Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

O karne yüreğine saplandı

SİYAHLAR içinde, üç yıldır matem tutuyor, üç yıldır oğlunun sesini arıyor, oğlunun oturduğu sandalye, oğlunun yattığı yatak, oğlunun baktığı pencere, oğlunun gölgesi, oğlunun kokusu, oğlunun...

Dakikalarca bombalanan o uğursuz gece, Roboski, otuz dört yurttaşımızın kendi uçaklarının bombaları altında can verdiği geceden bu yana, o anne üç yıldır siyahlar içinde:
“Bu dünyada da hesap soracağım oğlumu öldürenlerden, peşini bırakmayacağım, öteki dünyada da elim onların iki yakasında.”
Nefesleniyor, devam ediyor:
“Özür bile dilemediler, ben onların kâbusu olacağım, oğlumla birlikte o kadar insan öldü, tek bir kişi bile yargılanmadı.”
Katliamın üçüncü yılında Roboski, Uludere, her şey çok taze.

‘UTANÇ GÜNÜ’

Roboski’ye girerken, bir binaya asılmış pankart hemen göze çarpıyor:
“28 Aralık AKP hükümetinin utanç günü olsun.”
28 Aralık uçakların insanlarımızı öldürdüğü gün. Bazı partiler 17-24 Aralık’ı “yolsuzluk haftası” ilan ederken, Roboski halkı da 28 Aralık’ı utanç günü ilan etmek istiyor, her 28 Aralık utanç günü, birileri yargıda hesap verinceye kadar.
Roboski’de üç yıldır doğan çocuklara bombalamada ölenlerin isimleri veriliyor. Onların anılarını taze tutmak adına. Halkın geçim kaynağı gece yarıları yine sınır ötesinden çay, şeker getirmek, onları satarak geçinmeye çalışmak.

KIRIK NOTLAR

Üç yıldır oğlunun yasını tutan ananın bir başka acısı var:
“Oğlumu öldürmüşler, sonradan okuldan karnesi geldi, baktım, çok kırık notu var. Bu nasıl öğretmen, karneyi ya hiç gönderme ya da hepsine iyi not yaz, çocuk ölmüş, hâlâ kırık not vermek ne işe yarar ki.”
İnsanlığı arıyorum, romanını yazmak için.

‘Bana heval deme’

TWEET’ler, fotoğraflar, “Devlet acz içinde” diye sevinmeler, yangın yeri gibi sahneler, kurşunlar, bombalar, ölüler.
Burası Cizre, çözüm süreci yeniden raya oturmaya başlarken, tıpkı 6-7 Ekim gibi, birileri yine sahneye çıkıyor. Hüda-Par ile PKK yine birbirine giriyor, devlet müdahale ediyor, Hüda-Par-PKK arasındaki sorun şu:
Hüda-Par çözüm sürecinde HDP ile birlikte siyasi aktör olarak masada oturmak istiyor. Silah çözümünü PKK’ya bırakıyor ama siyasi çözümde yer almak istiyor, çatışma buradan doğuyor.
PKK bunu istemiyor, Hüda-Par’da önce din, sonra etnik sorun geliyor. Anlaşamadıkları temel nokta bu. Çatışma buradan doğuyor, masada oturmak için aralarında silahlar konuşuyor. Son örnek Cizre, tehlikeli tırmanış.
PKK’nın kullandığı bir sözcük var, “heval”, yani arkadaş. Hüda-Par “Bana heval deme, biz Şeyh Said’in askerleriyiz” diyor, PKK ile araları o ölçüde kanlı bıçaklı.

Alev Alatlı’dan çok var

BİR zamanlar sıkı solcu, şimdi nasıl Tayyip Erdoğan için mangalda kül bırakmıyorsa, sol için de öyle. Bir zamanlar Başbakan Mesut Yılmaz’ın danışmanı, konuşmalarını yazıyor. Bir zamanlar Mesut Yılmaz’a “Mitterrand kitap yazdı, siz de yazın, isterseniz ben yazarım, sizin imzanızla yayınlanır” diyecek kadar yakın.
İktidar değişiyor, bu sözlerin sahibi, eski solcu Alev Alatlı da, değişime ayak uyduruyor, Erdoğan’a toz kondurmuyor. Sadece Erdoğan’ın peşinden koşmakla kalmıyor, geldiği kökeni inkâr ediyor, “Beyaz Türkler kaybetti, öldü” diyecek kadar, kendi ölümünü ilan ediyor.
Çok eskiden sol, sonra Mesut Yılmaz, yani merkez, şimdi Tayyip Erdoğan, yarın bakalım kim, bu da yazar duruşu. Ama ne duruş. Ülkemizde her zaman bol miktarda Alev Alatlı var.

X