Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

On iki yılın itirafı

EN kral propaganda, dün çöplüğe düşüyor.

Ekonominin patronu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan dün bir TV’de büyük itirafta bulunuyor:
“Bizde tasarruf oranı çok düşük. Bu tasarruf oranı ile değil büyüme, mevcut refahı da sağlamamız çok zor.” Ekonomi dünyasının dilinden düşürmediği, hükümetin pompaladığı “istikrar” birinci elden sizlere ömür.
2002’de bizde tasarrufun milli gelire oranı yüzde 20’lerde, bugün yüzde 13’lerde. Bu gerileme hem hayallerin sonu hem de gelecek için tehlike çanları. En yetkili ağızdan, ilk kez dile getiriliyor. Nasıl oluyor da tasarruflar bu kadar geriliyor? On iki yıldır uygulanan ekonomik politika ile.

ÖZTRAK’IN TEPKİSİ

Babacan gelişmiş ülkelerde tasarrufun milli gelire oranının yüzde 33, Çin’de yüzde 51 olduğunu söylüyor, bizdeki çok geride. Babacan’ın açıklamasına CHP’nin ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak tepkili:
“Babacan bunu söyleyecek pozisyonda değil, çünkü on iki yıldır ekonomiyi o yönetti. Gelinen durum onun uyguladığı ekonomik politikaların sonucudur. Sıcak para ile ekonomiyi idare etti ama, sıcak para rekabet gücünün canına okudu. Para buldukça ‘Cari açık sorun değildir’ dedi, bugün ‘Cari açık sorundur’ diyor. 2007’den beri hiçbir yapısal reform yok, kişi başına gelir artmıyor, Wall Street Journal geçtiğimiz mayısta Türkiye’yi en kırılgan ülkelerden biri ilan etti, biz hep uyardık ama, dinlemediler.”
Öztrak başka bir konunun altını çiziyor:
“Sekiz yıllık eğitime ideolojik nedenlerle son verdiler, risklerin üstesinden gelecek işgücünü yetiştirmeyen bir sisteme geçildi, önümüzdeki dönem eğitimdeki bu yapının çok zararını göreceğiz. Petrolümüz yok, yetişmiş insan gücümüz vardı, onu kestiler.”


AL İŞTE VESAYET


Tayyip Erdoğan her fırsatta “Vesayet dönemi artık bitmiştir” derken, bir vesayeti es geçiyor, sıcak para vesayeti. Türkiye’ye bugüne kadar hep sıcak para ile geliyor, ancak artık bunun da yetmediği görülüyor. IMF’ye borçların ödenmesinin, sık sık ekonomi ile övünmenin kıymeti harbiyesi olmadığı ortaya çıkıyor.
İşin ilginç yanı, yeni hükümet programı geçmiş ekonomik politikaları övüyor, mürekkebi kurumadan Babacan programın ekonomi bölümünü tekzip ediyor, gerçeği açıklamak zorunda kalıyor, artık saklanacak yanı yok. Bunun anlamı, Türk halkına “İşler kesat, siz kemer sıkmaya hazır olun” demek.
Rekabet gücü azalan, sanayisi ve tarımı gerileyen, aile borçları artan bir ülkede propagandaya dayalı nutuklar karın doyurmayacak. Babacan’ın itirafı “Yeni Türkiye”nin ilk fotoğrafı.

250 yıldır akan su durdu

UZEY Ormanları paramparça. Gördüğüm manzarada nefesim kesiliyor, ormanın içine hoyratça dalan kocaman vinçler, beton kamyonlar, yükselen köprü ayaklar, bağlantı yolları için yeni kesilen ağaçlar tomruklar halinde toza toprağa karışmış, kesilmeyi bekleyen orman arazisinde ise bitkiler çamur içinde, yan yatmış, var olan ağaçlar doğallığını yitirmiş, toplam iki buçuk milyon ağaç kesilecek, şu anda binlerce ağaç toprağın altında.
Geçen hafta iki gün arayla Kilyos ve Anadolu Feneri’ne gidiyorum. Üçüncü köprünün Avrupa ve Anadolu yakasına, doğa katliamı filmleri burada gerçek, gözle görmek, birebir tanıklık etmek çok farklı, ürpertici, kaygı dolu. Köylülerle sohbet ediyorum, sormadan, onlar kendiliğinden anlatıyor: “Bizim bu köyde 250 yıldır su akardı, Osmanlıların yaptığı künklerden gelirdi su. Şimdi suyumuz kesildi. Su yok. Kışın biz odun yakarız, odun için ağaç kesmeye gittiğimizde, bize hangi ağaçların, nasıl kesileceği gösterilir, gözüm üstüne ağaçlar korunurdu. Şimdi şu hale bakın.”
Yüzyılın orman talanı, İstanbul’un hayat damarları kesiliyor, insan gözyaşlarını tutamıyor.

X