Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Allah razı olsun’ oyları

14-15 yaşlarında erkek çocuğun başında takke, üstünde beyaz entari, buna karşılık aynı yaşlarda iki kız çocuğun başı açık.

Evin her yanından yoksulluk akıyor. Anne kapalı, “İş yok, güç yok, ölüyoruz, Allah razı olsun, devlet bize para veriyor”. Ayda üç yüz lira, “Allah razı olsun”, oylar AKP’ye. Burası İstanbul Maltepe. Fark etmiyor, Türkiye’nin her yerinde.
Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Ayşe Buğra sosyal yardımlarla ilgili nefis bir araştırma yapıyor. Ona göre, yardımların yüzde 67’si nakdi, yüzde 33’ü kömür, pirinç gibi ayni. Düzenli olan, düzenli olmayan yardımlar var. Amerika, Almanya gibi zenginler dahil, yoksullarına yardım yapmayan ülke yok. Türkiye’de yoksulluk çok yüksek, yoksullara son yıllarda yardım ciddi ölçüde artıyor.
AKP üç milyon yüz bin haneye, yaklaşık 11-12 milyon seçmen ediyor, ayni ve nakdi yardım yapıyor.


ELEŞTİRMEK YANLIŞ


Yardımlar “kamu sosyal harcamaları” faslından bütçeden, ayrıca belediyeler ve sosyal yardımlaşma vakıflarından yapılıyor. 973 sosyal yardımlaşma vakfı var. Ayşe Buğra’nın önemli saptamalarından biri: “Yardımları eleştirmek yanlış”. Onca yoksulluk varken.
AKP’nin oy deposu yardım yaptığı o yoksul kesim. Üç milyon yüz bin hane “İktidar değişirse yardım kesilir” kaygısıyla on yıldır oyunu AKP’ye veriyor. Yargının ele geçmesi, yolsuzluk, otoriter devlet, temel özgürlüklerin askıya alınması bu kesim için bir şey ifade etmiyor. Onlar aldıkları yardıma bakıyor.
Belki tam öyle değil, çünkü Ayşe Buğra’nın saptaması: “Yardım alanlar monolitik (tek parça) blok değil”. Yardım kesilebilir kaygısına rağmen, siyasal tercihleri değişebilir. Buna ek olarak, “sağlık ve ulaşım hariç, AKP’den şikâyet başlıyor”.

İKNA YOLU

Davutoğlu arka arkaya iki karar açıklıyor, “evi olmayanları ev sahibi yapacak yardım ve KOBİ’lere destek”. Yine yardım. Bu kez orta sınıfa.
Ayşe Buğra’nın bir saptaması daha: “AKP’de geniş bir veri tabanı var”. Kim, hangi durumda, biliyor. O verilere göre politika geliştiriyor.
Muhalefetin yöneleceği cephe belli, o yoksul kesimi yeni sosyal paketlerle ikna etmek.

Gemici ve Derviş’le devam


-TÜRKİYE’de yoksullara yardım 1985 sonrasında artıyor. En çarpıcı katkı sosyal demokrat bir bakandan, 2001 Ecevit kabinesindeki Hasan Gemici’den geliyor. AKP, yardım yöntemi açısından Gemici’nin açtığı yolu keşfediyor.
AKP’nin on iki yıldır ekonomi politikaları, yine bir sosyal demokrat, Kemal Derviş’in 2001 krizi sonrasında geliştirdiği ekonomik reçeteyi uygulamasına dayanıyor.
İdeolojik olarak “din” ile kitlelerin ruhunu okşamak, pratikte ise sosyal demokrat tezler. Gerisi ağır propaganda.

Romen yargıcın sorusu


-DOĞU Perinçek-İsviçre davasının AİHM’deki duruşması videodan izlendiğinde, birkaç nokta göze çarpıyor.
-Davaya popülarite kazandıran ünlü sinema oyuncusu George Clooney’nin avukat eşi Amal (Emel) Clooney savunmasında Ermeni soykırım tezlerine ağırlık veriyor. Dava ile ilgisi yok, Emel Hanım zayıf kalıyor.
-Savunma yapan diğer Ermeni avukat lafı uzatıyor, mahkeme başkanı “zamanı aştığını” söyleyerek uyarıyor. Öyle ki, Ermeni heyetinde arka sıralarda oturan bir Ermeni uyukluyor.
-Hukuk tekniği açısından duruşmaya damgasını vuran kişi AİHM heyetindeki Romen yargıç. Belli ki, soykırım davalarını iyi biliyor, örneğin Bosna-Sırbistan dosyasına çok hâkim. Romen yargıç İsviçreli avukata soruyor: “İsviçre’de soykırım suçunun sınırları nedir?” İsviçreli net yanıt veremiyor, lafı karıştırıyor. İsviçre’nin puan kaybettiği bir an.

X