"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

TBMM’yi istiskal etmek

GENELKURMAY Başkanı, aylardır kendisinden talep edilen ‘tanık’ beyanlarını, Araştırma Komisyonu raporu açıklandıktan sonra, yazılı olarak ve kurye aracılığıyla bildirdi.

Komisyon araştırmalarında ‘tanık’ olarak geçmesine rağmen Genelkurmay Başkanı karargâhta derdest edildiği için mağdur tanık ve hatta olayların kronolojisinin ortaya koyduğu olağan gelişme bakımından, şüpheli, mağdur tanık konumunda...

Komisyon Başkanı, MİT tarafından Genelkurmay’a, zaman zaman darbeye teşebbüs ihtimalinin not edildiği bulgusunu açıkladı.

Genelkurmay’ın, istihbarat notlarına rağmen kurum içi yeterli önlemleri almakta zaaf gösterdiği anlaşılıyor. Kamu idaresinin güvenirliği ve işleyişi bakımından, görevin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kişilerin mağduriyeti ve kamunun zarara uğraması halinde, görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşması tehlikesi ortaya çıkıyor.

Sonuç itibarıyla ağır bir can kaybı, yaralanmalar ve kamu zararı söz konusudur. TSK bu kadar zilletli bir fotoğrafa girmemeliydi. Bütün bunların üzerine rapor açıklandıktan sonra ifade göndermek, milletin Meclis’ini istiskal (küçümseme) etmektir. Takdir muhalefet partilerinindir ama bu şekilde teşekkül ettirilmiş bir rapora, şerh yazmak, münderecatına katkıdan ziyade, meşruiyet kazandırır ki, Meclis’in istiskaline dolaylı iştirak anlamına gelebilir.

Gonca KARA

 

AKM’NİN KAPATILIŞININ 9’UNCU UTANÇ YILI!

 

BİR kültür merkezini ne yapacaklarını bilemeyenlerin hazin hikâyesidir bu... Yapılışı yıllar aldı. Açılışından 1.5 sene sonra yandı. Tekrar yapıldı, tekrar açıldı. 9 sene önce restorasyon için kapatıldı. Davalar açıldı, kapandı. 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı restorasyon için 70 milyon lira para ayırdı, kullanmadı. Bir holding, restorasyonu için 30 milyon lira bağışladı, o da geri verildi. Yıkımı yasaklandı, ille de yıkacağım diyenler oldu. Gezi olaylarında üzerine pankartlar asıldı, ateşler yakıldı. Bir ara karakol olarak kullanıldı. Kırık camlarıyla uzun süre durdu. Üzerine bayrak geçirilip, ‘Hâkimiyet Milletindir’ dendi. Türk sinemasının 100. yılı üzerinde kutlandı. ‘Ertuğrul’ dizisinin reklamı üzerinde yapıldı. Tam karşısına cami kararı alındı. Gezi Parkı’na kışla hiç unutulmadı. Büyükşehir ve ilçe belediye başkanları ismini hiç anmadı. Kültüre, sanata sponsor olan saygın kuruluşlarımız da onu görmezlikten geldi. Sanatseverlerimiz de bu konuda söylendi durdu. Biz hiç kimsenin yaşam tarzına müdahale etmedik dendi, halbuki AKM’de her türlü insan ne güzel müzikler, konserler dinledi, operalar, baleler, tiyatrolar seyretti.

Bu boşa geçmiş değersiz bir yaşam mıydı?

Prof. Dr. Taylan ULA

 

BİLİYOR MUSUNUZ?

 

- ATATÜRK ve Kürtler hakkında yayınlanan üç kitabı bulunan Yrd. Doç. Dr. Ramazan Topdemir’in, TRT Genel Müdürlüğü için başvuran 56 aday arasında yer aldığını...

- TÜRKİYE Gençlik Birliği’nin (TGB) Olağanüstü 5. Genel Kurulu’nda başkanlığına Cem Dikmen’in seçildiğini...

- NÂZIM Hikmet’in 54. ölüm yılında, Şişli Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde cumartesi 18.00’deki etkinliklerde Hıfzı Topuz’un konuşması, Tilbe Saran’ın Nâzım’ın şiirleri, Sema Moritz’in Nâzım Şarkıları ve Haydar Özay’ın ‘Nâzım Hikmet Resimleri’ sergisinin yer aldığını; - AÇIK Radyo ve Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nin işbirliğiyle ‘Türkiye Hikâyelerini Anlatıyor’ kitabının cuma günü tanıtılacağını...

- KADIKÖY Belediyesi’nin düzenlediği 9. Kadıköy Kitap Günleri’nin, 3-11 Haziran günlerinde tarihi Haydarpaşa Garı’nda gerçekleştirileceğini, Fürüzan’ın onur konuğu olduğunu, Onur Ödülü’nün de Cumhuriyet’in 25 yıldır Kitap Eki’nin yayın yönetmenliğini sürdüren Turhan Günay’a gıyabında teslim edileceğini...

