Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sarayın tamtamları

BİR Türk Nobel Barış Ödülü alıyor, “Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü” Genel Direktörü Büyükelçi Ahmet Üzümcü.

Ödül örgüte verildi ise de örgütün genel direktörü bir Türk. Suriye’deki kimyasal silahların imhası nedeniyle Barış Ödülü verilirken, bir başka Türk, Tayyip Erdoğan yine Suriye için uyarılıyor, “Suriye’ye müdahaleyi aklından bile geçirme”. Nota değil, Batı basını üzerinden, “Sakın ha” uyarısı.
Bizde basının bir bölümüne bakarsanız, Suriye’ye girdik, giriyoruz, hazırlıklar tamam. Hendekler, mayınlar, toplar, aslında sınırı güvenceye alan işlemler, Suriye’ye girecek olan sınırda hendek kazmaz.
Bizimkiler hendek kazadursun, Suriye’nin kuzeyinde, Irak’ın kuzeyindeki gibi, Kürt devletinin Suriye bölümü kurulmak üzere. Orada adım adım böyle bir gelişme varken, sana kimse müdahale izni vermez.
Kaldı ki, müdahaleye hükümet, asker ve Dışişleri karşı. Hem kendi gerekçeleri var, hem karşıda oluşan blok.


KARŞI BLOK


Ankara’da oluşan blok karşısında Tayyip Erdoğan yalnız kalıyor, MGK bildirisinde ilk madde hâlâ “paralel yapıyla mücadele”, Suriye ikinci madde.
Dışarıdaki blok ise Amerika, Rusya, İran, Suriye, bunlara ek olarak, PYD (PKK), IŞİD. Suriye’ye müdahale et, hepsini karşında bulursun, ateş ve diplomasi olarak.
Batı basını (Amerika) dikkati başka yere çekiyor: “Sen asıl kendi içine bak, sen asıl kendini koru”. Bir büyükelçinin sözüyle, “Türkiye’nin Suriye’ye şekil verme hak ve gücü Paraguay kadardır”. Çok ciddi bir işle ancak bu kadar dalga geçilir. Türkiye’nin düştüğü durum.


İHALE BİZE


Batı’nın çektiği fotoğraf net:
- Sen Esad’ı düşürmek için, IŞİD’in temelini oluşturan aşırı dinci-Sünni unsurları destekliyorsun.
- IŞİD Kobani’ye saldırdığında, “Kobani düşüyor” diyorsun, bütün bölgeyi küstürüyorsun.
- Batı’da IŞİD militanlarının Türkiye üzerinden Suriye’ye geçtikleri videolar yayınlanıyor.
- MİT TIR’larının silah taşıdığı iddialarını olayın tanıkları anlatıyor. Olayı soruşturan savcılar, jandarmalar tutuklanıyor.
- Urfa Valisi “Urfa’da IŞİD var mı” diye soran gazetecileri gözaltına aldırıyor, saklanan bir şeyler var.
- IŞİD macerasında ihale Türkiye’nin üzerine kalıyor.
İflas etmiş Suriye politikası, hâlâ iç politika adına savaş tamtamları. Saray yalnız, onun çaresizliği.


Bitmeyen skandal


- BİR ülke ki, yıllardır düzgün sınav yapmaktan aciz. İster TEOG, ister üniversiteye giriş, ister resmi bir kuruma alınacak görevli sınavı. Ya sorular çalınıyor, ya soru yanlış, ya sonuçlar geç açıklanıyor. Öğrenciler, aileler, hatta okullar kaygılı. Aynı manzara bugün TEOG’da. Din dersinden muaf olan gayrimüslim öğrencilere bu dersten sıfır veriliyor, puanları düşüyor, istedikleri okula giremiyor. Tam skandal.
Tek bir sorumlu hesabını vermiyor, nakarat aynı, sonucunu hiçbir zaman öğrenemediğimiz “Soruşturma açıldı” ya da “İnceliyoruz” oyalamaları. Bir düzgün sınav yap, “mutlaka görülmesi gereken on arkeolojik eser” gibi, Guinness rekorlarına gir.


Bravo ODTÜ’ye


- BİR mezuniyet töreni ancak bu kadar esprili, bu kadar ülke gerçekleri ile dolu, bu kadar iddialı ve asıl önemlisi gelecek için bu kadar umut veren bir resmi geçide tanıklık edebilir. ODTÜ mezunları taşıdıkları pankartlarda “Herkesin aşkına kimse karışamaz” diyerek özel hayatın dokunulmazlığına müdahale merakını, “Değerli yalnızlık” diyerek dış politika sefaletini, “Anadolu Ajansı’na göre bile biz mezunuz” diyerek iktidarın haber anlayışını eleştiriyor. Özünde AKP mantığı ve uygulamalarını. Analiz, sorgulama ve ret dolu pankartlar. Mezuniyet töreni festivale dönüşüyor. Darısı diğer üniversitelere.

X