"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Şişirilen balon!

BARTU Soral’ın yeni kitabı ‘Tünelin Sonu Kriz’, Destek Yayınları’ndan çıktı.

Eski BM Kalkınma Programı Müdürü, ekonomist-yazar Bartu Soral yeni kitabında, AKP iktidarında ekonomi için çizilen pembe tabloların tümüyle gerçekdışı olduğunu rakamlarla, raporlarla ortaya koyarak, yıllardır şişirilen balonu patlatıyor!
AKP iktidarında ekonomi için hep ‘pembe tablolar’ çizildi. Hükümet; büyüme, ihracat, kalkınma, istihdam, zenginleşme alanında sloganlar üretti:
“10 yılda üç katı büyüdük”, “Kriz teğet geçti”,
“İhracatta rekor kırdık”.

Kalkınma ekonomisti

Soral, açıklanan rakamların ve çizilen tabloların gerçeği yansıtmadığını bütün ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor.
Türk ekonomisinin son 10 yılının her alanda borçlanma, ithalat, dış ticaret açığı ve üretimsizlik olduğuna dikkat çeken Soral, şunları belirtiyor:
“Türk Lirası aşırı değerli, reel sektörün döviz açığı çok yüksek. Dış finansman ihtiyacımız çok yükseldi; rezervler yetersiz. Üretmiyoruz, ithal ediyoruz.
2002’den 2013’e kadar hane halkı borcu yüzde 5.600 arttı.
2002 sonunda 129 milyar dolar olan dış borç stoku, 2014 yılı ortasında 402 milyar dolara ulaştı. Türkiye’nin 80 yılda yaptığı dış borç stokunun iki misli AKP tarafından 11 yıl içinde yapıldı.
1992-2002 yılları arasında Türkiye’nin dış ticaret açığı toplam 169 milyar dolardı. AKP’nin iktidar olduğu 2003-2013 arasında ise toplam dış ticaret açığı 687 milyar dolara yükseldi. AKP döneminde dış ticaret açığı yüzde 400’ün üstünde arttı. 2003’de 22 milyar dolar olan
dış ticaret açığı, 2011’de 106 milyar dolarla rekor kırdı. Dış ticaret açığındaki bu artışa paralel olarak Türkiye’nin cari açığı büyüdü. 1992-2002 arasında toplam cari açık 18 milyar dolardı. 2003-2013 arasında 399 milyar dolara yükseldi. AKP döneminde cari açık yüzde 2.000 arttı.” Ekonomideki gerçekleri rakamlarla, raporlarla ortaya koyan Bartu Soral gelişmekte olan ülkelerle Türkiye’nin risklerini karşılaştırıyor. Yaklaşmakta olan krizin analizini yaparken şöyle diyor:

HALK KANDIRILIYOR

“AKP büyüme rakamlarında halkı kandırmaktadır. ‘10 yılda üç katı büyüdük’ içinde enflasyonu da barındıran aldatmacalı bir hesaptır. 2003-2013 arası büyüme oranı toplam sadece 0.60’tır.
Dolar olarak ve düşük kur ile verilen 10 bin dolar kişi başı gelir yanıltmacadır. Dolar kuru reel değerin yüzde 75 civarında üstündedir. Kur reel değerinden işlem görse kişi başı gelir 5 bin dolar civarındadır. Kaldı ki kişi başına gelir bir ortalamadır. Bu dönemde yılda ortalama yüzde 4.5 büyüyen gelirin paylaşımında Türkiye, OECD ülkeleri arasında ‘yüz kızartıcı’ bir yere sahiptir. Nüfusun en zengin yüzde 20’lik kesimi toplam gelirin yüzde 46’sını alırken, en yoksul yüzde 20’lik kesim toplam gelirin sadece yüzde 6.1’lik kesimini almakta ve yoksulluk sınırı altında yaşamaktadır.”

