"Yaşar Sökmensüer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yaşar Sökmensüer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yaşar Sökmensüer

Bugün 12 Eylül'ü farklı idrak edelim

BUGÜN 12 Eylül’ü farklı “idrak ediyoruz”... Evren ve Şahinkaya’ya verilen müebbet hapis cezasının üçüncü ayındayız. Peki... Bugün 97 yaşında olan Evren’le, 90’ınına tabure dayayan Şahinkaya, yaşamıyor olsaydı...“12 Eylül davası” açılacak mıydı? Ve nasıl? Bir “Yetmez ama evet” hali daha mı duruyor önümüzde?

Tabirim başka mecralara sürüklemesin ama, biz darbe kuşağıyız.
Üç buçuk darbe, dört buçuk muhtıra, üç ayrı idam furyası...
Sansaryan Han’lar, Otağ-ı Hümayunlar, Mamaklar, DAL’larıyla, hepsinin mekanı ayrı cehennem... İşkenceler.
Sınır içi-ötesi harekatlar, faili belli-meçhul infazlar, kayıplar, mahkemeye bile çıkmadan hapiste geçen yıllar...
* * *
Tümünün etkilerini, yansımalarını hissetti, bizim kuşak.
Benim gibi bir çok insan da, 12 Eylül 1980 darbesine giden yılları bizzat içinden yaşadı.
Ülkeyi 80 darbesine götüren o süreçte, sadece son iki yılda 5 bine yakın “kardeş kanı” akıtıldı.
Çorum’du, Maraş’tı, Malatya’ydı, 1 Mayıs Taksim’di, 16 Mart İstanbul Üniversitesi’ydi, Bahçelievler’di, katliamlar yaşandı, peş peşe...

DARBEDEN 24 SAAT ÖNCEKİ GÜN

“O gün”den önce 11 Eylül 1980’de, farklı şehirlerde 8 kişi öldürüldü, 3 kişi kaçırıldı, sayısı belirsiz vatandaş, 4 polis yaralandı...
Ankara ve İstanbul’da 100 ayrı yere bombalı pankart asıldı...
İzmir’de Türk bayrağı indirilip yerine orak-çekiçli bayrak çekildi...
Aynı gün CHP grubunda küfürlü, yumruklu kavga... Ve TBMM -çoğunluk olmadığı için- yine toplanamadı...
Yani, sokağı, bayrağı, Meclis’i ile darbeyi “elzem” kılan koşullar, 24 saat kalana kadar “olgunlaşmaya” devam etti...
Ve 12 Eylül geldi.
11 Eylül akşamına kadar oluk gibi akan/akıtılan kan...
13 Eylül’de “tıpası” yeniden yerine yerleştirilmiş, “fiş”i çekilmişçesine durdu.

SIMSIKI YÖNETİMDE 5 BİN İNSAN NASIL ÖLDÜ

“Oh be...” dedi, bir sürü insan. “Şükür, bitti...”
Ama şu soru ya aklına gelmedi, ya işine gelmedi, ya ötelendi:
Madem bütün bu kan-revan 1 günde bitirebiliyordu da...
Darbeden iki yıl önce, 26 Aralık 1978’de başta Ankara ve İstanbul olmak üzere ilan edilen sıkıyönetim döneminde -hala- 5 bin insanın öldürülmesine nasıl izin verildi?
Bugün 12 Eylülü farklı idrak edelim
Tüm partilerin kabul oyuyla ilan edilen sıkıyönetimden bir gün sonra gazeteler “Büyük şehirler çok sakin” manşetiyle çıktı da...
İki hafta geçmeden “sımsıkı”yönetim önlemlerine, sokağa çıkma, gösteri vb. yasaklarına rağmen, bu kez manşetlere “kurtarılmış bölgeler” nereden geldi?
Şubat’a Abdi İpekçi suikastıyla giren Türkiye’de, yine ve nasıl aldı-başını gitti “anarşi”...

TAM 13 YILIMIZ SIKIYÖNETİM ALTINDA GEÇTİ

O günlerde Hürriyet Gazetesi ilk sayfadan hesabını yazdı: Cumhuriyet döneminde toplam 13 yıl yıl, 1 ay, 22 günü sıkıyönetim altında geçirdik. Yani her 4 günde 1 gün, sıkıyönetimle yönetildik de...
Darbeye giden o uzun, ince yolda, her gün gazeteye memleket normalleri gibi yansıyan siyasi cinayetler neden önlenmedi.
Önlenemediyse, askerin yönetime el koymasıyla, yıllardır yitirilen “o huzur ve güven ortamı”, 24 saatte nasıl geri geldi.
Darbe olunca CIA Türkiye Masası İstasyon Şefi Paul Henze’in “Bizim çocuklar işi bitirdi”sinden hareketle...
Darbeyi hazırlayan, yapan çocuklar da, “saha”da olgunlaştıran “bizim” çocuklara “Tamam, bitirin, dönün şubenize, dairenize, kışlanıza” mı dedi, yoksa...

DARBEYİ BAYRAM OLARAK İDRAK ETTİK

Bizde bayramlar onlarca yıl aynı resmi demeç diliyle yansıtıldı medyaya:
“........ Bayramı, dün Başkent Ankara’da, tüm yurtta, yavru vatan Kıbrıs’ta ve dış temsilciliklerimizde, ulusça, törenlerle idrak edildi...”
Kutlama yerine idrak dediler de... Ben pek “idrak edildiği”ni düşünmüyorum.
Malum, başbakanın, bakanların asıldığı 27 Mayıs’ı da 20 yıl “Hürriyet ve Anayasa Bayramı”, “inkılap-devrim” olarak “idrak” etmiştik...
Yazımda, “idrak” kelimesini bu nedenle yeniden tedavüle çıkardım.

X