"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Osmanlıca ile ne amaçlanıyor (2)

TARİHÇİ-Arşivci Prof. Dr. Atilla Çetin’in ‘Osmanlıca yaygarası (1)’ başlıklı yazısının ikinci ve son bölümünü yayınlıyoruz.

Osmanlıcanın engin deryasında yüzmek, kulaç atmak için önce sizin neyi amaçladığınızı bilmeniz gerekir. Roman mı, son devir gazeteleri mi, maliye kayıtları mı, yoksa siyasi konular ve Divân-ı Hümâyûn belgeleri veya defterleri mi, 19. yüzyıl Babıâli’sinin veya Hariciye Nezareti’nin sefaretlerin raporları mı?
Osmanlıcada en önemlisi Arapça ve Farsçadan alınan kelimelerin yanı sıra gramer kaideleridir. Bu iki dil o kadar Osmanlı aydınının ruhunu ve gönlünü doldurmuştur ki, bazı Türkçe kelimeler bile Arapça kaideye göre çoğul yapılmıştır. Mesela, köprü, peynir kelimeleri; kevâpir, penâyir şeklinde çoğul yapılmıştır. Gerek gramer gerek imla yönüyle de birçok kusurlar taşıyan bu yazının bu yönleri bilinmeden nasıl Osmanlıca öğretilecek, nasıl eksiksiz okunabilecek. Günümüzde birçok akademisyenin bile kitap ve arşiv vesikalarını okumada nice yanlışlar yaptıklarını nice dağları devirdiklerini görüyoruz. Buna üzülüyor, hayretler içinde kalıyoruz.
Bu tür kültür işleri ciddi yerlerde, ciddi kişilerle görüşülmeli etraflıca tartışılmalı ve sonuca varılmalı.
Lise öğrencisi dedesinin mezar taşını okuyacakmış, Nasrettin Hoca’nın şakası gibi bir şey. Mezar taşında şiir var, hadis var, Kuran’dan ayet var, ebcet hesabı var. Bir profesör, Bursa eski dönem mezar taşlarını okuyacaktı. Altından çıkamadı. Sonra Arapçası ve Farsçası kuvvetli iki yardımcı doçent, bunları okuyup yayınladı. Allah (c.c) buyuruyor: “İşi, ehil olanlara emanet ediniz.”

15 YAZI ÇEŞİDİ VAR

Osmanlıcada 15 kadar yazı çeşidi vardır. Bu yazının rik’a, ta’lik, reyhânî, divânî, sülüs, kûfî, siyâkat gibi adlar taşıyan ve her birinin kendine özgü bir yazılış şekli olan türleri vardır. Berat, ferman, muahede gibi metinler, divânî ve ri’ka yazısıyla yazılırlar. Bu iki yazı türü Babıâli kalemlerinde ve bürokraside de kullanılmıştır. Osmanlı kâtip sınıfı, çok aydın ve bilgili insanlardı. Bunlar, şifreli bir yazı türü olan siyâkat hattını mali işlemlerde kullanırlardı. O dönemde bile bu yazıyı ancak bu konuda uzman olanlar okuyabilirdi. Maliye kayıtları ve defterleri siyâkat hattıyla yazılırdı. Siyâkat rakamları da farklıydı ve Farsça kökenliydi. Osmanlı uygarlığının temeli olan vakfiyelerde Türkçeden çok Arapça kullanılırdı. Fetvalar da Arapçaydı...

ÇOCUK OYUNCAĞI DEĞİL

Ben bu kadar yıllık deneyim ve görgüme rağmen bazen bir kelime üzerinde üç gün uğraştığımı belki 15 sözlük karıştırdığımı hatırlarım. Ağalar, beyler; Osmanlıca işi çocuk oyuncağı değil, ciddi olun, aklınızı başınıza devşirin. Hem yüksek demokrasi demenin hem dediğim dedik diye inat etmenin kimseye bir faydası yoktur.
Osmanlı atalarınıza saygı ve bağlılık göstermek istiyorsanız, onun dilini ve kültür mirasını adam gibi usulü ve erkânı ile tam doğru ve güzel öğretmenin yolunu yöntemini araştırın. Alaturka yöntemlerle yüzünüze gözünüze bulaştırmayın. ABD’de, Fransa’da, Japonya’da, Almanya’da, Arnavutluk’ta Türkologların nasıl yetiştiklerine bir bakın, onların öğretim plan ve programlarını bir inceleyin, Türk dilinin zenginliğine nasıl vardıklarına şaşın kalın, ondan sonra karar verin. Genç liseli çocukların kafalarını karıştırmaktan vazgeçin. İsteyen merak eden ilgili bölümlerin okullarına gider, Osmanlı Türkçesini öğrenir. Velhasıl, sözün özü bu kadar.
“Hayatta en hakiki
mürşit, ilimdir
.”

