Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gölgedeki adam: Davutoğlu

IŞİD terörü konuşulurken, devletin tepesindeki bir sohbette, “Afganistan burnumuzun dibine geldi” değerlendirmesi yapılıyor.

Tam bir dış politika eleştirisi. Buna rağmen, o politikanın sorumlusu Ahmet Davutoğlu başbakan adayı. Tayyip Erdoğan’ın bu tercihi ve yaşadığımız sürecin kodları var.
-Erdoğan AKP’den elini çekmiyor ve asla çekmeyecek. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra partiye vaziyet etmeseydi, başka biri çıkabilir, Davutoğlu kabine dışında bile kalabilirdi. Davutoğlu’nu sıkı markaja alacak. Yeni kabineyi Erdoğan belirleyecek, hükümete o yön verecek. Çünkü, partiye her zaman ihtiyacı olacak.
-Yolsuzluk iddialarını yine Erdoğan kontrol edecek. Paralel yapıyla mücadele ettiğini söylediği Davutoğlu, bu kontrolde Efkan Ala ve Bekir Bozdağ ile birlikte çalışmayı sürdürecek. Meclis’te hasır altı edilen yolsuzluk fezlekeleri bir süre sonra ortaya çıkacak. Bunların kontrolünün devamı gerek.


BATAKLIK


-Erdoğan’dan kalma ve devam eden sayısız hukuk ihlalleri var. En son ihlal Anayasa çapında. YSK 15 Ağustos’ta Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildiğini ilan ediyor, Erdoğan’ın istifası gerek ama oralı değil. İhlallerin temizlenmesinde Davutoğlu’na güveniyor.
-Dış politika bataklığı. Dış politikayı Erdoğan ve Davutoğlu birlikte yürütüyor. Belki bir paradoks, saplandığımız dış politika bataklığında bundan sonra Erdoğan sorumluluğu Davutoğlu’na yükleyebilir. Erdoğan’ın dış politikayı kendisi gibi izleyecek birine ihtiyacı var, ama davul çalmayı Davutoğlu’na bırakacak, aradan sıyrılmayı deneyecek. Çünkü, bataklık uluslararası alanda hesap verecek ölçüde feci.


HAYALLER


Çok yakın bir arkadaşım Davutoğlu’nun üniversiteden hocası. O anlatıyor:
“Politikaya girdiğinde de, üniversitedeki halini gördüm, hiç değişmemiş. Kendisiyle dolu, egosantrik, bir şey sorulduğunda uzun uzun anlatan, hayalleri ile yaşayan biri. Dünyevi değil, uhrevi bir kimlik. Koyu İslamcı. Her zaman iddialı, iddiası gerçeğe dönüşmediğinde, yeni hayaller peşinde. Kendisi gibi düşünmeyenleri ötekileştirir, hiç unutmaz. Buna karşılık çalışkan, ödevlerini gayet iyi yapar”.
Her açıdan, tam Erdoğan’a göre, gölgedeki adam. Ancak iki sorun var, parti tabanı yukarıdan zorlamayla onu ne ölçüde benimseyecek; gölgedeki adamı halk nasıl kabullenecek. “Yeni Türkiye” dedikleri bu. Çankaya’da her şeye egemen Cumhurbaşkanı, aşağıda gölgede bir başbakan. Hepimize hayırlı yolculuklar.

Rotamız ‘değerli yalnızlık’


ORTADOĞU kan gölüne dönmüş, Türkiye, Suriye’ye bakıyor, orası kapalı, Mısır, Irak, İsrail kapalı. Gezi olaylarında polisin orantısız güç kullanımını protesto eden AB’ye karşı, Tayyip Erdoğan “Avrupa Parlamentosu kararını tanımıyorum” diyor. Türkiye, Kıbrıs’ta Rumlara 90 milyon Euro ödemeye mahkûm edildiğinde, Ahmet Davutoğlu “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararını tanımıyorum, uygulamayacağız” diyor. Batı’dan kopuş.
Amerika ile aylar süren gerginlik, AB ile benzer durum, “Bizi Şanghay Beşlisi’ne alın” diyecek ölçüde uygarlıkta geri adımlar. Bunlar eleştirilince, Başbakan Danışmanı yüz yıldır görülmeyen bu kopuşa “Değerli yalnızlık” diyor. Mimarı Ahmet Davutoğlu. Onun Dışişleri Bakanı olduğu son beş yıla bakınca, bundan sonraki rota da belli, “değerli yalnızlık”.

28 Şubat gibi


BAŞBAKAN ve AKP genel başkan adaylığı açıklandığında Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasından bir cümle: “AK Parti bir neslin hareketiyle başlamıştır, ama nesillerle ve asırlarla sınırlı değildir. Asırlar boyu sürecek bir hak ve adalet mücadelesinin adıdır”.
Bu sözler 28 Şubat’ı andırıyor. Dönemin Genelkurmay Başkanı o tarihte ne demişti: “28 Şubat bin yıl sürecek”. Bin yıl ne kelime, on beş yılı dolmadan 28 Şubat’ın tek bir izi bile kalmıyor. Madem çok okuyan birisi, Davutoğlu 28 Şubat’ı bir kez daha okusun.

X