman kadın oyuncularından birisi olmanın günahı-sevabı da, yine ona düşer.
Muvahhit 1988 yılında TRT 2’de yayınlanan söyleşisinde şöyle anlatıyor o günleri:
“Erenköy Lisesi’nde Fransızca hocasıydım.
Halide Edip Adıvar, Ateşten Gömlek romanını film yapmak istemiş, ama bir şartla:
“Filmde, bir Türk kızı oynasın..."
Muhsin Ertuğrul da bana teklif etti, oynadım.
* * *
Sonra eşimle birlikte İzmir’e gittik, Ceza Kanunu piyesini sahneleyecekler.
Sene 1923, İzmir yeni kurtulmuş. Ortalık hâlâ kül, duman, harabe...
Atatürk’ü de tiyatroya davet etmeye gittiler.
“Trupta kimler var?” diye sormuş... Onlar da saymışlar işte; Maria Hanım, Anais Hanım...
“Peki bir Türk kızı yok mu oynayan?”
demiş.
“Yok efendim” cevabını vermişler.
Çünkü benden önce Afife Jale Hanım (²) tiyatro sahnesine çıkacak olmuş.
Daha ilk perdede polis gelmiş, bir Türk kızı oyuncu olur mu diye... Karakola götürmüşler ve perde kapanmış.
Bunu anlatmışlar Atatürk’e.
* * *
Atatürk, “Senin eşin niye oynamıyor, Ateşten Gömlek’te izledim gayet başarılı” diyerek, talimat vermiş:
“Bu gece oynasın, gelip seyredeceğim”...
Piyesi okumuştum ama hiç hazırlığım yok... Lakin Atatürk emretmiş, bir günde ezberledim, çıktım sahneye."
* * *
Gelelim bugüne... Ve bugünden -otomatik- bir “Alo” haberine... (3)
Tepkilere rağmen Bozcaada’nın bakir koyları ihaleye çıkarıldı, malum.
Beylik Koyu’nu da Zahit Ulaş kiralar.
Ulaş, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nde çalışmaktadır.
Ne iş yapıyor derseniz, santral görevlisidir... Kadrosu da, “4C-İşçi”dir.
Yani kimbilir kaç “Alo”yla bağlamıştır ihaleyi...
İhale iptal edilir, soruşturma başlatılır.
* * *
“Alo, Alo, Alo” deyip karşıdan ses alamazsınız, telefonunuzun ses ayarlarıyla oynamayın.
Belki kimse yoktur, karşınızda... Yahut meşguldür.

(¹) AZİZİM, FEMİNİZM BU MİSKİNLİĞİ KABUL ETMEZ

Kadınlar Azizim derse: İki Alo hikayesi

KADINLAR Dünyası Dergisi, 100 yıl önce “kadınların kadınlar için çıkardığı”, “hanımlara mahsus yevmî (günlük) gazete”dir aslında.
Telefon İdaresi'ne Müslüman kadınları aldırmakla da bitmez mücadeleleri…
Gelişmelerin de takipçisi olurlar ve işe alınan Müslüman kadınların maaşlarının yükseltilmesini isterler.
* * *
Derginin başyazarı Nuriye Ulviye Mevlan talebin gerekçelerini şöyle açıklar:
“Kadınlar Dünyası'nın 164. sayısında Posta-Telgraf Nezareti'ne alınan kadınların maaşlarının azlığından yakınmış zam istemiştim.

Erkeklerin büyük korkusu: Ya kadınlar memuriyeti işgal ederse…

Bir kısım erkekler bu basit dileğimden nedense ürkmüşler; tüm memurluk alanını ve memurluk işlerini, kadınların işgal edeceğini ve sonunda kendilerinin elleri böğürlerinde aç kalacakları kararına varmışlar.
Ve hatta bazı erkekler, işi dergimize mektuplar yazarak yardım istemeye kadar bile vardırarak, zayıflıklarını da gösterdiler.

Asırlık manifesto: Niye bilgim, zekâmla aynı ayarda maaş almayacağım?

Bu mektuplardan bir tanesi, gerçekten merhametimize dokundu.
Kadın ruhu ya, acıdık ve teselli etmek istiyoruz: Feminizmin gayesi yalnız kadınlığın hayatını değil, kadınlıkla beraber erkeklerin hayatını da düzenlemektir.
Ve her ikisini de, insan olmaları nedeniyle daha rahat ve daha mesut yaşatmaktır.
İyi eğitim yapmış, bilgisiyle, becerisiyle ve zekâsıyla işini güzelce yöneten bir kız, neden sahip olduğu kabiliyetlere uygun bir maaş aramasın ve istemesin de, senelerini boş yere geçirsin? Ve aldığı maaş bilgisiyle, becerisiyle, zekâsıyla ve işiyle aynı ayarda olmayınca neden feryat etmesin; sussun ve miskin miskin otursun?
İşte azizim, feminizm bu miskinliği kabul edemez." (Bu arada yukarıdaki fotoğrafta, keyif kahvesinin çekirdeklerini el değirmeninde kendi öğüten erkek fotosuna dikkatinizi çekerim)

(²) Afife Jale ile aşkın, tutkunun, müziğin karanlık yüzü, yarın...

(3)Burak Gezen ve Dinçer Gökçe’nin “Alo Zahit’in aldığı Beylik Koyu ihalesi iptal edildi” haberi için tıklayın

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI