Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İntihar gibi

‘DENİZE sıfır’, yok dağın başında, denizi görüyor, yok görmüyor, yolun üstünde, duvara karşı, yokuşun tepesinde, inişin dibinde, cadde ortasında kendi halinde evler, 200 bin liradan başlıyor ya da lüks villalar 1.5 milyon dolara kadar, her türde, her boyda binlerce satılık ev.

Bodrum’dan İzmir’e doğru kıyılarda ve dağlarda, bir zamanların mandalina ve portakal bahçelerinde, zeytinliklerde bitmez tükenmez inşaat. Sadece Bodrum’da satılık otuz bin ev, İzmir’e doğru toplam sayı otuz beş bine varıyor, satılık, alan yok. Üç duvarı, iki demir çubuğu ile iskelet halinde dağın başında, kim bilir kaç yıldır öyle duruyor, kooperatif evleri. Ya da tripleks villalar, satılmıyor, çürüyor, korkuluk gibi. Kim izin veriyor bunlara, nasıl veriyor. Yüzlerce fabrika ve baraj için harcanacak para beton yığınlarına gömülmüş, ekonomi tarihinin rekor israfı, rant uğruna. Ne ağaç kalıyor, ne bahçe, ne yeşil, ne kıyı.

KURAKLIK

İntihardan farksız. O kadar bahçeyi kes, ormanı yok et, dağı, bayırı betona göm, elbette kuraklık. Değil dağlarda, bir zamanlar yol üstünde bile gürül gürül akan dereler şimdi cılız su birikintisi. Yer yer yanan ormanlar. İklim elbette değişir. Elbet kuraklık.
Demokrasinin, kuvvetler ayrılığının, yolsuzluk iddialarının hali malum. Yeni bir iktidar ile belli sürede taşları yerine koymak mümkün. Ama, iklim değişikliğinin sonuçlarını yok etmek çok uzun yıllara uzanıyor. Asıl felaket yolda, intihar gibi.
Hâlâ Tayyip Erdoğan’a oy vermek mi?


Bıktırdı

TÜRKİYE’nin her yerinde olduğu gibi, Ege’nin pek çok kasabasında, kentinde, hemen her yol başında, her direkte, çeşit çeşit Erdoğan posterleri. Çocuklar, gençler, yaşlılar, aileler Erdoğan’ı işaret ediyor. Bu posterlere oluk oluk para akıyor. Halk merak ediyor, kaç lira harcandı, nereden karşılandı? Ayrıca, helikopterler, arabalar, otobüslerle mitinglere taşınan insanlar, hangi parayla, kaça?
Posterler, medyada her gün Erdoğan, orada konuşma, burada miting, Ege için söylüyorum, son günlerde kent ve kasabalarda dolaşırken Erdoğan’dan bıkkınlık geldiğini görüyorum. Beyin yıkama faaliyetinden insanlar bıkmış vaziyette. Ters teperse, şaşmam.


İkinci operasyon

POLİSE yapılan ilk operasyon sonrasında, telefonumda akşamdan sabaha 122 mesaj, zaman geçtikçe mesaj sayısı 500’e ulaşıyor: “Polis yakınlarının ve adaletin çığlığı olmanızı bekliyoruz. Hukukun katledildiği bugünlerde özgürlükleri ellerinden alınan polislere karşı hukuktan yana tavrınızı bekler...” Demokrasi ve adalet vurgusu yapılan çeşitli mesajlar. Dün ikinci operasyon, polisin polisi gözaltına aldığı, savcının savcıyı soruşturduğu bir ülke. Bizi bugünlere getirenlerin gözü şimdi Çankaya’da.
Adaletin bu mu dünya?


Türkiye ‘mahkûmiyete’ doğru

CUMHURBAŞKANLIĞI seçimlerinin tarafsız, hilesiz ve hurdasız yapılıp yapılmadığını denetlemek üzere Türkiye’ye gelen AGİT heyetinin raporu çok olumsuz. TRT başta, medyaya baskıdan başlıyor, Yüksek Seçim Kurulu kararlarını, seçim yarışında ölçüsüz rekabeti fena halde eleştiriyor, özetinde “Böyle demokratik seçim olmaz” diyor.
AGİT, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ne yazar? Çok yazar. Onun raporunu daha şimdiden Avrupa Birliği ve Amerika almış bulunuyor. İki ay sonra AB raporu, derken ABD raporu, Türkiye bir kez daha uluslararası alanda mahkûm.
Bunun önce siyasal sonuçları olur, Türkiye’yi kimse ciddiye almaz, şimdi Amerika’nın randevu vermediği gibi, hiçbir Batılı ülke Türkiye ile görüşmek istemez. Ardından işler daha sertleşir, ekonomik yaptırım tehditleri.

X