Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Davutoğlu’na iddianame

GEZİ olayları patladığında Tayyip Erdoğan Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’ı arıyor, hayli öfkeli: “Şu Çarşı’ya sahip çık, nedir bu yaptıkları”.

Aynı çArşı bir sivil toplum kuruluşu olarak dünyanın önde gelen üniversitelerinde araştırma konusu. Bilim ve politika dünyasının ilgi odağı. AKP’nin ilgisi de eksik değil:
-çArşı davası tam on yedi aydır sürüyor, otuz beş kişi tutuksuz yargılanıyor, iddianame yeni açıklanıyor.
-çArşı’nın bazı üyeleri aylardır her hafta imza atmaya karakola gidiyor.
-Bazı üyeleri elli bin lira kefaletle serbest bırakılıyor.
-Durup dururken bir iddianame, silahlı örgüt, darbe, vs, Balyoz ve Ergenekon benzeri.


ÜÇÜNCÜ SAVCI


Balyoz ve Ergenekon benzetmesi boşuna değil, çArşı davasında daha önce iki savcı değişiyor, bu üçüncü savcı. Dün bazı çArşı üyelerini dinliyorum: “Geçen yılki gibi, bu yıl da Beşiktaş üzerine oynamaya başladılar, Beşiktaş’ı kesmek istiyorlar, bize de tahammül edemiyorlar. Oysa, biz şimdi takıma düzgün bir ruh, sosyal faaliyetleri daha yoğun yeni bir oluşum için çalışıyoruz, çArşı’dan daha fazla ses getirecek bir oluşum. On milyon çArşılı var, bu iddianame on milyon insana açılmıştır, çArşı ile hiçbir bağlantısı olmayan iddialar.” Çimleri ezmeyen, camları kırmayan çArşı da “yeni Türkiye” palavralarından nasibini alıyor. Erdoğan “Herkese elimi uzatıyorum” diyor, tokalaşma yerine tekme-tokada devam.


BEŞİKTAŞLI


Aslında bu iddianame Ahmet Davutoğlu’na, a) kendisi fanatik bir Beşiktaşlı, b) geçen yıl Gezi sırasında yabancı gazetecilere çArşı’yı övüyor.
Ama, el elden üstün, Gezinin hıncı bitmiş değil. Emir demiri kesiyor, Davutoğlu daha ilk rauntta mindere seriliyor.


İdolümüz: Sencer Hocam


-ÖĞRENCİSİNE güveniyor, arkadaş olmasını biliyor, öğrencinin dürüstlüğüne inanarak, sınav sırasında kitap okumaya dalıyor. Gün görmüş, spor kıyafeti, nezaketi, bilgisi, derin kültürü ile öğrencilerinin ve meslektaşlarının gönlünü kazanmış Marksist bir iktisatçı, Sencer Divitçioğlu.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde rahmetli İdris Küçükömer ile paylaştığı iktisat kürsüsü, orada öğrencilik yıllarımda, bizlerin en sık uğradığı, popüler yerlerden biri. Kapısı bize hep açık. Özümsediği analitik ve özgür düşünce yapısını öğrencilerine aktarmaya çaba gösteren bir bilim adamı. Yazdığı Mikro İktisat Türkiye’de kendi alanında ilk. Asya Tipi Üretim Tarzı kavramını Türkiye’ye getiren kişi. Osmanlı toplumunu ATÜT ile açıklamaya çalışıyor.
Uzun uzun Marx’ı inceliyor, Marx’ta büyüme üzerine kitap yazıyor. Sonraları kendisini tarihe veriyor, Marksist iktisat açısından Türk ve Osmanlılar üzerine araştırmalar yapıyor. O kitaplardaki dil, özgün Türkçe, pek çok yeni öz Türkçe sözcük ve kavram üretiyor, okumakta zorlandığımı hatırlıyorum. Osmanlı toplum yapısını matematik formüllere ve Marksist analize uyarlama çalışmaları.
Engin hoşgörüsü, Marx’vari, çubuğu tersinden yakan, doyum olmaz keyifli sohbetlerinde uzun uzun düşündüren Sevgili ve Sayın Hocam, bizler, sizin öğrencileriniz, aramızdan ayrıldığınız için çok üzgünüz. Son yıllarda pek görüşemedik ama kolum, kanadım kırıldı Hocam. Sizi hep güler yüzünüzle ve bilgeliğinizle anacağız Hocam.

Çelik’e şaşıyorum

-HÂLÂ koltuğunda oturuyor, daha geçen hafta Çalışma Bakanı Faruk Çelik yine nutuk atıyor, “İş güvenliği bakımından İstanbul önemli bir aktör olacaktır” diyor, o aktör son olarak on işçiye daha mezar kazıyor.
Geçen yıl raporunda “İş kazaları yüzde yirmi azalacaktır” diyor, azalmak bir yana, iş kazaları yüzde 456 artıyor. İnşaatlar, tersaneler, madenlerden ölüm fışkırıyor, ardından “Onlar şehittir” safsataları. Denetim ve kural yerine, ahbap çavuş ilişkileri. Çelik döneminde iş kazalarında hayatını kaybeden işçilerin sayısı binleri aşıyor, büyükleri onun istifasını istemiyor, vicdanı da mı onu rahatsız etmiyor?

X