YUNANİSTAN GİBİ RİSKLİ

ABD Merkez Bankası (Fed), IMF ve Dünya Bankası’nın raporlarında yeni küresel krizde en riskli ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayan Soral, “Mevcut durum, Yunanistan ve İspanya’nın krizden önceki ekonomik durumlarına benziyor. Yaklaşan ekonomik kriz riskine karşı hiçbir önlem alınmamaktadır. Oysa bütün uluslararası kuruluşlar, çeşitli verilerle tehlikeye dikkat çekmektedir. Türkiye yeniden kalkınma için kendi öz kalkınma stratejilerini geliştirmeli, üretmeyi, çağdaşlaşmayı, eğitimi ve bilimi ekonomi ve sosyal hayatına egemen kılmalıdır” değerlendirmesinde bulunuyor.
Soral, Türkiye’nin bu cendereden kurtulup yeniden kalkınması için neler yapılması gerektiğini de anlatıyor.

Günün sözü

“Ya bir yol bul ya bir yol aç ya da yoldan çekil.” Konfüçyüs

DP’nin Tahkikat Komisyonu gibi...

İç güvenlik paketi aldatmacadır

“İÇ güvenlik paketi ile ilgili torba yasa tasarısı bir aldatmacadır. Meclis’ten geçmemelidir” diyen ADD, çarpıcı değerlendirmeler yaptı: “Demokrat Parti döneminde Meclis’te kurulan ve yargı yetkisini gasp eden Tahkikat Komisyonu’na verilen yetkilerin benzerleri bu yasa ile yürütmeye (valiye, emniyet müdürlerine ve kolluk amirlerine) verildiğinden herhangi bir hâkim ve savcı kararı olmadan gözaltına alınabileceksin, avukat dahi çağıramayacaksın... Yine hâkim ve savcı kararı olmadan, sadece polisin seni “makul şüpheli” bulması ile üstün, eşyan, aracın aranabilecek, fişlenebilecek, bir bakanın isteğiyle dinlenebileceksin. Hatta, anayasal bir hak olan ve şiddet içermeyen toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılman halinde dahi polis, ‘durumu değerlendirerek’ doğrudan seni yakalayabilir, yürüyüşünü engelleyebilir ve oradan uzaklaştırabilir. Kısacası can ve mal güvenliğin ‘birilerinin’ insafına kalmış olacak. Sonuç olarak; bu yasa ile Anayasa ve AİHS’ye aykırı olarak, her türlü kişi hak ve özgürlükleri kısıtlanmakta, yeni suç ve cezalar oluşturulmakta, yargı yetkisi yok sayılmakta, güvenlik güçlerine orantısız ve yargı denetiminden uzak yetkiler, hatta adam öldürme yetkisi dahi verilmekte, anayasal ilkeler ortadan kaldırılmaktadır. Amaç, iktidarın 2023 yılı hedefi önündeki engelleri kaldırmaktır.” ADD bu bakımdan paketin yasalaşmaması için birlikte mücadele çağrısı yapıyor.


Biliyor musunuz?

-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, bugün Tekirdağ’da düzenlenecek, Tunç Soyer’in başkanlığındaki Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği’nin (SODEM) toplantısına katılacağını ve daha sonra halka hitap edeceğini...
-CHP’li Prof. Dr. F. Nur Serter’in, Antalya Kepez Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Filiz Günal’ın okulda erkek sınıf başkanlarından bir ekip kurarak, bu ekibe kısa etekle gelen kız öğrencileri uyarma, uyarıları dikkate almayan kız öğrencilerini de taciz etme talimatı verdiği iddiaları üzerine Günal hakkında soruşturma açılıp açılmadığını, hangi sendika üyesi olduğunu, kaç öğrencinin taciz edildiğini sorduğunu...
-CHP Konya Milletvekili Ailla Kart’ın, Başbakan Davutoğlu’na “Hakkında ciddi şaibeler ve mahkûmiyet kararı bulunan Maksut Serim’i, neden ve hangi gerekçeyle Başbakanlık Örtülü Ödeneği’nin başında tutmaya devam ediyorsunuz? Salt bu durum bile, 62. hükümetin, sizin yerinize 12. Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan yönetildiği anlamına gelmez mi?” diye sorduklarını...


Halkla anlaşsaydı

CHP yönetimi “Obama’ya seçim kazandıran” ajansla anlaşarak acaba “Amerika AKP’den vazgeçti CHP’yi destekliyor” mesajı mı vermek istiyor? Ancak buna en güzel yanıtı, okur yorumunda Mehmet Log, “CHP keşke halkla anlaşsaydı. Kılıçdaroğlu’nun eline geçen fırsatlarla bir değil on diktatörlük yıkılırdı” diyerek veriyor. Ne kadar doğru.

X