Emrah Kandemir ve vicdan...

SPOR Akademisi mezunu, antrenör Diren Sarısoy üçüncü ve son yazısını Ayancık’ta dünkü cenaze töreninden sonra gönderdi: “Emrah Kandemir; bu ismi hafızanıza kazıyın” dedi. Emrah Kandemir sahada bir ambulans olmadığı için, sahada işin uzmanı bir sağlıkçı olmadığı için, sahada ambulansın girebileceği bir kapı olmadığı için hayatını kaybetti.
Emrah, adı sorumlu olup da aslında sorumsuz olanların işlediği bir cinayetti. Şimdi çıkacak beyefendiler “Kader...” diyecekler, “Ölüm bu mesleğin fıtratında var” diyecekler. Ama hiçbir zaman sorgulamayacaklar, Emrah Kandemir hayatını nasıl kaybetmiş diye? Tıpkı Soma’da, Ermenek’te, Torunlar İnşaat’ta olduğu gibi... Sorgu yok, sual yok. Fakirsen kader, işçiysen senin mesleğinin fıtratında var.
Amatörsen de sedye yok, ambulans yok, yani kısacası yaşamana gerek yok. Kusura bakmayın da sizde de hiç vicdan yok. Emrah kardeşim, sen rahat uyu, çocukların bize emanet.”

MESAJ PANOSU


-BİLGE
bir lider, ülkesindeki insanların etnik kökenleri ve dinleri, mezhepleri ne olursa olsun, onların tercihlerine karışmaz. Bülent ÖZÜDURU
-İL Özel İdare müdürlerinin sorunları hiçbir yerde yazılmadı, lütfen yazın; birçoğunu şube müdürü olarak sayıyorlar. Özel İdare müdürlerinin haklarının düzeltilmesini istiyoruz. Kemal KAYA

Cizre’de bir şeyler yapın

CİZRE’de olan olaylar sıradan ve basit değil. Aciz olan hükümetin bahsettiği kamu güvenliği çok tehlikede. Polis ve asker ‘hapsoldu’, özerklik ilan edildi. Zaten bu nedir böyle yav diyen yok adamlara. PKK çok şımardı. Polis ve asker oralarda tehlike altında. Devlet bu kadar aciz duruma hiç düşmemişti. Yeteeeer yeter artık. Bir şeyler yapın.Ahmet MADEN


Şişli krizi çok can yakabilir

ŞİŞLİ Belediyesi’nde yaşanan ‘derin kriz’ nasıl çözülecek; pazartesi Belediye Meclisi’nin yeni dönem toplantısında karşı karşıya nasıl gelecekler?. İnönü bugüne kadar kimleri görevden aldı; kimleri yerlerine getirdi. Ankara’dan geniş yetkilerle Belediye Başkan Yardımcılığına getirilen Av. Uğur Erhan Dinçer (49) ile Nurettin Sözen’in Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde imarın başında bulunan Erdoğan Yıldız (65) sorunlara çözüm getirebilecek mi; Meclis üyelerinin bir engeliyle karşılaşabilecekler mi?
Belediye Başkanı Hayri İnönü düştüğü ‘kuyudan’ nasıl çıkabilecek; pazartesi günü 28 Meclis üyesiyle (AKP’den 8 var) el sıkışacak mı? Emir Sarıgül’ün başını çektiği CHP üyeleri, İnönü’ye ve yeni getirdiği ve atadığı isimlere karşı nasıl davranacak?
Herşey roman gibi; yaz yaz bitmez!..
Şişli’deki gelişmeleri anlayabilmek için konuyu baştan irdelemek gerekiyor:
Özetlersek...
Şişli Belediyesi’nde, ilk krizde seçilmişlerden Emir Sarıgül’den başka Başkan Yardımcıları Murat Talay (İstemihan Talay’ın oğlu, Aydın Ayaydın’ın damadı), ünlü demir-çelik sektöründeki Ekinci ailesinden Ali Ekinci de istifa ettiler. Daha sonra da imar işlerinden sorumlu başkan yardımcısı Gürsel Akkoyunlu da yılbaşından bir gün önce, Fen İşlerinden sorumlu olup 15 yıldır bu görevi sürdüren Osman Korkmaz ile birlikte görevlerinden alındılar. (Belediye bünyesinde en sevilen isim olan Korkmaz’a, sadece Temizlik İşleri bırakıldı.) Bu iki göreve sürpriz bir şekilde Sözen döneminde İmar işleriyle ilgili birimde çalışan Erdoğan Yıldız getirildi.
Çorlu Belediyesi’nde başkan yardımcısıyken, belediyede yolsuzlukluk ve suistimallerle ilgili olarak çok sayıda kişi ile tutuklanan Erdoğan Yıldız, Tekirdağ’da 17 ay hapis yatmıştı. İnşaat mühendisi Erdoğan Yıldız’ın, CHP gençlik kollarından yetiştiği, Nurettin Sözen’in döneminde Büyükşehir’de imar dairesinin başında olduğu, Boğaziçi İmar Müdürlüğü yaptığı biliniyor.
10 yıldanberi Zabıta Müdürlüğünü yürüten Adem Molla ile, Hesap İşleri Müdürü Zeynep Güldomaç, Sağlık İşleri Müdürü Dr. Cüneyt Avcı ve Özel Kalem Müdürü Çağlar Sezgin de görevlerinden el çektirildi.
Yerine gelen Dr. Hayati Akaslan’ın, aynı kadroda çalıştığı bir doktoru darp ettiği ve üç gün rapor aldığı belirtildi. Diğer kültür, veteriner, park bahçeler, halkla ilişkiler ve basın müdürlerinin, görev ve sorumluluklarının henüz bilinmediği, bunlardan bazılarının izne çıktıkları öğrenildi.
Şişli Belediyesi’nde idari yönden asıl sorumluluğu A. Uğur Erhan Dinçer taşıyacak. Ankara Hukuk Mezunu olan Dinçer, Ziraat Bankası’nda beş yıl hukuk danışmanlığında bulunduktan sonra serbest avukatlık yaptı.

