"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Trakya’nın başına yeni bela termik santrallar

TRAKYA’da ‘kömür modası’na uyan enerji şirketleri, salgın halinde termik santral projelerine yönelmeye başladılar.

Şarköy’den M. Ereğli’ye, İğneada’dan Ergene ilçesine kadar Trakya’nın dört bir noktasında termik santral kurulmak istenmesi Ergene Nehri’nin kirliliğinden sonra bu tesislerin dumanı ve külü de halkı endişelendiriyor.

 

Türkiye ekonomisinin % 20’si bazı tarım ürünlerinde % 40’a varan oranlarda ürün alınan Trakya’nın ‘kömür belası’ ile buluşturulması bölgenin geleceğinin ‘ölüm ovası’ olacağı endişesini de beraberinde getiriyor.

 

Enerji Bakanlığı’nın, ‘enerji bölgesi’ ilan etmeye çalıştığı ancak yargı sonucu iptal edilen M. Ereğli’deki tarım alanlarında Kaptan Demir Çelik, termik santral yapımı için dayatıyor.

 

Çevreciler ise her türlü engellemeye başvuruyor.

 

Cuma günü M. Ereğli Belediyesi’nin önünde Trakya’daki tüm çevre örgütleri toplanarak “Böyle bir santral istemiyoruz” diye eylem hazırlığına başladı.

 

Bölgeye santral yapılıp yapılmaması konusunda bir bilirkişi heyeti gelecek; eylem bu heyete tepkileri göstermek için yapılacak.

 

Ergene ilçesi E-5 üzerindeki Erel Holding’in karton fabrikası enerji ihtiyacını doğalgazdan kömüre dönüştürmek istiyor. Bir ay kadar önce Trakyalılar bu tesisin önünde toplanarak “Termiğe hayır” diye haykırdılar.

 

M. Ereğli ve Ergene ilçeleri Tekirdağ Büyükşehir sınırlarında bulunuyor. Bölgenin 100 binlik planlarının yapılması Büyükşehir’in yetkisinde...

 

En büyük endişe ise planların bakanlık eliyle yaptırılması durumunda, sorumluluk Büyükşehir Belediyesi’ne yüklenecek.

 

O bakımdan bir çevre aktivisti “Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin gelişigüzel termik santral yapımlarına karşı aktif hareket etmesi gerekiyor.

 

Yani davalar açmak için şimdiden hazırlık yapması gerekir” dedi.

 

Aynı güzergâh üzerinde Zorlu Enerji’nin benzer bir yatırımı için Kırklareli Valiliği’nin ‘ÇED kararı gerekli değildir’ biçimindeki karar vermesi çevreci örgütlerin büyük tepkisine yol açtı.

 

Bu konudaki mahkemeler sürüyor.

 

BİLİYOR MUSUNUZ?

 

- ULUSLARARASI Turizm Karikatürleri Yarışması’nın bu yılki ana teması olan ‘Barış ve Turizm’ ödül töreninin bugün 18.00’de Beyoğlu Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde yapılacağını... MUDANYA’nın Tadı’ sloganıyla düzenlenen ‘Mudanya Lezzet Şenliği’nin 13-15 Mayıs tarihlerinde yapılacağını...

 

- TGC ‘Onur Kurulu’na seçilen İstanbul Gazeteciler Derneği Başkanı Engin Köklüçınar’ın derneğin boşalan başkanlığı için Mustafa Dolu veya Selçuk Onur’un seçilmesini desteklediğini...

 

- BAKIRKÖY Belediyesi ve Ataköy 1. Kısım Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nin düzenledikleri ‘Ataköy Sahilde Neler Yaşandı?” konulu, Prof. Dr. Ayfer Kaynar, Ali Hacıalioğlu, Prof. Dr. Ali Elmas, Ömer Erbil’in konuşmacı oldukları panelin yarın 14.00’te Yunus Emre Kültür Merkezi’nde gerçekleştirileceğini...

 

KÜBA BÜYÜKELÇİSİ: ‘KÜBA DEVRİMİNDE ATATÜRK’ÜN İZLERİ VAR’

 

BERGAMA Krallığı’ndan Roma İmparatorluğu’na, Bizans’tan Osmanlı İmparatorluğu’na binlerce yıllık tarihe ev sahipliği yapan Antalya’nın tarihi Kaleiçi merkezi Unesco Dünya Miras Listesi’ne girmek istiyor. Ümit Uysal’ın başkanlığını yürüttüğü Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası Kaleiçi Old Town Festivali’ne (4-8 Mayıs) Unesco Dünya Miras Listesi’nde bulunan ülkelerin temsilcileri katıldı. Festivalin konuklarından Küba’nın Ankara Büyükelçisi Alberto Gonzales Casals grupla danslar etti ve konuşmasında “Küba devriminde Atatürk’ün izleri her zaman var” dedi.

