"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

‘Türkiye’ye hep güvendik’

Almanya deyince aklımıza ne geliyor? Önce Almanya’daki Türkler, sonra en büyük ticari partnerimiz olması başta olmak üzere pek çok konu... Alman turistler de tabii... Ülkemize pek çok ülkeden turist geliyor. Her biri bizim için değerli, ama turizmin özgül ağırlığını Alman turistlerin oluşturduğunu inkâr edemeyiz. Alman turist sayısı bir mihenk taşı sanki... Talihsiz bir yol kazasından sonra tekrar hatırı sayılır derecede Alman turisti ağırladık yeniden... Şimdi gözler yeni yaz sezonunda.

Hafta sonunda Antalya’daydık. Belek’te Turizm Resort Kongresi vardı. Sloganı da zaten ‘Yeniden Almanya’ idi. Oradan Belek’e geçtik. Bu bölgede Rusya’dan gelenler ağırlıklıymış. Şimdi yeniden Almanya’dan da misafir bekliyorlar. Merkezi İsviçre’de bulunan, Avrupa’daki tek Türk tur operatörü Bentour’un sahibi Kadir Uğur, Almanya, İsviçre ve Avusturya’dan 700’ü aşkın seyahat acentesi sahibi ve çalışanını getirip ağırlamış Güriş Holding’e ait Mirage Resort’ta. Geçen yıl 150 bin turist getirmiş Bentour. Bu yılki hedefi 200 bin. İstikrarlı bir büyüme hedefi seçmiş. 

Duayen turizmci Kadir Uğur, aynı zamanda iyi bir yelkenci. İki yıl önce teknesiyle dünya turuna çıkmıştı. Yaşadıklarını ‘Hayatım Deniz’ adlı 420 sayfalık bir kitapta yazıya dökmüş. Kitabın ‘Reisen ist mein Leben’ adıyla Almancası da var. Tüm davetlilere tek tek imzalayıp hediye etti. Kitabın sonunda “Turizmciler dalgalarla boğuşan birer yelkenci gibidir” diyor ve ekliyor:

“Ben hem turizmci hem yelkenciyim, dalgalarla boğuşmayı, turizmde de önüme çıkan sorunlarla mücadeleyi bilirim. Yeter ki Turizm Bakanlığımız arkamda olsun. Mücadeleyi bilirim.”

Davette SunExpress uçak şirketinin satış direktörü de vardı. Türkçe ve Almanca yaptığı konuşmada “Türkiye’yi hiç yalnız bırakmadık, herkesin kaçtığı dönemlerde dahi Türkiye kapasitemizi arttırdık. Hep güvendik. Güvenmeye de devam edeceğiz. Hem Türkiye hem biz kazanacağız” deyince büyük alkış koptu salonda. Kadir Uğur, “Turizmin gübresi reklam, görünür olmaktır” dedi. Turizm Bakanlığı’nın Avrupa’nın saygın gazete ve dergilerindeki reklam bütçesini arttırması gerektiğine işaret etti. Evet, dünya dijitalleşti ama orta ve üst yaş grubunun hâlâ yazılı basın, reklam, broşür, kataloglarla karar verdiğini öne sürdü.

Belek’te oteller bölgesini dolaşırken gördük ki kapalı tesisler harıl harıl yenileme çalışmaları yapıyor, yepyeni bir yüzle turistleri ağırlamak istiyorlar. Ama unutmayalım, dünyada şimdi çevreci akımı var. Turistler doğaya saygılı, çevreci otelleri, ülkeleri tercih ediyorlar. Bu konuda alınacak daha epey yolumuz var. Oteller, turizmle yaşayan belediyeler bu konuda ellerini çabuk tutmalı. Giderek yükselen turizmimizin ayağı şimdi de çevre konusuna takılmasın.

TANITIMSIZ TURİZM OLMAZ

Kadir Uğur, 52 yıllık tur operatörlüğünde bazı prensipleri olduğunu belirterek “Almanya’da operatörler arasında büyük fiyat savaşı var. Biz buna girersek daha da büyürüz, ama bunun hüsranla sonuçlanma riski var. Zaten örnekleri de biliniyor. Yani sektörün en ucuzu da olmayız, en pahalısı da. Biz kalite ve istikrara önem veririz. Turizm reklamlarında ülke bütçemiz öyle 5-10 milyon değil, en az 150 milyon dolar olmalı. Dijitalleşme arttı ama önemli turizm fuarlarını ihmal etmemek gerekir” diyor.

