Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Muhteşem isyan

BEŞ yıl üst üste para veriyor Alman ve Fransız bankaları ekonomik kriz yaşayan Yunanistan’a. Yunanistan bütçe açığı veriyor, açığı kapatmak için borç alıyor. Borcunu ödemek için tasarruf etmesi gerek. Harcamalarını kısacak, borcunu ödeyecek. Kemer sıkma politikası.
Nasıl kısacak harcamalarını? Yatırımları kesecek, ücretleri donduracak, emekli aylıkları artışında frene basacak. Gelirlerini arttırmak için de özelleştirmeleri hızlandıracak. Bunlar bankaların ültimatomu.
Yunanistan kemer sıkıyor, sonucu vahim, milli gelir düşüyor, üretilen malları satın alacak güç yok, işsizlik artıyor. Kriz daha derinleşiyor. Borcunu ödeyemiyor. Yeniden borç para gerek. Ayrıca, birikmiş borçların ertelenmesi gerek.
Ama bankalar bastırıyor: “Erteleme yok, kemer sıkmaya devem edersen, borç veririz”. Oysa ortada, kemer sıktıkça, milli gelir düşüyor, işsizlik artıyor, borç ödemek iyice imkânsız hale geliyor. Kısırdöngü, içinden çıkılmaz durum.
Çipras bu aşamada iktidara geliyor, halkına söz veriyor, “Kemer sıkmak yok”.


SAVAŞ HARİCİNDE


AB ve bankalar şahin, borcunu ödeyemedikçe, Çipras’a çullanıyor. O da güven tazelemek, halkını arkasına almak, elini güçlendirmek için referanduma gidiyor. Halka soruyor, “Kemer sıkmak mı yoksa hayır mı”. Halk büyük bir dirençle “Hayır, kemer sıkmak yok, bizi öldürmeden bizden borçlarınızı alamazsınız” diyor. Yerleşik düzene isyan.
Büyüklerin bu yenilgiyi kabullenmeleri kolay değil. Arka arkaya toplanmak, halkın kararını “yanlış” bulmak bunun göstergesi. Onlar hâlâ bastırıyor. Yararı olur mu, zor.
Avrupa’ya toptan kafa tutan direniş, savaş haricinde son yüzyılda örneği yok. Avrupa telaşlı, hem yenilgiyi tatmak, hem başkalarına
“örnek” olur kaygısıyla.


Çare: Borçların affı


YUNANİSTAN’ın bataktan çıkmasının çaresini başta bankalar, herkes biliyor: “Borçların bir bölümünü affetmek ve yeniden borç vermek”.
Kemer sıkmadan, ekonomiyi harekete geçirmek için bankaların yeniden borç vermesi gerek. Böylece milli gelir yeniden artacak, istihdam artacak, tasarruf artacak, borçlar ödenmeye başlayacak. Ekonomik olarak başka çare yok.
Bankalar buna yanaşmıyor ve kendi siyasi liderlerini Atina’yı sıkıştırmaya zorluyor. Yunan halkı “Hayır” demiş, onu temsil eden siyasal irade, Çipras, bunun öncülüğünü yapmış, bu saatten sonra çok zor.
Yirminci yüzyıl boyunca herkesin önünde eğildiği bankalar, sol terminolojiyle, finans kapital ilk kez böyle bir direnişle karşılaşıyor. Büyük merakla izlenmeye değer, Atina’yı çoktan desteklemeye değer.


İki ‘yüzde altmış’


7 Haziran Türkiye, 5 Temmuz Yunanistan, biri genel seçim, diğeri referandum, iki sandıktan da yüzde altmış çıkıyor.
Türkiye’de halkın yüzde altmışı AKP’den bıkmış, muhalefetin bir araya gelerek iktidar olmasını istiyor, bunu yürekten bekliyor. MHP kendisinin de dahil olduğu yüzde altmışı hüsrana uğratıyor, meydanı yüzde kırka bırakıyor.
Yunanistan’da ise, bizdekinin tersine, yüzde altmışın dediği oluyor. Yunan halkı kemer sıkmaya yüzde altmış “Hayır” diyor. Başbakan Çipras, zaten bu politikanın öncüsü, yüzde altmışın isteğine uygun, adımlarına devam ediyor.
“Yüzde atmışın” orada ikinci sonucu daha var. Referandumu genel seçim gibi kabul eden muhalefet lideri Samaras yüzde kırkta kalıyor, yenilgi sonrasında çekiliyor.
Yunanistan tarihten bugüne “demokrasinin beşiği”. Burası ise hiçbir işe yaramayan saçma sapan manevraların beşiği, dikta eğilimleri de cabası. Bu birkaç sözcükle ifade edilen fark, aslında bir kaç yüz yıllık fark.

X