"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yalova’nın tartışmasız markası Atatürk’ün ‘Yürüyen Köşk’üdür

ATATÜRK’ün “Benim kentim” dediği Yalova’daki üniversitenin kuruluş logosu olan ‘Yürüyen Köşk’ resmi 2013 yılında gerekçesiz bir şekilde silinmiş ve yerine sağdaki Yalova’yı hiçbir şekilde yansıtmayan başka bir logo kullanılmaya başlanmıştır.

 

Yalova’nın tartışmasız markası Atatürk’ün ‘Yürüyen Köşk’üdür

 

Konu tarafımdan 5 Eylül 2016 tarihinde rektörlük ile görüşülmüştür. Rektörlük eski tasarımın tekrar kurumsal logo olması konusunun üniversite senatosunda değerlendirileceği açıklamasını yapmış ama hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir. Yürüyen Köşk sadece Yalova’nın değil dünyanın en özel köşküdür. Bir ağacın dalı kesilmesin diye metrelerce yürütülen bir köşk, dünyanın başka hiçbir yerinde yoktur. Dünyada hiçbir önder, Atatürk gibi böylesine önemli çevresel bir mesaj vermemiştir ve bu mesajın bahşedildiği kent Yalova’dır. Köşkün Yalova’da bulunması, Yalova için çok büyük bir onurdur. Atatürk, dünyada çevrecilik mesajı veren ilk önderdir. Bu çok büyük bir değerdir, çok büyük kıymettir. Şimdi çok sayıda kişi ve kuruluş merakla üniversitenin alacağı kararı beklemektedir. Bir bilim yuvası olan bir üniversitenin böylesine önemli bir konuyu görmezden gelmesi ve yok sayması kabul edilemez.

 

(‘Yürüyen Köşk’ doğa sembolüdür ve Yalova’nın tartışmasız markasıdır. Ata yadigârı olan köşkün, 2017 yılı UNESCO Dünya Kültür Mirası adayı olması nedeniyle orijinal logo bugün daha büyük bir önem kazanmıştır.)

 

Metin ERDOĞAN

 

 

MONDROS’LA GELENLER LOZAN’LA GİTTİLER...

 

 DÜN İstanbul’un kurtuluşunun 93. yıldönümü idi. Kutlu olsun. Dünyanın en güzel kentlerinden İstanbul 6 Ekim 1923 tarihinde düşman işgalinden kurtulmuştu.

 

Osmanlı hükümetinin 30 Ekim 1918’de imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşması’na göre başlayan İtilaf kuvvetleri işgali TBMM hükümeti tarafından imzalanan Lozan Barış Antlaşması gereğince tam 4 yıl 10 ay 23 gün sonra, 6 Ekim 1923’te sona erdi.

 

İlber Ortaylı diyor ki: “Türkler yorucu Balkan ve 1. Dünya Savaşı’ndan sonra yenilgiyi kabul etmek ve düşmanlarının insafını beklemek veya direnmek arasında seçim yapmalıydı. Türkler bu seçimi yaptı, direndi.”

 

BERNA YILMAZ, KENT ÜNİVERSİTESİ’Nİ KURDU

 

KENT Üniversitesi önümüzdeki akademik yılda hizmete girecek. Engelsiz Eğitim Vakfı’nın çalışmaları ve misyonu ile uyumlu (bayanların ve engelli bireylerin toplumda desteklenmelerini de eğitim politikalarının bir parçası olarak kabul eden) bir anlayışı hayata geçirmek üzere bir yükseköğretim planlanıyor. Üniversite, ilk 5 yıl içinde 3 fakülte, 2 yüksekokul, 2 meslek yüksekokulu, 2 enstitüden oluşan bir akademik yapılanma hazırlıyor.

 

Mütevelli heyetinin hemen tamamı kadınlardan oluşuyor. Berna Yılmaz başkanlığındaki heyette Saime Toptan, Gülcan Erten, Ceren Yılmaz ve İrem Aşçıoğlu bulunuyor. Uluslararası bilim dünyasının önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak rektör olarak görev yapacak.

 

Bilimsel üretimde iddialı, sanat ve tasarımda kurumsallaşmış, uluslararası akreditasyon sahibi, topluma dönük, toplumsal cinsiyet eşitliği üzerinden, kadınların eğitim dahil, bütün haklarını gözeten ve engelli kişilerin eğitim öncelikli insan haklarını öne çıkararak hayata hazırlayan bir üniversite eğitimi hedefleniyor. Yükseköğretimde, ‘toplumsal sorumluluk projesi’ olarak da yeni bir vizyonun hayata geçirilmesini hedeflediklerini söylüyorlar.

 

BİLİYOR MUSUNUZ?

 

 ERVAK Anadolu Erenleri Kültür ve Sanat Vakfı’nın düzenlediği ‘İrfani Geleneğimiz ve Anadolu Aydınlanması’ sempozyumunun yarın 10.00’da Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi Yaşar Kemal Konferans Salonu’nda yapılacağını...

 

İKTİDAR SÖZÜNDE DURMUYOR

 

ANAYASA Mahkemesi 30 yıldan fazla çalışanlara emekli aylığının tamamının ödenmesi kararını vermiş. Hükümet de bu karara uyarak bu yıl 7 bin 500 TL ödeme yapacağını, kalanın da gelecek yıl ödeneceği duyurusunda bulunmuştu. Ancak aradan aylar geçmesine rağmen hiç ses çıkmadı. Oysa emeklinin hak ettiği 30 yıl fazlası ödemelere acilen ihtiyacı var. Emekli Sandığı’nın bu konuya açıklık getirmesi gerekiyor.
         