Uğur’un yönetimi devrettiği oğlu Deniz Uğur, Türkçesini daha da düzeltmiş. Ona “Giderek Türkleşiyorsun” deyince, “Gelecek sene daha akıcı konuşacağım, söz” dedi. Hedefi büyük. Diyor ki, “Bizim Avrupa’da büyük bir görevimiz var: Türkiye’yi temsil ediyoruz. Avrupa’nın eski Alman müşterilerini kazanmak, en önemlisi de kaliteyi yüksek tutmak istiyoruz.”

KUNURİ SAVAŞI VE NATO

29 Kasım 1950 Kunuri Savaşının (Kore) yıldönümüydü. Askerlerimiz hiç bilmedikleri bir ülkede çok güç şartlarda bir dizi savaş vermiş, bir gecede mevcudunun üçte birini şehit, yaralı vermiş, mühimmatının yüzde 70’ini kaybetmişti. NATO’ya girebilmek için TBMM kararı verilmeden 5 bin 90 kişilik bir Türk tugayı Kore’ye gönderildi. Şimdiki dostumuz Rusya’nın topraklarımızı ve egemenlik sınırlarımızı zorlayan istekleri karşısında bu savaşa girmek zorunda kaldık (NATO’ya girebilmek için). Bugün bizim düşmanlarımızı bu kuruluşa almak ve bizi dışlamak istiyorlar. Zamanın ABD Dışişleri Bakanı’nın tabiriyle ‘21 cent’e mal olan askerlerimiz yerine, bugün vekâlet savaşında bizlere karşı dövüştükleri ve NATO bünyesine almak istedikleri kişiler onlara kaça mal oluyor, bilmiyorum. Bütün bunlara rağmen, o günkü şartlar içinde gidip, savaşıp ölen şehitlerimizin ruhları şâd olsun.

Dr. Cengiz KUDAY

ENGELLİLER VAR DA NEREDE?

Engellilerin sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek için 1992’de BM 3 Aralık’ı ‘Uluslararası Engelliler Günü’ olarak ilan etti.

Türkiye’de engelli yurttaşlarımız için devletin yerine getirmesi gereken görevlerin birçoğunda baştan savmalığın olduğu, ne merkezi yönetimin ne de yerel yönetimlerin binalardaki engelli rampalarını denetlemediği, görme engelli yurttaşlarımızın beyaz bastonu için SGK’nın sadece 22 TL verdiği ve kentlerde belediye otobüslerinin çok büyük bir kısmında engelli rampasının olmadığı, olsa bile sürücülerin tekerlekli sandalye kullanan yurttaşları almadığı göz ardı edilmemelidir.

Erişilebilirlik sorunu, engelli vatandaşlarımızın sosyal hayata katılmasının önündeki en büyük sorunu teşkil ediyor.

Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı Şükrü Boyraz da bu sorunlara dikkat çekiyor ve “Engelliler var ama nerede? Kendi evlerinde modern hapis hayatı yaşar, ebeveynleri de gönüllü gardiyanlarıdır” diyor.

MESAJ

ÇEVRE ve Şehircilik Bakanlığı’nın internet sitesinde yayınlanan ‘çevre düzeni planı’ değişiklikleri, imar planı değişiklikleri, ‘ÇED olumlu’ kararları ve ‘ÇED gerekli değildir’ kararları ile birlikte bu kararlar için yapılan itirazlar sonrasında alınan mahkeme kararları da yayınlanmalıdır. İnternet üzerindeki bu ilan tahtasındaki eksiklik mutlaka düzeltilmeli! Murat SEVGİ


BİZ
güvenlik şirketlerinde çalışmış kadınlarız... Bekçilere imrenir olduk. Emniyet Genel Müdürlüğü kadın işçileri de ‘bekçi’ olarak istihdam edemez mi? Örneğin havaalanında ve özel şirketlerde görev yaparken biz de gece nöbeti tuttuk, bekçi olarak da tutarız. Değerlendirmek mümkün müdür? E.C.

X