PARTİ DİSİPLİNİ

Bu duruma CHP’nin 29 meclis üyesinin ‘parti disiplini’ nedeniyle tepki gösteremedikleri belirtiliyor.
Bir Meclis üyesi “Hayri İnönü daha önce müdürler konusunda bazı tasarruflarda bulundu, bu çok yankı uyandırdı. Ne derseniz deyin, Belediye çalışanları başarılı ve tecrübelidir. Ancak 5 Ekimdeki grup toplantısından iki gün sonra müdürler arasında yapmayı düşündüğü atamalardan vageçtiğini duyurdu ve özür diledi İnönü... Sonra bugüne gelen gelişmeler nasıl oldu anlamadık; muhakak ki birileri tarafından İnönü dolduruldu; burada Sarıgüller’in de direksiyona yeniden geçmek için ‘acul’ davrandığı da söylenibilir.”
Ama şu var ki; AKP’nin 8 meclis üyesinin gelişmeleri ‘sesizce’ ve ‘gülerek’ karşıladıkları söyleyebiliriz.

PAZARTESİ TOPLANTISI VE KONSER

Geçen hafta belediyede yaşanan yeni atamalara dayalı gelişen ‘kriz’den sonra 5 ocak pazartesi günü yapılacak aylık olagan meclis toplantısında CHP’li meclis üyeleri ile Hayri İnönü’nün nasıl bir tutum sergileyeceği şimdiden merak ediliyor.
Bu arada belediye kulislerinde Hayri İnönü’nün pazartesi toplantısına Ekrem Ataer’in şefliğini yürüttüğü 50 kişilik Şişli Korosu, Meclis’e davet etmesi belediye içerisinde ‘beklenmedik’ bir durum olarak değerlendirildi. “İnönü, meclis üyelerine sempatik gözükmek için bu ekibi çağırdı?” sorusu gündeme geldi.
Çünkü böyle bir şey ilk kez oluyor.

İNÖNÜ’NÜN AKILDANELERİ KİM


Şişli Belediyesi memurları ve CHP’li üyeler, İnönü’nün bu ‘radikal’ girişimi karşısında “İnönü’ye kim akıl veriyor?” diye soruluyor. Ancak Ankara’dan Av. Uğur Erhan Dinçer ve eski Büyükşehir çalışanı Erdoğan Yıldız’ın dışardan Şişli Belediyesi’ne atanmaları dışında, bu tablonun oluşmasında, Erdal İnönü’nün özel kalem müdürü, yayıncı Uğur Büke ile PM üyeleri Prof. Burhan Şenatalar, Ercan Karakaş, Ali Topuz ve Atilla Topuz’un sorunları çözmekte ‘aracılık’ yaptıkları ileri sürülüyor. Bu arada İnönü’nün, Fatih Belediye Başkanı AKP’li Mustafa Demir’le de konuştuğu belediye kulislerinde konuşuluyor.

X