Dr. İhsan ERDAMAR

 

ASELSAN İÇİN YENİDEN MECLİS ARAŞTIRMASI

 

ASKERİ Elektronik Sanayi (ASELSAN) TSK’ya askeri haberleşme ve elektronik ekipmanın sağlanması amacıyla 1975 yılında kuruldu; yerli savunma sanayinin en önemli kuruluşlarından biri. ASELSAN ülke gündemine sadece ürettiği ‘yerli savunma sanayi ekipmanları’ ile değil, şüpheli ölümler ile de geliyor. 2006-2008 arasında mühendisler Hüseyin Başbilen, Halim Ünal, Evrim Yançeken, Zafer Oluk ve Burhaneddin Volkan şüpheli bir biçimde hayatlarını kaybettiler. 2013’te mühendisi Hakan Öksüz trafik kazasında hayatını kaybetti.

 

Bu noktada CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu “15 Temmuz darbe girişimi ile birlikte TSK ve diğer kamu ve kurum kuruluşlarında çöreklenen FETO mensupları ortaya çıkarılıyor. ASELSAN mühendislerinin şüpheli ölümleri karşısında, yeniden Meclis araştırması açılmalıdır.

 

AYDINLANMA MÜCADELESİNDE BİR KADIN ÖNDER
 
 
CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan Bahriye Öçok’ın ölüm yıldönümü için şu açıklamayı yaptı: “Değerli yazar ve  İslam Tarihçisi  Doç. Dr. Bahriye Üçok, bütün bir yaşamını, halkın aydınlanma mücadelesine adamış değerli bir kadın önderdi. Öğretmenlikten, milletvekilliğine uzanan yaşamının her anında, hem anne, hem  yurtsever bir yurttaş olarak üzerine düşeni layıkıyla yerine getirme mücadelesi verdi. Piyanosu başındaki ince duyarlılığını, milletvekili kürsüsündeki kararlı tavrı ile de yineledi. Onun bilimden yana olan güçlü sesini, 6 Ekim 1990 günü evine gönderilen bir bombalı paketle yok etmeye çalıştılar.
Bahriye Üçok, karanlık güçlerin ilk kurbanı değildi. Gericilik Kubilay’dan başlayarak Muammer Aksoy,  Çetin Emeç,  Turan Dursun, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu gibi sayısız aydınımızı hedef aldı. Düşünceye karşı düşünce ile bilime karşı bilimle mücadele etmeyi bilmeyenler, bir bir ülkemizin aydınlık yüzü, ilerici ve namuslu aydınların yaşamına kıyarak egemen olmayı yeğlediler.
Çorum, Maraş, Sivas gibi kentlerimizde toplu kıyıma varan bu saldırganlık, ne yazık ki bugün de benzer uygulamalarla var olmaya devam ediyor. Kimi karanlık güçler, cumhuriyetle ve onun değerleriyle hesaplaşmak istiyor. Bu pervasızlığa verilecek en değerli yanıt, yitirdiğimiz  aydınlarımızın  uğruna öldükleri değerleri savunma kararlılığımız olacaktır. Onları katledenlere şunu söylüyoruz: Aydınlanma mücadelesi, hepimizin önünü açacak bir mücadeledir. Ülkemizde gelişme, ilerleme, barış ve esenlik ancak bilimle olanaklıdır. İnsanı, insana düşman eden anlayışlar, bilimi reddeden anlayışlardır Bahriye Üçok, “Din bireylerin özelidir. Özel olanı kamusal yaşamın çıkarları için kullanmak öncelikle ahlaki değildir.” diyordu. Ona göre ilerici ve gerici olmanın ölçütü yurt sevgisiydi. Bir yurtsever olarak o, kendine düşeni yaptı.
Bahriye Üçok, yaşamını aydınlanma mücadelesine adadı. Bir kadın olarak da kadın haklarının yılmaz savunucusu oldu Kadınların eşitlik mücadelesinin çözümünün bir iktidar sorunu olduğuna inanıyordu. Halktan ve  kadından da yana olacaklar iktidarı ise şöyle tanımlıyordu:
“ İktidara gelecek parti; Atatürk’ün 6 ilkesini eksiksiz uygular. O ilkelerin üzerine titreyerek, o ilkelerden en cüzi bir ödün vermeye asla yanaşmaz, Eğitim sistemini ve programları teokratik eğitim yolundan, çağdaş, rasyonel programlar uygulamaya çevirirse, Eğitim Birliği Yasası’na bütün gücü ile sahip çıkarsa , toplum uyanacaktır.”
Elbette altı ilkenin uygulanması yalnızca  kadınların değil, kadın-erkek tüm yurttaşların uyanışı demek olacaktır. Geleceği daha aydın kılmak için onları anmaya, anlamaya ve uyarılarına kulak vermeye devam edeceğiz. Bahriye Üçok ve tüm aydınlanma mücadelesi şehitlerimizi saygıyla anıyor, inançlarının inancımız, ilkelerinin ilkemiz olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz.

 

 

 

X