Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Davutoğlu’ndan RTÜK çiçeği

SANKİ Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın planı gibi görünüyor ama yine Akdoğan’ın ağabeyinden gelen talimata benziyor. RTÜK’te başkan oyunu.
RTÜK malum, AKP’nin TV ve radyolarda eli ayağı, Hazret seçimde saatler boyu AKP adına kampanya yapıyor, RTÜK ve YSK buna sessiz kalıyor. Seçim sonrasında RTÜK’te denge değişiyor. Dörde karşı beş üye ile temsil edilen AKP’nin üye sayısı dörde düşüyor, diğer üç parti çoğunlukta.
RTÜK Başkanı, AKP üyesi Davut Dursun’un süresi doluyor. Yeni başkan AKP dışındaki partilerden birinden olacak. Bunu önlemek üzere, iddiaya göre: Yalçın Akdoğan Dursun’un istifa etmesini, RTÜK’ün hemen yeni başkan seçmesini istiyor, AKP kontenjanından gelen Hamit Ersoy’u. Ersoy sağlam bir AKP’li, eşi Lale Ersoy AKP MKYK üyesi.

AYIP PLAN

Çok nezaketsiz. Sen orada çoğunluğu kaybetmişsin, başkanlığı kaybedeceksin, bunu önlemek üzere, “cin fikrinle çirkin bir manevraya” giriyorsun, çok ayıp. Kendini ele veriyorsun.
Çirkinliği fark eden CHP, MHP ve HDP acele devreye giriyor. Grup başkanvekilleri Akdoğan’la görüşüyor: “Yaptığınız çok yanlış, nezakete sığmıyor”. Akdoğan kem küm, belli ki, böyle bir plan var.

DAVUTOĞLU HABERSİZ

İlginç gelişme, önceki gece yarısı. Yeni milletvekilleri yemin ederken, CHP, MHP, HDP Ahmet Davutoğlu’na ulaşıyor.
Davutoğlu şaşkın, haberi yok, diğer üç partiden öğreniyor çevrilmek istenen dolabı. Kısa süre sonra üç partinin yetkili isimlerine dönen Davutoğlu: “Merak etmeyin, böyle bir şey olmaz”. Bu durumda:
Başbakan Yardımcısı’nın Başbakan’a bilgi vermeden böyle bir işe kalkışması zor. O zaman tezgâhın adresi belli. Üstelik, Davutoğlu’nu devre dışı bırakarak.
Davutoğlu’ndan diğer üç partiye “çiçek”. Daha koalisyon görüşmeleri başlamadan, bu gibi küçük oyunlar her şeyi güçleştirir. Davutoğlu bunu önlüyor. Önlüyor ama dönüp arkasına bakamıyor, ne zaman, ne olacağını bilmiyor.


Cüneyt Ağabey: Ustalara saygı


“ANLA artık beni”, telefondaki bu üç sözcük beni meslek onurumdan vuruyor. Koca Cüneyt Arcayürek bir süredir işsiz, Cumhuriyet’e gelmek istiyor, ben Ankara temsilcisi, yıl 1985. Cüneyt Ağabey işsiz kalacak ha, bunu benim çözmem gerek, meslek onuru adına.
Aynı gün Uğur Mumcu bana geliyor, tartışmalı bir gerekçe ile Cüneyt Ağabey’in aramıza katılmasına itiraz ediyor. Genel Yayın Yönetmeni Hasan Cemal’i arıyorum, “Ne diyorsun?” Hasan Cemal, Uğur’la karşı karşıya gelmek istemiyor, Cüneyt Ağabey’e itirazı yok, birlikte çok gazetecilik yapmışlar, yine de topa girmiyor, “Nadir Bey’le konuş”.
Hasan’a kızıyorum ancak yapacak bir şey yok, Cumhuriyet’in patronu Nadir Nadi Bey’i arıyorum, Nadir Bey müthiş nazik: “Onunla çalışacak olan sensin, karar sana ait”. Nadir Bey’e teşekkür ediyorum, Cüneyt Ağabey Cumhuriyet’te.
Birlikte çalıştığımız dört yıl, Cumhuriyet’te vazo kırılıncaya kadar, Cüneyt Ağabey ile günde on kez konuşuyoruz, sadece haber, sadece gazetecilik. Her sabah baş başa, “Bugün neyin peşine takılalım” arayışı. “Sen onu ara, ben diğerini ararım” paslaşması. Cüneyt Ağabey alıngan, insan ilişkileri zor ama sapına kadar dürüst, birlikte gazetecilik çok keyifli.
Bir TV’de her hafta “Ustalara Saygı” başlığı ile ünlü yönetmenlerin filmleri gösteriliyor. Cüneyt Ağabey bu başlıkta anılmayı çoktan hak edenlerden biri. “Ustalara Saygı” artık mazide kalmış olsa da herkese tavsiye ediyorum, bin bir anıyla Cüneyt Ağabey’i aynı saygıyla uğurluyorum.

X