Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ey ahali Kissebükü gidiyor

KARADA ve denizde miting iki hafta sonra, şimdilik altı bin ıslak imza eşliğinde, hedef Bodrum Kissebükü Koyu. Sonra yolculuk Ankara’ya. Kissebükü’nün imara açılmasını önlemek için süren mücadele 23. yılını tamamlıyor.

Tam 23 yıldır birileri Kissebükü’nün otel, motel, vs ile ırzına geçmeye çalışıyor, çevreye duyarlı insanlar da, buna izin vermiyor. Ama, ibre galiba yavaş yavaş “onlardan” yana dönüyor.
Kissebükü ile ilgili bu dördüncü yazı. Kissebükü ender
bakir kalmış, “Mavi Yolculuğun” maviliğine en anlam veren koylardan biri. El
değmemiş, ormanın denizle birleştiği, filmlerdeki gibi koylardan biri. Doğal güzelliğine ek, birinci derece tarihi sit alanı, imara kapalı.

HIZLI İMAR

İmara kapalı mı, bir yönetmelik, bir ham hum şaralop, Ankara’da imar planı değişiverir. Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon basın toplantısında: “İmar çalışmalarımızı hızlı bir şekilde devam ettiriyoruz. İnşaat yasağının sonuna gelmeden İmar Müdürlüğü’nü devreye sokarak yatırımcımızın, evini yapacak arkadaşımızın yanında olacağız” diyor.
Bu açıklama mimarları ve Bodrum Deniz Ticaret Odası’nı rahatsız ediyor. Bodrum’da yeni bir yapılanmaya gidildiğinin işareti olarak anlaşılıyor. Oda toplanıyor, özellikle Kissebükü’nü kurtarmak üzere. Davetli olduğu halde, Kocadon toplantıya katılmıyor. Mimarların ve Deniz Ticaret Odası’nın canı buna da sıkılıyor.

ALARM

2013’te yasa değişiyor, Kissebükü’ne beş yıldızlı, bin yataklı otel yapımı için tahsis veriliyor. Çevreciler tahsisin iptaline çalışıyor. Bu sırada Bodrum’a “ÇED raporu gerekli değildir” diye bir yazı geliyor. Kissebükü için alarm zilleri iyice çalmaya başlıyor.
Kissebükü’nde büyük rant var, Kissebükü düşerse, Bodrum’da kalan son doğal koylardan biri imara açılmış olacak, gerisi gelecek. Kissebükü çevreyi korumanın simgesine dönüşüyor. O simge kırılsın, orası işgal edilsin ki, geriye kalan her yer imara açılsın. Hoyrat, gözü doymaz, tarih ve çevre tanımaz rant hırsı.
Kissebükü için bundan sonra yazacağım yazı, umarım Kissebükü’nün ölüm ilanı olmaz.

Devlet lüks içinde, ya yurttaş


2014 yılında devlet taşıtlar için “günde bir milyon 345 bin lira”, hizmet binaları için “günde 874 bin lira kira” ödüyor. İyi para. Son üç yılda binalara ödenen toplam kira “802 milyon”, taşıtlara ödenen para toplam “1 milyar 72 milyon lira”. Bunlar resmi rakamlar. Lüks içinde yüzen bir devlet.
Neden bu kadar çok araç ve bina kiralanıyor? Hangi bakanlık ve devlet kurumları kiralıyor? Geçmiş iktidarlarda bu kadar çok kiralama var mı? Ahmet Davutoğlu tasarruf çerçevesinde yerel yönetimler ile valiliklere plaket verme yasağı getiriyor. O plaketlerin maliyeti devede kulak. Sen bina ve araç kiraları için ödenen paraya bak.
Lüks içinde yüzen devletin yurttaşları ne durumda? Kasım ayında tek kişinin yoksulluk sınırı 2 bin 29 lira 68 kuruş. Dört kişilik ailenin asgari geçim haddi 4 bin 109 lira 88 kuruş. Son bir yılda bir kişinin yoksulluk sınırı 190.29 lira, dört kişilik ailenin asgari geçim haddi 432.24 lira yükseliyor, hayat daha pahalı hale geliyor.
2 bin 185 lira alan bir memur, maaşının yüzde 71’ini gıda ve kiraya ayırıyor. Ulaşım, ısınma, haberleşme, temizlik, giyim gibi zorunlu ihtiyaçlar için aileye 622 lira kalıyor.
Lüks devlet orada, kuruşunu hesaplamak zorunda kalan yurttaşı burada. Akhilleus’un topuğu bu çelişkide.

X