"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Racon daha sert tonda olabilir: Kağşamak *eskimek

CUMHURBAŞKANI, kendi üzerinden ahkam kesenlere mealen “...racon, benim raconum, kimse durumdan vazife çıkarmasın...” uyarısında bulundu.

Özellikle, 16 Nisan Anayasa değişiklikleri ile Cumhurbaşkanı, ‘davulu’ tam manasıyla boynuna astı. Uzun zamandan bu yana, ilmek ilmek ördüğü, ‘tek adam’ iktidarında son düzlüğe girdi.

Bu güne kadar, birçok kişiyi iktidar eteklerine taşıdı; birçok kişi suret-i iktidardan gözükerek, iktidar nimetlerine ortak oldu.

Bugünün gerçeğinde; devleti de partiyi de, Cumhurbaşkanı taşıyor.

Bu seviyede bir iktidar kudreti çok cazip gibi gözükse de, kapladığı güç alanı kadar, risk unsurunu da ihtiva eder.

Cumhurbaşkanı iktidarının farkında olduğu kadar üzerine aldığı riskin ağırlığının da bilincinde, bu nedenle iyice kağşadığını (yıkılmaya, dağılmaya yüz tutmak, eskimek, dökülmek) bildiği teşkilatları dönüştürmeye çalışıyor.

Olası bir seçim zaafı sonucu, iktidar sofrasının bütün hesabının kendisine çıkarılacağını görüyor.

Her daim iktidara yamanmışların, halk indinde herhangi bir karşılığı olmadığını biliyor.

Cumhurbaşkanının, siyaset yarışında olmadığı bir denklemde bugün iktidarı kullanan partinin pazarlık gücü dahi zora girer.

Cumhurbaşkanının bu gücünden şahsi ikbal kotarıp yerli-yersiz tavırlarla, davula tokmak sallayanların verdiği hasar toplumda rahatsızlık yaratmaya başladı.

İlk işaretler, referandum oylamasındaki tartışmalı sonuçlarda, ortaya çıktı.

Seçimlere doğru bu tonda sert raconların daha çok duyulacağı anlaşılıyor.

GÜNÜN SÖZÜ

“İmza için 4-5 puan daha gerek” deyip, ardından 0.5 puana imza atıp, “iyi oldu” diyen sendika başkanına artık güvenir misiniz? Sonuçlarına katılmadığım, sonuçlarına saygı duymadığım, 20 milyon insanın beklentilerini boşa çıkaran bir imza töreninde sendika Genel Başkanı olarak bulunmamı abesle iştigal olarak gördüm.” (Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail KONCUK)

FERRERO DEYİP GEÇMEYİN

FINDIK yazılarımızın ardından dün ‘fındığı’ iyi bilen Ordu’lu Mali müşavir Dr. Nedim Türkmen, hükümetin fındık üreticisinin perişan halini seyrettiğini belirtirken “Üreticiler köle haline getirildi” dedi. Sözcü’deki yazısında Türkmen, Türkiye’nin en büyük fındık ihraçatcısı olan Oltan Fındık’ın 1.3 milyar cirosuna rağmen 2014 yılında dünyanın en büyük çikolata üreticisi olan İtalyan Ferrero’ya satıldığını belirterek “Ferrero deyip geçmeyin; 53 ülkede varlığını ürdüren, ürünleri 170’den fazla ülkeye satılan ve cirosu 10.3 milyar Euro olan bir şirket, Türkiye’deki yıllık cirosu ile 1.2 milyar Euro’dur. Ferrero fındık ihtiyaçının %80’ini Türkiye’den karşılıyordu. Oltan Fındık’ı alarak Türk fındığının hem ihraçatcısı hem de ithalatçısı oldu. Fındıkta ortaya çıkan bu monopol piyasaya Rekabet Kurumu nedense hiç ses çıkartmadı. Dünyanın fındık üretiminin %40’ını tek başına Ferrero kullanıyor dersem, Türkiye açısından olayın vahameti daha iyi anlaşılır sanırım.”

Öyle bir ürün düşünün ki dünya üretiminin %75’ini tek başına üretiyor ama  fiyatı belirleyemiyorsunuz.

BADEM-TANAMO

FETÖCÜLER için 70 bin kıyafet diktiriliyormuş.

Guantanamo’nun mahkumu gibi.

Tek tip ve tek renk olacakmış Fethullahçıların da giysileri.

Madem badem rengini seçmişler tek renk için. Tek tip olarak da bence, kelli felli ‘badem bıyık’ şartı getirilmeli. Sabri Galip NAKİPLER-Edebiyat Öğretmeni

BİLİYOR MUSUNUZ

CHP Belediye Meclis üyesi Yahya Göktaş’ın, sosyal medya üzerinden partidaşı bir Meclis üyesinin adını kullanarak sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımın ‘aşağılayıcı ve partiye zarar veririci nitelikte olması nedeniyle il disiplin kuruluna sevkedildiğini... ERGENEKONDAN bir dönem gazaltına alınan, 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde protesto gösterisi yapan, ‘ünlülerin menejeri’ Seyhan Soylu’nun (Sisi) Bakırköy Belediyesine dönük protestosunda, Başkan Yardımcısı Erkan Kılıç ve İmar-Şehircilik Müdürü Bahattin Yıldırım’a dönük olarak “Bakırköy’de kraldan çok kralcı var; iskanı olmayan işyerlerine ruhsat veriyorlar, binanın kolonunun kesilmesine göz yumuyorlar; hiç mi Allah korkusunuz sizin, kime hizmet ediyorsunuz?” dediğini...