- DİSK’in “Kıdem tazminatı hakkımızın gaspına hayır! Fon aldatmacasına kanmıyoruz, kıdem tazminatı hakkımızı savunuyoruz!” açıklamasını yaptığını...

 

 

Trakya’yı yağmalayan yağmalayana

 

KIRKLARELİ Vize’ye bağlı, Istranca Ormanları’nın içindeki Soğucak Köyü yakınlarına yapılması planlanan ve kalker ocağı için Kırklareli Valiliği Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nün “ÇED gerekli değildir” yönünde aldığı karara karşı köylüler adına muhtarlık hukuksal mücadele başlatmıştı. Muhtarlığın açtığı davada Edirne İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurup, ÇED gerekli değildir kararını iptal etti. Kırklareli Valiliği’nin temyiz başvurusu üzerinde Danıştay 14. Hukuk Dairesi, Edirne İdare Mahkemesi’nin kararını oy birliği ile onayıp, söz konusu davada itiraz yolu kapalı kalmak kaydıyla, üstün kamu yararının dikkate alınması gerektiğini belirterek köylülerin mücadelesini haklı buldu.

Ancak sevincimiz Kursağımızda Kaldı

29 Mayıs 2017’de Kırklareli Merkeze bağlı Dereköy’de Edirne İdare Mahkemesince iptal edilen ÇED gerekli değildir kararı temyiz süreci devam ederken ÇED süreci tekrar başladı.

Edirne Uzunköprü Saçlımüsellim köyünde buğday tarlalarında patlayıcı madde depolama alanı, Karadeniz kıyılarına RES, Doğalgaz çevrim santralı, Vize ve Çerkezköy-Silivri bölgesine termik santral projeleri, Ege sahilimize taş ocakları, Marmara denizine Ergene derin deşarjı... Saymakla bitmeyecek bu projeleri özetlemek gerekirse; Trakya toprakları kazan dairesi, Marmara denizi fosseptik çukuru olacak. Geleceğe ne bırakacağız? Herkesin bu soruyu sorması gerekiyor.

İnsan eksen insan çıkar denilen, ülkemizin en verimli topraklarına sahip Trakya’da ne yazık ki “Ne ekersen, onu biçersin” atasözü geçerli değil.

Buğday ektik patlayıcı madde deposu, pirinç ektik duble yol, mısır ektik cezaevi, ayçiçeği ektik AVM çıktı. Tarımsal SİT ilan edilmesi gereken bu verimli topraklar ne yazık ki her geçen gün yapılaşmaya ve sanayiye açılıyor.

Ancak bu gidişle yapılan yasal düzenlemelerle yok oluş daha da hızlanacak.. Zeytin yasa tasarısından tutun da, dört gün önce Resmi Gazete’de yayınlanan ÇED yönetmeliğine kadar her yapılan havamız, suyumuz ve geleceğimiz için büyük bir tehdit oluşturuyor.

Gelecek nesillerin yaşam alanlarını hızla yok ediyoruz. Onlar bunu hak etmiyor, bizim buna hakkımız yok.

Bugün hak gördüklerimiz yarınlardan çaldıklarımızdır.

 

Manisa’daki asker zehirlenmeleri sabotaj mıdır?

 

CHP Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu, “Bir hafta içinde Manisa’nın en büyük iki askeri birliğinde yaşanan zehirlenme vakalarını Meclis gündemine taşıdı ve askerlerin zehirlenme nedenlerinin araştırılması amacıyla Meclis’te bir Araştırma Komisyonu kurulmasını istedi.

23 Mayısta Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugayı’nda; 27 Mayısta Manisa Kırkağaç 6. Jandarma Komando Eğitim Alayı’nda, akşam yemeğinin ardından çok 1000’den fazla asker rahatsızlanmıştı.Manisa’da 3 bin; Kırkağaçta da 6 bin asker mevcut bulunuyor.

Genelkurmay Başkanlığı bugüne kadar neden bir açıklama yapmadı?

Manisa Valisinin, askerlerin zehirlenmeleri psikolojik, bazıları midesini üşütüp hasta olmuşlar şeklindeki açıklamaları, zehirlenme vakalarını basit bir olaymış gibi göstermeye ve üzerinin örtülmeye çalışıldığı endişesine neden olmuştur. Henüz tanı konulmayan bir enfeksiyon açıklaması ise durumu daha vahim hale getirmiştir.

Askerlerin yedikleri yemeklerden zehirlendikleri, hatta “sabotaj” iddiaları Manisa kamuoyunda dillendirilmektedir.

Asker karavanası Türk Silahlı Kuvvetlerinde özel bir öneme sahiptir ve vatani görevlerini yapan askerlerin sağlıklı beslenmelerine gösterilen özen devletimizin geçmişten gelen bir geleneğidir.  

Manisa’da yaşanan zehirlenme vakaları askeri birliklerin yemek ihalelerinin ve kantinlere gıda temin edilen şirketlerin araştırılması zorunluluğunu doğurmuştur.

 

X