"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

‘Suriyeliler’ meselesinde bu hususlar gözden kaçmasın

Türkiye bir hukuk devleti olarak bütün yabancılara ayrım gözetmeksizin hukuku uygulamak zorundadır.

Suriyeliler geçici koruma statüsüyle bazı sosyal haklar kazanmışlardır. AB ile yapılan Geri Kabul Anlaşması ile Türkiye üzerinden Avrupa’ya giden yasadışı göçmenler Türkiye’ye iade edilecektir. Bir başka ifadeyle, mülteci ve göçmen meselesinde Türkiye, AB’yi korumakta ve duvar görevi üstlenmektedir. Diğer yandan Türkiye, hiçbir gelişmiş ülkenin yapmadığı şekilde 5 milyondan fazla sığınmacıya ülkesinde güvenlik ve aş temin etmektedir. Demografik yapıyı kökten değiştiren, büyük ekonomik ve sosyal problemlere neden olan bu meselede hukukun uygulanması, ırkçılık ya da faşizm olarak değerlendirilemez. Meselenin Almanya’ya işçi olarak, Almanya’nın davetiyle kontrollü sayılar halinde giden ve Alman ekonomisine büyük katkı yapan Türk işçilerle ilişkilendirilerek konuşulması da mümkün değildir.

OLAYIN SOSYOLOJİK BOYUTU

Geçici koruma statüsü kaldırıldığında Türkiye’de ikamet etmek isteyenler için diğer yabancılara uygulanan hukuki rejimin uygulanması veya genel TC vatandaşlığına alınma şartlarına göre vatandaşlığın verilmesi söz konusu olabilir. Ancak istisnai vatandaşlığa alınma yöntemiyle Türkiye’nin değerler sistemini kabul etmeyen bir Suriyelinin vatandaşlığa alınması mümkün değildir. Türkiye’nin değerler sisteminin laiklik ve kadın-erkek eşitliği noktasında temsil edildiğini vurgulamak gerekir. Şiddet eylemlerine katılmış, laik hukuk düzenini kabul etmeyen, çokeşliliği kimliğinin bir parçası olarak gören Suriyelilerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına alınmaları hukuken mümkün olmadığı gibi siyasi nedenlerle bu yola gidilmesi çok ciddi sosyolojik sorunlara yol açacaktır. Duygusal tavırları ve AB çıkarlarını korumayı bir kenara bırakarak hukukun istisnasız uygulanması gerekmektedir. Prof. Dr. Sibel ÖZEL

OKUL BOYAMA İHALESİNİN ARDINDAKİ GERÇEKLER 

Beykoz Belediyesi okulların boya-badana işlerinin yapılması için iki ihale açmış... 1. bölge ihalesine 160 firma, öğleden sonraki 2. ihaleye de 149 firma katılmış. 1.719 milyon TL maliyetli ilk ihale 1.190 milyon TL’ye gitmiş.

Bu neyi gösteriyor?

Müteahhitler sıkışık, iş bulamıyorlar. Rekabet olabildiğince kuvvetli.

En küçük ölçekli bir ihaleye bu kadar başvuru yapılması dikkat çekiyor. Anadolu’dan (örneğin Kırşehir ve Erzincan) gelen müteahhitlerin çokluğu da şaşırtıcı sayılıyor.


ATILGAN’DAN AÇIKLAMA

Eski THK Başkanı Kürşat Atılgan, ‘THK’da eski yönetime suç duyurusu’ (25.07.2019) yazımıza avukatı Levent Atabay aracılığıyla bir açıklama gönderdi: “Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın içerikte belirtilen olaya ilişkin ne bir suç duyurusu ne de başlatılmış bir soruşturması vardır” denilen açıklamada iddiaların gerçek halinin şöyle olduğu belirtiliyor:

1- Eksik tahsilat yapıldığı söylenen helikopter satışı ve geri kiralanması olayı müvekkilinin görevinin başladığı dönemden 8 ay önce gerçekleşmiştir. Yani bu olayın müvekkil dönemindeki yönetimle hiçbir ilgisi yoktur.

24 gayrimenkul

2- Müvekkil döneminde satılmak mecburiyetinde kalınan gayrimenkul sayısı 24 adet olup bunların satış tutarı ise 55 milyon liradır. Bu gayrimenkullerin her birisi için ayrı ayrı Resmi Gazete’de ihale ilanı verilmiş, yasaya göre resmi fiyat ekspertizi yaptırılmış ve tüzüğümüze uygun ihale komisyonları yetkilendirilerek satış gerçekleştirilmiştir. İhaleli satıştan elde edilen paranın yüzde 90’ı müvekkil döneminden önce doğan ve vadesi gelmiş banka kredi borçlarımızı ödemek için kullanılmıştır. Yine müvekkil döneminin icraatları, 13 Ekim 2018 tarihli genel kurul toplantısında delegelere arz edilmiştir.”

CHP 1989 VAKASINI YAŞAR MI?

CHP, ‘kadrolaşma’da doğrular yapabiliyor mu? Sıkıntı yaşanıyor mu? Derme çatma bir yapılaşma ile mi karşı karşıya?

Ama ‘adam seçimi’nde sıkıntı yaşandığı apaçık ortada.

Akla 1989 seçimi geliyor.

Prof. Dr. Nurettin Sözen’in beklenmedik bir ağırlıkla seçimi kazanması herkesi şaşırtmıştı.

Turgut Özal’a duyulan tepkiler, Türkiye’de büyük oy patlamasına neden oldu. O zaman SHP sol oyları alıyordu; CHP yeni açıldığından SHP bütün sol oyları toplamıştı.

SHP’nin ne programı ne de stratejisi vardı.

32 ilçe belediye meclisine aday gösterilenler arasında ‘ağırlıklı’ isimler de yoktu.

Sivaslılar, Erzincanlılar ve Tokatlılardan oluşan listeler daha sonra Alevi-Sünni çatışmasına neden olacaktı. (Örneğin Kâğıthane’de...)

Bunun bir nedeni de kimsenin meclis üyeliğine eğiliminin olmamasıydı. Herkes milletvekilliği bekliyordu. Atamalara gelirsek... Şimdiden partililer arasında ‘yaygara’ kopuyor.

İETT, İSKİ VE İSPARK

Genel merkezin koridorlarında partililer torpil arıyor. Kefalet isteyenlerden tutun da İstanbul’da İETT, İSKİ, İSPARK ve Halk Ekmek müdürlükleri, en çok talep edilen şirketler...

Hele İSPARK’a talip olanlar... İsimleri hiç duymayın daha iyi...

Bu konu da çok yazılıp çiziliyor. Sosyal medyada yerel yönetimlerle ilgili yazılanları biz buraya almayacağız.

Herkesin gözü Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’nda... istanbulgercegi.com’da İmambakır Üküş, “Hiçbir CHP’li belediye başkanı kendini seçilmiş sultan saymasın. Yaptığınız işlerle gündem olun. Yaptığınız her şeyi açıklıkla yapın” diye yazıyor.

X