"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Samanı çok, tanesi az

CHP kurultayından İzlenimler.

HEMEN şunu belirtelim:
CHP’nin ne kadar çok aday adayı varmış...
Bugünkü PM seçimi için başvuru sayısının 1200 kadar çıkabileceği söyleniyor. Bu da önümüzdeki yılki milletvekili seçimleri için yüksek bir oranı gösteriyor. Bu kadar çok aday olmasının, AKP’ye karşı bir mücadeleyi öngördüğünü sanmıyoruz. Hesaplar başka!
Kılıçdaroğlu “Rakı sofralarında vakit geçirmeyin” dedi; AKP’nin eline büyük koz verdi. Artık MEY grubu ‘pekmez üretimine’ başlar!
Konuşmalardan sonra salonun önünde Celal Doğan “CHP samanı bol, buğdayı az bir partiye dönüştü” dedi.
Kongre başkanlığı için 944/177 sayılarının genel başkanlıkta 740/415 olması delegenin oy kabininde ‘korkudan arınması’ anlamına geliyor.
Bu parti içi demokrasi açısından endişeli bir durum değil mi?
İnce yine de kendine çok fazla güvenmemeli; ancak hemen eksiklerini gidermeye başlamalı, hatta altı ay içinde İngilizce öğrenmelidir; varsa da geliştirmelidir önce.
Kılıçdaroğlu, İnce’yi gerçekten çok seviyor; onu görevsiz bırakmaz. Bakarsınız ‘sürpriz’ isimler arasına onun ismini de koyabilir.


NE DEMEK İSTEDİLER

Konuşmalara dönersek, iki aday bir vizyon ortaya koyamadılar.
İNCE: Heyecanlıydı; sokaktaki insanlara ‘nokta’ vuruşlar yaptı. İrticalen ve renkli konuşması ‘CHP cemaati’nde yerli yerine oturdu. Artık parti içinde bir değerlendirme yapacak. “Karşılığı olan bir siyasetçi” gerçeği kabul gördü.
KILIÇDAROĞLU: Konuşmasına gergin başladı. Sıkıntılıydı. “CHP sağa kayıyor” karşı çıkışlarına fazla alınmış göründü ama net bir gerekçe ortaya koyamadı. Pozitif mesajlar veremedi. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesine değinmemesi dikkat çekti.


HAKKÂRİ’DE BARIŞ BEŞİKTAŞ’TA SAVAŞ

Kurultay salonuna girerken, ATO bahçesinde Beşiktaş Belediyesi şirketi Beltaş’tan çıkarılan 250 kadar işçinin bağlı olduğu Genel-İş (DİSK) üyesi 24 işçinin eylemi vardı. Önlerinde soğan, ekmek ve yarım şişe su vardı. Bu işçiler, iki yıl içinde sözleşmeleri değişen 5 firmaya bağlı çalışırken, seçimden sonra Beşiktaş’ın ‘siyasi dengeleri’ değişti, yeni yönetim ilk iş olarak taşeron işçileri çıkarttı. Haftalardır metro girişlerinde ve duraklarda sorunlarını anlatmak için çırpınıyorlar ama onları anlayan kimse yok. ‘Sosyal demokrat’ bir partinin belediyesi umursamaz olmamalı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu kurultaya gelirken, işçileri ziyaret etti, sorunlarını dinledi ve ‘özçekim’ yaptı. Başkan Murat Hazinedar, işçilerin direnişinden hiç etkilenmediği anlaşılıyor ki, onlara gözükmeden kurultay salonuna girdi. Bu arada Hazinedar ile Sarıgül’ün arasının açık olduğu da kulislere yayıldı. Hakkari’de ‘barış’ ve Soma madeninde canlarını yitiren maden işçileri için yaptırılan ‘konut bağışı’ etkinliklerine katılırken, işten atılan 250 işçi, yerlerine Sarıgül’ün TDH’sına bağlı kişilerin alınacağını iddia ediyorlar.


Ve... 740/415’in anlamı

Kılıçdaroğlu’nun 740 oy alması ne demektir? Partiyi yönetmekte yeterli midir?
“Bir gemi olarak düşünülürse, geminin trimi (dengesi) bozulmuştur” dedi bir üye... Kimlik tanımlama çabaları içinde hangi rotayı tutturacağı belirsiz hale gelmiştir.
Ulusalcıların, Kemalistlerin tasfiye söylemi, ‘kadük’ mü kalacaktır.
Sol kanadın talepleri, Kılıçdaroğlu’nun “sağcılaşma” diye nitelendirilen politikalarını savunması nedeniyle karşılık bulmayacak mı?
CHP ‘öze dönme’ ve ‘yapay’ bir eğitim tezgahı mücadelesinde, yeni bir hesaplaşma sürecine girer mi?
Özetle; İnce’nin aldığı 415 oy, hem başarı, hem de CHP’nin yanlışlarına önemli bir uyarı oldu. İnce’yi destekleyen Önder Sav’a yakın isimlerin PM’ye girme şansını artırdı. Şüphesiz bunlardan en dikkat çekici olanı, Kılıçdaroğlu’na başkanlık yolunu açan kişilerden eski Ankara Milletvekili Hakkı Süha Okay... Okay’ın önceki kurultayda Kılıçdaroğlu’nun listesini delen genel başkan yardımcılığına yükselen Tekin Bingöl gibi listeyi delmesine kesin gözüyle bakıyor. “Sizi Kılıçdaroğlu mu davet etti” sorusuna Okay, “Kimse ile görüşmedim” dedi.

