Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sessiz sedasız ret

ANAYASA Mahkemesi (AYM) Türkiye’de demokrasiyi etkileyecek bir karar veriyor ama karar sağda solda iki satırlık haberle geçiştiriliyor.

AYM İkinci Dairesi Tayyip Erdoğan’ın 10 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı seçilmesi ile göreve başlaması arasında geçen sürede Başbakan ve AKP Genel Başkanı kalmasına dönük “Anayasa ihlali” iddialarını reddediyor. Parti olarak CHP ve CHP milletvekili Atilla Kart’ın itirazlarını geri çeviriyor.
Başvuruların gerekçesi “hak ihlali”. AYM başvuruyu yerinde buluyor ancak Kart’ın ve CHP’nin “Erdoğan’ın o süre içinde görevine devam etmiş olmasından dolayı hak ihlali gerçekleşmediğine, mağdur olmadıklarına” karar veriyor, parti ve kişi olarak etkilenmedikleri sonucuna varıyor.

YARGI DENETİMİ

“AKP Genel Başkanlığı sona ermiş ermemiş, Başbakanlığa devam etmiş etmemiş, bundan CHP’ye ve Atilla Kart’a ne” anlamına gelen talihsiz bir yorum. Oysa, Anayasa ve yasalarda:
“Partiler demokratik devleti koruma, yurttaşların hak arama özgürlüğüne sahip çıkmakla” yükümlü. Kendileri doğrudan mağdur olmasa bile, demokratik düzene aykırı durum varsa, partiler ve yurttaşlar elbette mağdur.
Örneğin dağın başında bir orman imara açılıyor, bir köy bundan etkileniyor, bir parti dava açtığında, köy halkı mağdur ama parti mağdur değil, partinin açtığı dava geçersiz, o zaman partiler AYM’de dava açmasın. Yargı denetimi son bulsun.

İKİNCİ DAİRE

Ret kararı veren İkinci Daire beş yargıçtan oluşuyor. O yargıçlar ne zaman ve nasıl AYM üyeliğine seçilmiş? Örneğin, bir tarihte gazetelerde de yer alan, sadece tek bir gün hukukla ilgili bir yere getirilip, ikinci gün Abdullah Gül’ün AYM’ye atadığı üye orada daire başkanı mı? Toplumda iz bırakmayan bu önemli karar aslında Anayasa Hukuku derslerinde okutulacak bir örnek. AYM demokratik düzeni koruyan bir karar verdiğinde herkes alkışlıyor, aykırı kararında çıt çıkmıyor.


Soma’da yardım kavgası

ÖLEN işçinin kardeşi kapıya dayanıyor, yengesine baskı yapıyor: “Parayı ver”.
Ölen işçinin eşi memleketine geri dönmek istiyor, mümkün değil, işçinin ailesi kadına göz açtırmıyor: “Parayı ver”.
Ölen işçinin eşi çocuklarını alıp gitmek istiyor, kolaysa git, işçinin ailesi kapıda: “Parayı ver, bir yere gidemezsin”. İstenen para devletin yardımı, benzer örnek çok. Soma’da 301 işçinin ölümü ile sonuçlanan trajedi şimdi başka boyutta. Devletin işçinin geride kalan ailesine yardımı, aileye gerçekten ulaşıyor, ama bu sefer aile içinde kavga çıkıyor. Ölen işçilerin eşlerine, işçinin yakınları göz açtırmıyor.
Aile ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nın el atması gerek.


Hazır New York’ta iken

ZİRAAT Bankası New York Şubesi’nin başı dertte, bir süredir Amerikan Merkez Bankası şubeyi denetliyor, çeşitli kuşkular nedeniyle. Denetimde son aşamaya varılıyor. Belli bir takvim çerçevesinde denetim sonuçları açıklanabilir. Yurtdışındaki Türk bankacılığı için önemli. İlk kez böyle bir olay yaşanıyor.
Tayyip Erdoğan BM toplantıları için New York’ta. Ziraat Bankası’nın oradaki şubesi ile ilgilenmesi, ne olup bittiği hakkında bilgi alması normal. Türkiye’de iken de elbette bilgi alabilir ama orada durumu yakından görme fırsatı var. Gerçek yakında ortaya çıkar.

X