 

Anadolu’nun binlerce yıllık geleneği, yazın habercisi hıdrellez için de festivalde bir şenlik yapıldı. Hıdrellez gecesi Roman kıyafetleriyle Kaleiçi merkezine gelenler, sokak konserlerinde dans etti, yakılan ateşin etrafında dilekler yazıldı. Ve sabaha karşı, denize açılan teknelere binen kadınlar gün doğumuyla, dileklerini Akdeniz’in sularına bıraktı.

 

Festivale Küba’dan Havana, İtalya’dan Artino ve L’Aquila, Makedonya’dan Üsküp ve Doyran, Filistin’den Beytüllahim (Bethlehem), Tunus’tan La Gauletta ve KKTC’den Girne kentleri katıldı. Antik kalıntılar, doğa harikası falezler, eski minare, hamam ve heykellerin süslendiği sokaklarda festival boyunca düzenlenen sufi müzik dinletisi, sema gösterileri, defileler, resim sergileri ve dans gösterileri ile Kaleiçi geçmişin ve bugünün buluştuğu güzel anlara tanıklık etti.

 

Bu festivalin ve Kaleiçi’nin UNESCO macerasının mimarı Başkan Ümit Uysal, şu an kendi koruması altında olan bu tarihi mirasın gelecekte de korunması için Kaleiçi’nin UNESCO’ya girmesini istiyor. Kaleiçi’nin UNESCO’nun aradığı şartları taşıdığını söyleyen Uysal, “Kaleiçi’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesi hem ülkemizin tarihi ve kültürel alanda ön plana çıkmasını sağlayacak hem de turizmi canlandıracak. Kaleiçi antikçağdan bu yana yaşayan yerleşim merkezlerindendir.

 

İlk yerleşim alanlarında yapılan yapıların bir kısmı günümüze kadar ayakta kalmayı başarabilmiştir. Eski tapınaklar ve camiler de korunuyor. Ayrıca Pamphylia başta olmak üzere Kaleiçi tarihi güzellikleri ile de UNESCO’nun öne sürdüğü tüm şartları taşıyan eşsiz bir merkezdir” dedi.

 

AİHM’NİN ALEVİ KARARI

 

AVRUPA İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, yıllar süren yargılama süreci sonunda, Türkiye’de Alevi İslam inancına sahip vatandaşlarımıza ayrımcılık yapıldığı, din ve vicdan özgürlüklerinin ihlal edildiği ve cemevlerinin resmi ibadethane olarak kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Ayrıca ABD’nin Dini Özgürlükler Komisyonu da yayınladığı yıllık raporda Türkiye’de dini özgürlükler alanındaki uygulamaları eleştirilerek, cemevlerinin resmi ibadethane sayılması gerektiği tespit edilmiştir.

 

Hatırlanacağı gibi, Sayın Başbakan Davutoğlu, 21 Aralık’ta yaptığı basın toplantısında, 1 Kasım seçimlerinden sonra kurulan yeni hükümetin 3 aylık, 6 aylık eylem planını açıklarken, cemevlerine yasal statü tanınacağı ve bunun da ilk 3 ayda gerçekleştirileceği sözünü vermişti. Dolayısıyla sayıları 20 milyona yakın olduğu tahmin edilen Alevi vatandaşlarımız, tarihten gelen bu en önemli sorunlarının 3 ay içinde çözüme kavuşturulacağı müjdesi ile umutlanmıştır.

 

Ancak sözü verilen 3 aylık süre 21 Mart’ta dolmuş olmasına karşın, cemevlerine yasal statü verilmesinde bir gelişme olmaması Aleviler arasında düş kırıklığı yaratmıştır. AİHM Büyük Dairesi’nin kararından sonra devlet, artık cemevlerini resmi ibadethane olarak tanımak ve diğer inanç gruplarının yararlandığı olanaklardan yararlandırmak zorundadır. Aksi durumda, sonu belki de yine AİHM’ye kadar gidebilecek çok sayıda tazminat davaları ile karşı karşıya kalabilir, ki bu durum Türkiye’nin imajına ciddi zarar verir.

Ahmet ERSİN-CHP İzmir E. Mv.

X