Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Benim yargıcım seninkini döver

ÇEŞİTLİ illerde görev yapan ve eskiden yapmış yargıç ve savcıların dosyaları bir süredir inceleniyor, ilişkileri didik didik ediliyor, “O yargıç bizden mi, öteki savcı paralelci mi” araştırması.

O araştırma İstanbul’da farklı biçimde patlıyor, hukuku patlatarak.
Mahkeme karar veriyor ama uygulanmıyor. Kararı veren şu gruba karşı diğer grup mahkeme kararını yok sayıyor, yetmiyor, kararı veren yargıçları jet hızıyla görevden alıyor. Garip ama bu hukuk dışı gelişmelerden bazılarının yasada yeri var. 17-25 Aralık yolsuzluk iddiaları AKP’de panik yaratıyor, panik yeni düzenlemeler getiriyor. Yargıyı yürütmenin emrine veren, özel yasalar. Hukuka aykırı ne varsa yasalarda yeri var. Yasa izin veriyor ama hukuk devleti iflas ediyor.


SIRASIYLA


Meslektaşımız Hidayet Karaca ve 62 polisin tahliye kararı ile ilgili yaşanan hukuk faciası sırayla bize şunu gösteriyor:
- CMK 27/4 istediği kadar, “Mahkemenin verdiği karar kesindir” desin. Diyebilir, uygulanmıyor.
- Yargıç ve savcı teminatı ortadan kalkıyor. Yargıç ve Savcılar Yasası’nın 44. maddesi, hakkında soruşturma ve belge bulunmayan hâkim veya savcı azledilemez diyor. Karaca ve 62 polis hakkında tahliye kararı veren iki yargıç görevden alınıyor, bir müfettiş yarım günde haklarında belge hazırlıyor, yasada yeri var.
- Yargıç ve savcılar siyasi olarak birbiriyle çatışıyor.
- Tutuklu olan insanların hukuki güvencesi yok oluyor.
- Yargının yürütmenin emrine girdiğinin şok bir örneği.


BENZERİ YOK


Cumhuriyet tarihinde benzeri olmayan, üzerine doktora tezi yazılacak hukuk faciası. Bir ülkede bu kadar keyfi bir yönetim olursa, hiç kimsenin sığınacağı hukuk kalmıyor. Yeni Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın hükümeti, cemaati ve yargı dünyasını uyardığı gün. İstediği kadar uyarsın, daha önce de yüksek yargı organlarının başkanları, Türkiye Barolar Birliği başkanları aynı şikâyette bulunuyor. Kimin umurunda, keyfilik dur durak tanımıyor. Bu hukuk faciası karşısında hâlâ birilerini suçlamayı sürdürüyor. “Şuradan emir aldılar, elimizde belgeler var” gibi.
Tarihe not düşün, hukuk yok oldu, geçmiş olsun Türkiye.


On iki büyükelçi

- SON on yılda çeşitli tarihlerde, farklı sürelerle Washington, Paris, Bağdat, Vatikan, Viyana, Şam, Kahire, Tel Aviv, Libya, Stockholm, Sanaa, Lizbon büyükelçilerimiz geri çekiliyor. Ya ikili anlaşmazlık ya da o ülke Ermeni soykırımı dediği için. Dışişleri tarihinde böyle bir rekor yok. Dış politika çuvalladıkça, büyükelçiyi geri çek, ne işe yarıyorsa. O ülkelerin de hani çok umurunda.
“Ermeni soykırımı” dedikleri için madem o ülkelerdeki büyükelçileri geri çekiyorsun, Berlin, Moskova ve AB büyükelçilerini neden geri çekemiyorsun?


Kilisedeki Bozkır


- ERMENİ terör örgütü ASALA onlarca büyükelçi ve çeşitli görevlerdeki dışişleri mensuplarımızı öldürüyor. AB Bakanı, kırk yıllık dışişleri mensubu, eski büyükelçi Volkan Bozkır 24 Nisan’da Kumkapı’da anma ayini yapılan Ermeni Kilisesi’ni ziyaret ediyor. Bir bakanın o gün bu kiliseyi ziyareti elbette olabilir, anlamlı bir jest olmak üzere. Ama, bu ziyaret Bozkır’a düşmez, senin meslektaşların öldürülmüş, senin görevin ölenlere ve ailelerine saygı göstermek, gidip kilisede boy göstermek değil. Son günlerde pot üstüne pot kıran Bozkır’ı meslektaşları fena halde kınıyor.

X