Sarıgül ‘destek’ verdi ve gitti

SARIGÜL, İstanbul’dan 200’e yakın partili ile gelmişti. Swissotel’de 05.00’te kahvaltıya indiler ve 07.00’de topluca kurultay salonuna girdiler. CHP Şişli örgütüne, Belediye Başkanı Hayri İnönü, Amerika’da olduğundan Emir Sarıgül önderlik ediyordu. Bu arada Sarıgül’ün, bir süre önce bazı davranışlarından ötürü Hazinedar’a ‘sert’ tavır koyduğu kulisleri dalgalandırdı. Beşiktaş heyeti ise İsmail Ünal dönemindeki gibi ‘güçlü’ bir yapı gösteremedi.



Karslı değil Ardahanlı

SHP döneminin gençlik kolları başkanı, Doğan Taşdelen’in yeğeni, işadamı Gürsel Erol’un, Genel Sekreter Gürsel Tekin’le ilgili “O kadar güçlüyse Kars’a gidip aday olsun. Erdoğan Toprak Düzce’ye, Tekin Bingöl de Bitlis’e gitsin” dediği söylenmişti. İşadamı Gürsel’e “Doğru mu” dedik. O da “CHP’nin zayıf olduğu illerde oyları arttırırlar. Çünkü bu arkadaşlar başarılı” diye ekledi. Gürsel Tekin’le karşılaştığımızda yanıtı kısa oldu: “Arkadaş önce benim Karslı değil, Ardahanlı olduğumu öğrenmeli.”
Dün bir okurumuzun CHP’yi anlatan ‘Nafile Kurultayı’ yazısına teşekkür kadar eleştiri de aldık. “AKP gibi olamayız, olmamalıyız” diyenler de oldu. “CHP diktatör bir parti olamaz” diyenler de... Evet salona girerken, hiçbir şey bilmeyen ‘kukla delege’ mi, yoksa özgür iradesini kullanan delege mi, partileri demokrasilere taşır, sorusunun yanıtı belirsiz.
Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu’nun PM adayı olarak delegelerin önünde ilk sınavını verecek bugün. Bekaroğlu gibi dürüst bir politikacının CHP’de bulunmasını doğru bulanlar olduğu kadar buna karşı çıkanlar da vardı: “Bekaroğlu, RP, SP, FP, Has Parti’de siyaset yaptı. AKP’yi reddetti. Aslında fikirlerine bir şey denemez ama huysuz bir adamdır; tutarlı olmasını dilerim.”



‘Rakı sofrası’ benzetmesi olmadı Sayın Kılıçdaroğlu

MUHAFAZAKAR siyasal gelenek, cumhuriyetin rakı sofrasında kurulduğu, devletin ‘içki sofraları’ndan yönetildiği yalanını sık sık kullanır. Şimdiki devlet ricali, cami avlularını siyasi demeçler için kullanmaya özen gösterirken, Cumhuriyetin ilk yıllarına ‘içki sofraları’ metaforu ile atıfta bulunur.
‘İki ayyaş’ yakıştırması bu tavrın tipik dışavurumudur. Kılıçdaroğlu, partiyi eleştirenleri, tembellikle suçladı ve rakı sofralarından partiye müdahale ettirmeyeceğim mealinde cümleler sarf etti. Rakı sofrası’nın tuzağına düşmek, Kılıçdaroğlu’nun siyasi retorik zaafını gösteriyor, helal para ile, iki kadeh rakı ve sarı leblebi fena gitmez, siyasete de zararlı değildir...Dilara SOYLU



HDP’den açıklama

“PKK Türkiye’yi savunuyor” (4.9.2014) başlıklı yazıda Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Sayın Selahattin Demirtaş hakkında “PKK’nin Meclis’teki temsilcisi” şeklinde bir ifade kullanarak, eleştiri ve nezaket sınırları aşılmıştır. Hatırlatmak isteriz: Sayın Demirtaş, PKK’nin değil, HDP’nin Temsilcisi ve Eş Genel Başkanı’dır. Bu algı yanıltması ve kriminalleştirme amacını gütmektedir.Tabii ki doğru temelde yapılacak samimi eleştirileri her zaman dikkate alır ve saygıyla karşılarız. Ancak yapılan yorumlar eleştiri sınırını aşıp hakaret ve algı çarpıtma, algı oluşturup yönetme biçimine dönüştüğünde ise bunu kabul etmemiz, onaylamamız beklenmemelidir.
HDP Grup Basın Müşaviri Ersin ÖNGEL

X