Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ali İsmail’in kalbi ve annesi

CİĞERLERİ, beyni, diğer organları, kalbi kaç gram, görüntüsüyle birlikte.

Bu öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın otopsi raporu, mahkemede okunuyor, ekranda gösteriliyor, annesi orada. Korkunç bir sahne, hele de 19 yaşında oğlunu kaybeden bir anne için. Ali İsmail Korkmaz cinayetiyle ilgili karardan sonra annesinin “Bu mu adalet” feryatlarını izlerken, mahkemedeki otopsi sahnesini düşünüyorum.
İki polis on yıl on ay hapis cezası alıyor, “kasten adam yaralamaktan, yani öldürme kastı yokmuş”. Eski savcı, CHP milletvekili İlhan Cihaner mahkemeyi başından beri izliyor. Ona soruyorum. Cihaner: “Bırakın kasten adam yaralama, kasten adam öldürme, görüntüler çok net, eziyet ederek öldürmeye girer bu suç, cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Verilen ceza tam hukuk skandalıdır. AKP yargıçları şöyle karar verin diye aramıyor ama AKP’nin hoşuna gitmeyen kararları veren savcı ve yargıçlara sürgünler ortada. Sabah akşam ‘Gezide polis destan yazdı, Gezi iktidara darbedir’ derse, iktidar gözü kapalı, eylemcilerin peşine düşerse, vicdanlara ve hukuka aykırı bu gibi çok karar çıkar”.
Karar toplumdaki adalet duygusunu bir kez daha sarsıyor, hukuka inanç bir kez daha ağır yaralı. Ya karar sonrasında tepkisini gösterenlere polisin şiddeti? İnsanlar en acılı anında cop ve biber gazına maruz kalıyor.
Vicdan, insanlık, akıl yerlerde sürünüyor. Nefret almış başını gidiyor bu ülkede.

Hesaplaşma tepede

İLK oylama sonucu açıklandığında, Zafer Çağlayan’la ilgili, AKP’de yüzler mosmor. Muhalefet alkışlarken, AKP sessiz kalıyor, kaygı tavan yapıyor, acele “kriz masası” kuruyor, bir sonraki oylamada fireyi önlemek üzere. Masa kâr etmiyor, Muammer Güler ve Egemen Bağış oylamasında fire daha da artıyor.
Yoğun baskıya, seçim vaatlerine rağmen, AKP’den kulislere yansıyan sesler var: “Biz bu lekeyi yıllarca temizleyemeyiz”, “Bu yükten kurtulalım”, “Yüce Divan’da aklansınlar, biz neden aklayalım”.
Sayı başta 70’ten fazla, sadece Meclis’te üçüncü dönemini tamamlamış, bir daha seçilmeyecek olan milletvekilleri değil, gençler arasında da bu görüş hayli yaygın. Zaten baskı burada devreye giriyor.

HANGİ LONDRA

Tepede rahatsızlık var. Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu’nu toplamasını Davutoğlu istemiyor, Erdoğan bastırıyor. 1) toplantı, 2) Davutoğlu’nun açıkladığı Şeffaflık Yasası’na tepkisi, 3) ekonomik kararlara tepkisi, 4) Yüce Divan oylaması tepedeki uyuşmazlığın son bilançosu. Bu, oylamaya yansıyor. Dört bakan değil, sanki Erdoğan’ın tavrı oylanıyor. Kabul oyu verenlere anında “Hain” suçlaması bunun göstergesi.
Davutoğlu istediği kadar “Londra gezisi çok önce planlandı” desin, ertelemesi mümkünken oylamaya katılmıyor, Londra’ya gidiyor. Parti kimliğinin test edildiği oylamada genel başkan yoksa, bu tepede uyumsuzluğun başka bir işareti.

HAİN AVI

Dört bakanla ilgili oylama AKP’nin ikinci yenilgisi. İlk ciddi yenilgi 2003’te Amerikan askerlerinin Türkiye’den geçmesini öngören 1 Mart tezkeresi. Tezkere ret, AKP 100 fire veriyor. İkincisi Yüce Divan yenilgisi. Dört bakan Yüce Divan’a gitmiyor ama AKP 48 fire veriyor. Bu fire ilkine benzemiyor, bu parti kimliğinin sorgulanması. AKP’de işler artık zor. Tepede uyumsuzluk artarken, tabanda hain avı başlayabilir. Bazı AKP büyükleri bile suçlanabilir. Bu AKP yönetiminin krizi nasıl yöneteceğine bağlı, partiden kopmalar yeni bir partileşmeye kadar uzanabilir. Öfke ön plana çıkarsa, işler çatallaşır. Makul karşılanırsa, çatlak ortadan kalkmaz ama güvensizlik içinde seçime kadar tedirgin bekleyiş partiye damga vurur.

X