PANO

- HEYKELLERİNİ kırarak,fotoğraflarını yırtarak yok edilemez; çünkü her daim yeni fikirdir, dinamik idealdir; akıldır, bilimdir, tam bağımsızlıktır. Sinan MEYDAN

- MERSİN Üniversitesi Amfi Tiyatro ne kullanıyorlar, ne de kullandırıyorlar. Neyimizden korkuluyor? Eşitlik, barış ve aşk dememizden mi? Orhan AYDIN

- BODRUM’da Antonina Turizm’in 20. yıl etkinlikleri çerçevesinde yapılacak ‘Rumeli ve Balkanlar-Mitolojisi, Tarihi, Efsaneleri ve Gelenekleri’ semineri bugün 19.00’da Palmarina Mine Sanat Galerisi’nde.

HER TÜRLÜ YÖNETİMDE SAÇLAMA SORUNU...

ÜLKEMİZDE en büyük sorun her türlü yönetimde saçmalama sorunu. Her kurumun yöneticileri istisnasız saçmalıyor. Şu soru sorulabilir, peki saçmalamayan kimse yok mu? Tabi ki var ama onlara her türlü makam cızzz…. O makamların yanına bile yaklaşamıyorlar!

Kurumlara bakarsanız hepsi yerli yerinde duruyor ama işleyişler yürekler acısı.

Bu iş hep böyle gider mi? Elbette gitmez. Zaten bilinçli de olsa, bilinçsiz de olsa laik düşünce üniter devlet, özellikle Atatürk kendini hemen hissettiriyor. Bunun işaretleri görülüyor. Siz bakmayın Atatürk’e laf çarpmalarına, üstüne saldırmalarına, bunların hepsi beyninde en küçük kırıntı olmayanların işi. İzmir Marşı üzerinden bir yerlere mesajlar vermeye çalışan Konyaspor Başkanının telefonundan baylok çıktı. İlk tepki Konyasporlu futbol severlerden geldi. Konyasporlu futbol severlerden sonra en büyük tepkiyi AKP’li milletvekili gösterdi. Lafları ilginç başkanı kast ederek, “bu herifi hala kim koruyor” dedi!

Dün Fetullah Gülen’in yanına gitmek için birbirleri ile yarışanlar bu gün aynı hızla küfür etme yarışına girdiler. Cemaatin sonu ne olduysa kimsenin şüphesi olmasın ki destekçilerinin sonu da aynı olacak.

Dünya siyasi tarihinde saçmalayan ülkelerin ve saçmalayan liderlerin sonu hep aynı olmuştur. Sözün özü şudur; kime ne kaldı? Sana ne kaldı? Bana ne kaldı? Herkes hesabını buna göre yapsın. Hoş bir seda bırakabilirsek gök kubbede ne mutlu bize! Abidin AYDOĞDU

MERSİN BB’DEN İFTİRACILARI SERT CEVAP: ‘KRİPTOLAR ORTAYA ÇIKARILSIN’

MERSİN Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Devran Kutlugün, sahte hesaplar üzerinden kendisi ve Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz hakkında ortaya atılan iddialara sert çıkarak, hakkındaki iddiaların araştırılması ve iftira atanların bulunması için savcılığa dilekçe verdi. Kutlugün, “Hakkımızdaki iddialar araştırılsın, kriptolar ortaya çıkarılsın” dedi.

Kutlugün paylaşımında “Son zamanlarda kimliği belli olmayan, kişiliği belli olan bir takım çevrelerden şahsıma, Büyükşehir belediyemize ve Başkanımız Burhanettin Kocamaz’a karşı sinsi, alçak, ş…siz, müptezel saldırılar organize biçimde artırılmaya başlanmıştır. Daha önce yaptıkları kumpasları ortaya çıkardıklarımız, haksız, hukuksuz çıkarlarını kestiklerimiz, mafyayla, bölücü unsurlarla, devlet içinde kripto olarak kalan artıklarla, hırsızla, arsızla, müfteriler ile birlik olup kin, iftira ve zehir akıtmaktadırlar. Namertlikte sınır tanımayanlarla mücadelemiz bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da devam edecektir. MBB’nin kurumsal kimliğini, MHP’li bir belediyecilik anlayışında örnek olma çabamızı ve ülkücü misyondan asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha kamuoyuna ilan etme gereği hasıl olmuştur” ifadelerine yer verdi.

ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ HALKINDIR, SATILAMAZ!

ATATÜRK’ün evinin de bulunduğu bu bölgeyi yabancılara satmak vatan hainliğidir!

“Artık geç kalındı” demek de doğru değildir... Mesele hukuksal birçok engel yaratır, yaratmalıdır.

Birlikte ve planlı hareket edildiğinde başarı gelecektir. Bizlerin muhatabı ABD değil, araziyi onlara satanlar olmalıdır.

Sürekli hata yapan, kaybeden taraf olmak bize yakışmıyor. Eğer birileri halkçı, milliyetçi ve demokrat olduğunu söylüyorsa bu konuda gereğini yapmalıdır.

Başta TBMM-CHP olmak üzere, duyarlı diğer partililer, ADD, TEMA Vakfı, demokratik kitle örgütleri ve tüm duyarlı olduğunu ifade edenlerin bu konuda görüş birliği içinde hareket etmesi gerekir.

Örneğin; ABD’de Beyaz Saray’ın bahçesinde ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ bir alan yaratmak istese (elçilik binası) onlar toprak satar mıydı? Bin katını da versek, kesinlikle satmazlardı! Bu konuda tartışacak bir yan yok. Sadece bu işin doğrusunu hukuk kurallarıyla çözmenin yollarını aramalı ve gereğinin yapılması için birlik olmalıyız. Hakan DEDEOĞLU

 

X