"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Noel Baba’yı dünyaya sevdirmek

AZİZ Nikola’yı anma günü vesilesi ile geçen hafta (6 Aralık) Dünya Barışına Çağrı Sempozyumu adı altında düzenlenen ‘Barış Yolunda Sağlıklı Yaşam, Gıda ve Çevre Etkinliği’nin yanı sıra ‘Türkiye’de kenevirin geleceği’ konusunda Antalya’nın Demre ilçesinde ilginç konuşmalar oldu. Aziz Nikola’nın vesilesi ile Hıristiyan dünyasında 24-26 Aralık arasına rastlayan Noel kutlamalarının yarattığı yüz milyarlarca dolar ticaret hacminden, maalesef Aziz Nikola’nın yaşadığı ve kilisesinin bulunduğu ülkemiz bir pay alamıyor.

Bu ticari potansiyelden faydalanmak için Noel döneminde Batılıları Antalya bölgesine çekerek Aziz Nikola’nın anısına yapılacak yaygın bir etkinliği uluslararası bir boyuta çekebiliyor muyuz? Nitekim turist gelmesi amacıyla kurulan Noel Baba Barış Konseyi Derneği bu farkındalığı yaratmak için çaba gösteriyor.
Noel Baba’yı dünyaya sevdirmek
Noel Baba Barış Konseyi Başkanı Muammer Karabulut, ülkemizi Noel Baba ve barış bağlamında bütün dünyaya tanıtmak için arkadaşları ile beraber mücadele veriyor; dernek Kıbrıs’a kadar uzanıp ileride büyük ses getirecek projelerini uygulamaya koymaya çabalıyor. Antalya Demre’nin genç, İYİ Partili Belediye Başkanı Okan Kocakaya da bu girişime destek veriyor.

Konferansa araştırmacı-yazar İsmail Tokalak; Antalya Bilim Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı, beslenme uzmanı Prof. Fatma Bike Kocaoğlu; kimyager, AR-GE çalışmaları yapan Nevzat Süer; eski ANAP milletvekili Dr. Yalçın Koçak ve gazeteci yazar Abdurrahman Dilipak konuşmacı olarak katıldılar. Konferansta, kenevirin ülke ve çevre için ne kadar önemli olduğu bir defa daha gözler önüne serildi.

Gıda beslenme konusunda da GDO’nun fayda ve zararları üzerine hararetli bir tartışma oldu. GDO’nun zararı olmadığı, bu konuda bilimsel bir araştırma yapılmadığı, bunun ‘şehir efsanesi’ olduğu ve Türkiye’ye GDO’lu gıda girmediği iddiası üzerine araştırmacı yazar İsmail Tokalak, yaklaşık on yıldır beslenme, sağlık, tarım konusunda kitaplar yazdığını, burada GDO’nun gıda olarak tüketiminin büyük zararları olduğunu belirttiğini ve bu konuda birçok araştırmanın kaynaklarının kitabında olduğunu anlattı. Avrupa Birliği ve Türkiye’de GDO’lu gıdaya yalnız hayvan yemlerinde müsaade edildiğini, bu tip gıdaların direkt insan tüketimi için kullanılmasının ve üretiminin yasak olduğunu belirtti.

DEMRE’DE AROMATİK BAHÇE

Bu arada Demre Belediyesi, Antalya Bilim Üniversitesi ve Avrasya Araştırmalar Merkezi işbirliğinde Demre’de bir aromatik bitkiler bahçesinin kurulması konusunda çalışma yapılması kararlaştırıldı.

Sempozyumun ardından Konyaltı Ukrayna Beregınya Korosu bir konser verdi. 16 kişilik koro, konserine ‘İzmir Marşı’ ile başladı. ‘Çanakkale Türküsü’ ile ‘Sordum Sarı Çiğdeme’ şarkılarını Türkçe söyleyen koro, programında Ukrayna halk türkülerine de yer verdi.
(Yarın: Yalçın Koçak, İsmail Tokalak ve Abdurrahman Dilipak neler söylediler?)

Ormanlardan sonra sıra ‘karaçalı’da mı?

KIRKLARELİ’nden çevreci dostumuz Göksal Çidem yazıyor.
“Trakya’da ‘karaçalı’ bitkisi hayvanlara zarar verdiği gerekçesi ile yok edilmek isteniyor. Bölgede büyükbaş hayvancılık, kapalı besi ve sağım şeklinde yapılıyor. Meralarda çoğunlukla küçükbaş hayvancılık yapılıyor. Meraya çıkan büyükbaş hayvan neredeyse artık yok. Bu bitkinin yok edilmesi ekolojik dengeyi bozuyor. Bilim adamları karaçalının mera alanlarını koruduğu, yaban hayatını dengelediği ve toprağı tuttuğunu söylüyorlar.
Kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde yer alan mera alanlarında doğal olarak gelişme gösteren karaçalı önemli bir yem kaynağı durumunda. Hem yaprak hem de sürgün dönemlerinde küçükbaş hayvanların günlük ihtiyaç duydukları besin maddesi gereksinimlerini karşılıyor.
Bölgenin en değerli balı olan karaçalı balını yok mu ediyoruz, destek mi veriyoruz?
Telafisi mümkün olmayan sonuçlar yaşanmadan her kurum konuyu mutlaka tartışmalıdır.
Kaybedeceklerimiz, geleceğe bırakacağımız doğal varlıklarımız olmamalı.”

Başkent kavramının içi boşaltılmamalı

BANKACILIK Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Sermaye Piyasası Kurumu (SPK) kamu bankaları ve Hazine’den sonra şimdi de Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması için karar alındı. Prof. Dr. Hikmet Sami Türk diyor ki: “Daha önce merkezi Ankara’da bulunan birçok ulusal kurum ve banka, son yıllarda İstanbul’a taşınmıştır. Bunlar arasında Atatürk’ün sermaye koyarak Ankara’da kurdurduğu Türkiye İş Bankası da bulunmaktadır. Şimdi sıranın Merkez Bankası’na geldiği anlaşılıyor. Başkent kavramının içini boşaltan bir süreç yaşıyoruz. Anayasa gereğince başkent olarak değişmezliği nedeniyle dokunulamayan Ankara, sadece siyasal konumu içinde bırakılmaya çalışılmaktadır. Ankara’nın gelişmesini olumsuz etkileyen bu yanlış uygulamadan vazgeçilmeli; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 1211 sayılı kanunda yazılı, kendisinin ve başkentin konumuna uygun merkezi Ankara’da kalmalıdır.”

 

 

MESAJ PANOSU

- KADIN ve çocuklarla ilgili bu kadar olay yaşarken bir ‘kadın ve çocuk bakanlığı’ kurulmasını istiyoruz. Merve YILDIRIM
- İZMİR bir köy-kent olmuş. Zafer ARAPKİRLİ
- TÜRKİYE hormonlu büyüdü. Atilla YEŞİLADA
- BELEDİYELER siyasetin önüne geçti. (...) Türkiye ‘senatosunu’ kurmak zorundadır. (...) Cem Uzan beyin ölümü gerçekleşmiş siyasi bir adamdır. Erol MÜTERCİMLER

X