Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

O raporu kim yazıyor?

9 Ocak’a kadar Meclis Başkanlığı’na sunulacak Soruşturma Komisyonu raporunu...

Dört eski bakanı AKP oylarıyla Yüce Divan’dan koruyan, Meclis’te görüşülecek o raporu kim yazıyor?
Komisyonun CHP’li üyesi Rıza Türmen her toplantıda ve sık sık, üyelerin dışında komisyonda oturan birilerini göstererek, “Kim bu adamlar” diye itiraz ediyor. O adamlar Adalet Bakanlığı uzmanları, raporu onlar yazıyor. Usulsüzlük diz boyu, Adalet Bakanlığı uzmanlarının, yani yürütmenin parçası olan kişilerin komisyonda, rapor yazmada işi ne?
Komisyon madem savcı görevi yapıyor ki, AKP her fırsatta bunu söylüyor, o uzmanların;
a) Komisyonda bulunmaları,
b) Rapor yazmaları yürütmenin yargıya müdahalesine bir örnek daha.

309 VE 504

Başından beri pek çok usulsüzlük yaşanıyor. Tanık dinlemede ayak sürçmelere ek olarak, imhasına karar verilen şu tapeler. İki tape var, biri 309 sayfa, 17 Aralık operasyon sabahına kadar olan süreyi kapsıyor, telefon dinlemeleri başta. İmha edilecek olan bunlar. İkincisi 504 sayfa, 17 Aralık sonrasında ele geçen belgeler, alınan ifadeler ve görüntüler. 504 sayfalık ikinci tapeler komisyona hiçbir zaman gelmiyor. Eksik soruşturmanın bir başka göstergesi. 309’u imha edince 504’ün altı da imha edilmiş oluyor, yasal olarak kullanılamaz hale geliyor.

ANİDEN TELEFON

Komisyon toplantısında sadece başkan Hakkı Köylü’ye değil, bazı diğer AKP’li üyelere de telefon geliyor. Ama en kritik telefon bir önceki toplantıda, belki de karar anında Hakkı Köylü’ye geliyor. O ana kadar, bazı AKP’liler “Yüce Divan’a gönderelim” diye düşünüyor olabilir. Ancak, o telefonla birlikte, karar önceki güne erteleniyor. Ve hava değişiyor. Toplantıya geliyorlar. Bazı AKP’liler önlerinde bir yazı var, onu okuyor, okumayanlar ise “Arkadaşlara katılıyorum” demekle yetiniyor.
Sürpriz değil. Yüce Divan kararı olsaydı, AKP iddiaları çökecek, paralel maralel hikâye olacak, seçim öncesi iş büyüyecek, ayıkla pirincin taşını. Ama şimdi yolsuzluk iddiaları AKP sırtında hep yük. Sürekli yüzlerine vurulacak. Hiç unutulmayacak.

Cumhurbaşkanlığı provası

MEYDANLARDA ya da parti grubunda defalarca ve durup dururken İsmet Paşa’ya söylemediğini bırakmıyor Tayyip Erdoğan. Çok ağır sözlerle, Hitler benzetmesi, Dersim’i hatırlatarak, “Öldürmelerin altında İnönü imzası var” ya da genel ifadeyle, “İsmet Paşa sayesinde bu ülke çok bedel ödedi”.
Aynı Erdoğan, İsmet Paşa’nın ölüm yıldönümünde mesaj yayınlıyor, “Değerli siyaset ve devlet adamı, Cumhuriyet tarihimizin önemli şahsiyetleri arasında yer alan İsmet İnönü’yü saygı ve rahmetle yâd ediyorum”.
Bu mesajın dumanı tüterken, kardeşinin vefatı nedeniyle bu kez Süleyman Demirel’e taziye ziyaretinde bulunuyor. “Otur oturduğun yerde, seni bey sansınlar, ortalığı karıştırıyor” gibi çok ağır sözlerle, defalarca yine durup dururken sataştığı Demirel’e ziyaretinde, “İkazlarınız bize yol gösterecektir” diye iltifatta bulunuyor. Vay anasına sayın seyirciler. Aniden “herkesin Cumhurbaşkanı” olma provası, uzun sürmez, üç gün sonra yine ne cam kalır, ne çerçeve.


İşte ezdiniz


NUTUK her fırsatta yerinde, “Biz memurumuzu, emeklimizi, işçimizi enflasyona ezdirmeyiz, maaş artışları enflasyonun üzerinde olacaktır”.
Önceki gün 2014 yılı enflasyonu açıklanıyor, yüzde 8.17. Aynı gün bu yılın ilk altı ayı için işçi emeklisine yüzde 2.32, memurlara ve memur emeklilerine şimdi yüzde 3, temmuzda yüzde 3.63 zam veriyor AKP. Bu oranlarla işçi, memur, emekliler açıkça enflasyon altında eziliyor. Nutuklar bir kez daha boşa çıkıyor. İşçi, memur ve emekli için geçim iyice zorlaşıyor.

X