Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bozdağ aynaya baksa

ASKERİ darbeden farksız, sıkıyönetim getiren yasa teklifi görüşülürken, Meclis’te “saray tartışması” çıkıyor. İki gün önceki tutanaklardan:

Levent Gök: “Ankara 5. İdare Mahkemesi’nin arazinin birinci dereceden üçüncü dereceye sit alanına düşürülmesi ve açılan yolların nâzım imar planına aykırılığından dolayı yürütmeyi durdurma kararı vardır”.
Bekir Bozdağ: “5. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma vermiş ama Bölge İdare Mahkemesi bunu kaldırmıştır”.
Gök: “Ne zaman kaldırıldı Sayın Bakan?”
Bozdağ: “İki karar da burada, ben sana vereyim”.
Oturuma ara veriliyor, Bozdağ bürokratlarıyla toplanıyor, sonra Gök’ün yanına geliyor, “Özür dilerim, bana yanlış bilgi verilmiş, Bölge İdare Mahkemesi itirazı reddetmiş, yürütmeyi durdurma devam ediyor”.
Gök iki kişi arasında geçen bu itirafı yeterli bulmuyor: “Kürsüden söyleyin”. Bozdağ kürsüde, tutanaklardan: “Bürokrat arkadaşlar bana yanlış aktarmış, düzeltiyorum. 5. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararına itirazını, bölge idare mahkemesi reddetmiştir”.
Olay şu: 1 milyar 370 milyon TL harcanan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın kaçak olduğu iddiası var. Çünkü, Ankara 5. İdare Mahkemesi inşaatı durdurma kararı veriyor, Adalet Bakanı Bozdağ durdurmayı üst mahkemenin kaldırdığını söylüyor. CHP’li Gök kararı görmek isteyince, Bakan “Bana yanlış bilgi verilmiş, üst mahkeme kaldırmamış” diyor. Bakan zorda, ama ne gam. Fiyasko sonrası tutanaklardan:
Mahmut Tanal: “Yürütmeyi durdurma kararına rağmen, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni vermek sahte evrak düzenleme suçudur”.
Turgut Dibek: “Adalet Bakanı sarayın kaçak olduğunu itiraf etmiştir”.
İki gerçek var: 1- Saray kaçak. 2- Adalet Bakanı kaytarmaya çabalıyor, sıkışıyor, düzeltmek zorunda kalıyor. Hâlâ o koltukta nasıl oturuyor? “Yeni Türkiye’de” oturur. Bozdağ aynaya baktığında ne görüyor? Yoksa, aynaya küs mü?

İbretlik ‘rica’ belgesi


17-25 Aralık Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu Başkanı Hakkı Köylü’nün yayın yasağına dönük
Başsavcılığa gönderdiği yazının metni şöyle:
“(...) Soruşturmanın gizliliğini ihlal edecek, masuniyet karinesini çiğneyecek şekilde mütemadiyen yayın yapıldığı müşahede edilmiştir. Soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi, ilgililerin lekelenmeme haklarının korunması zımnında (...) soruşturma bitim tarihi olan 27.12.2014’e kadar yazılı ve görsel medya ile internet ortamında yayın yasağı aldırılarak, komisyonumuza ivedi gönderilmesi rica olunur”.
Savcılıktan “rica” ediyor. Yazının ekinde, yolsuzluk haberlerinin yer aldığı otuz bir gazete kupürü var. Tarih hep hatırlasın.

Selam olsun hepinize

AVRUPA İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) Meclis’e yasak koymakla ilgili tek bir dava yok, 47 ülke arasında. 47 ülke böyle bir yasak bilmiyor, Rusya dahil, biz AKP sayesinde yaşıyoruz. Günümüzde yolsuzluk iddialarını yazmak suç. O nedenle dava açılan, hapisleri istenen meslektaşlarımız var. Benim bildiğim İbrahim Yıldız, Aykut Küçükkaya, Can Dündar, Ahmet Meriç Şenyüz, Mehmet Demirkaya, Aysun Yazıcı, Ali Cemal Karabudak, Barış İnce, Hüseyin Özay, Özer Sürmeli soruşturmanın gizliliği ile adil yargılamayı ihlal iddiası ile yargılanıyor. Yasak medyayı aşıyor, Meclis’e taşınıyor. Yasağı tanımayan gazete, TV ve internet sitelerine, yasağı eleştirenlere, Hürriyet’in dünkü başyazısına selam olsun.

‘Gazeteciden’ militanlık ilanı


YANDAŞ medyada kovulanlardan Yusuf Ziya Cömert TV’de kimliğini ilan ediyor: “Biz bir davanın içindeyiz, onun için doğduk, büyüdük”. Gazetecilik kisvesi altında militanlık. Bu kisvede başarısızlık ön plana çıkınca, kendilerini kapı önünde buluyor.
Bir iddia var. Birileri yüksek tepelere yalvararak, bunların bir başka yandaş gazeteye alınmaları için devrede. Mesele, yüksek tepeleri ikna etmek.

X