"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki’nin ‘imar rantına karşı’ duran sözleri teşekkürü hak ediyor

Ne dediysek o!

 

ÇEVRE ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki hiçbir bakanda görülmediği kadar en ‘çevreci’ yanını ortaya koydu ve köşemizde zaman zaman gündeme getirdiğimiz imar planlarıyla ilgili ağır eleştirilerimizin yanında yer aldığını gösterdi.

 

Daha önce böyle bir yaklaşımı hiç görmedik. Bizce memnuniyet verici bir durum.

 

Rant pazarına karşı mücadele eden çok az siyasetçi var. İstanbul’daki yoğun imar yolsuzlukları ve usulsüzlüklerini bıkmadan usanmadan gündeme getiren, zaman zaman kendi partisinden ‘fırça’ da yiyen

 

İBB meclis üyesi Hüseyin Sağ’a sorduk, ne diyorsun diye...

 

“Sayın Bakan aslında yıllardır verdiğimiz mücadelenin doğru olduğunu teyit ediyor” dedi.

 

Özhaseki’nin üç aylık dönemi ile kendisinden önceki iki bakanı kıyaslarken fark hemen ortaya çıkıyor.

 

Bakanlığın sitesinde ‘Duyuru’ başlığı altında bir bölüm var; burada imar plan değişiklikleri... ÇED gerekli değildir kararları... İzleme ve Değerlendirme ile Kültür ve Tabiat Varlıkları gibi kurulların bildirileri yer alıyor.

 

- Erdoğan Bayraktar’ın gitmesinden sonra göreve gelen İdris Güllüce 25.12.2013’te bakan oldu. 25.12.2013-18.11.2015 arasında (yaklaşık 25 ay) Bakanlık sitesinde yapılan duyuru sayısı 1367.

 

- Fatma Gül Demet 25.11.2015’te bakan oldu. 25.11.2015-24.05.2016 (yaklaşık 6 ay) arasındaki bakanlık sitesinde yapılan ‘Duyuru’ sayısı 212...
Özhaseki’ye gelirsek... 24.05.2016 günü bakan oldu; bugüne kadar 172 duyuru yer alıyor.

 

Yani üç bakan döneminde duyuru sayısı 1882... Halbuki aynı dönemde İBB sitesinde askıya çıkan duyuru sayısı ise 969... İBB’den geçen plan değişiklikleri ile Bakanlık’tan yapılan ‘Duyuru’ sayısı arasındaki fark için Özhaseki’nin “Bizim bakanlık ‘paralel belediye meclisi’ gibi çalışmış” demesi bu bakımdan çarpıcı bir uyarı sayılmalı.

 

Açıkladığı gibi Kartal, Tuzla, Pendik, Bakırköy, Kadıköy, Beşiktaş Ihlamur Parkı ile ilgili iptaller birçok müteahhidin ‘yüreğini’ hoplatmıştır.
Bazı belediye meclis üyelerine göre bu uygulama eksik kalır. Kendi döneminden önce yapılan sayısız parsel bazındaki plan değişiklikleri var; bunlar için de bir uygulama yapılması gerekmiyor mu? Çünkü birçok projeye daha kazma vurulmadı.

 

Bakan, “Verilen yoğunluk artışlarıyla şehirlerde adeta cinayet işleniyor” diyorsa, bunların ‘katilleri’nin bulunması gerekmez mi?

 

GÜNÜN SÖZÜ

- “İtfaiye ile ateş arasında tarafsız kalınamaz.”

(Churchil)

 

TERÖR MEKÂN DEĞİŞTİRİYOR

 

EVET, terör yer değiştiriyor. Hassas illerimize yönelmiştir.

 

Elazığ’da üç, Bitlis’te altı şehit.

 

Belli ki, buralarda da varlığını hissettirmek istiyor.

 

Erzurum’a, Trabzon’a ve diğer illerimize dikkat!

 

Küresel destekli terör bizi her yanımızdan vurmak istiyor.

 

Birlik beraberlik içinde ördüğümüz bu çelik zırhlı duvarı yıkmak istiyor.

 

Artık, çeliğe daha fazla su verme zamanıdır!

 

Şimdi, devletimize, Cumhuriyetimize sahip çıkma zamanıdır.

 

Mehmet Necati GÜNGÖR

 

‘MÜSLÜMAN DOSTU TURİZM’ NEDİR

 

TURİZMİN bir duayen ismi “AKP iktidara geldiğinde tesettürlü otel sayısı 13’tü” diyerek şöyle konuşuyor:

 

“Bugün ‘İslami’, ‘Muhafazakâr’, ‘Alternatif’ gibi adlarla pazarlanan tesis sayısının 150’yi geçmesinde FETÖ’cülüğün etkisi araştırılmalı. Aynı şekilde ‘Müslüman Dostu Turizm’ projesinin de sunuşunda belirtilen, sektörde kimsenin itiraz etmeyeceği ‘turizmde çeşitliliği artırma’ amacıyla hazırlanmış olması kuşkulu, bu da dikkate alınmalıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Putin ile görüşmesinde iki ülke arasındaki ilişkilerin bozulmasında FETÖ’nün oynadığı role dikkat çekmesi ne kadar yerinde ve doğru bir tutum ise, ‘Müslüman Dostu Turizm’ adı altında hazırlanan projenin de turizmde en büyük iki pazarımız Rusya ve Avrupa’da yaratacağı sonuçlar üzerine düşünülmelidir.

 

(Turizm sitesi Tourexpi’ye göre, uluslararası otel sektörü durdurulamaz bir yükselişte. Londra’da yapımına başlanmış 5.400 yatağa sahip 32 otel yakın zamanda hizmete girecek. Bunu İstanbul (24 otel–4.192 oda), Moskova (15 otel–3.632 oda) ve Berlin (7 otel–2.467 oda) takip ediyor.

 

BİLİYOR MUSUNUZ?

 

- ÇORLU Belediye Başkanlığı’nı 4 dönemdir sürdüren CHP’li Ünal Baysan’ın, Tekirdağ Büyükşehir Başkanı Kadir Albayrak’a, Tekirdağ’ın tüm ilçe belediye başkanları ve Çorlu örgütüne yemek vererek milletvekili adaylığını şimdiden açıkladığını, Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel’in de “Hocam Dt. Ünal Baysan’ın davetine geldik. Hocamı Ankara’ya gönderelim, meydan bize kalsın!” mesajını Facebook’ta paylaştığını (Baysan bir dönem aday olmuş ancak kazanamamıştı; Tekirdağ’da vekil sayısı 6’dan 7’ye çıktı)... 

 

MESAJ PANOSU

 

- 17 TEMMUZ sonrasında FETÖ yapılanması konusunda dıştaki gelişmelerle ilgili bir şey yazılmıyor. Örneğin, Kırgızistan’daki yapılanmaya büyükelçilik dahil edilirken, nedense TİKA ve Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi göz ardı ediliyor. Müteahhitler üzerinden FETÖ’nün ‘Bişkek İmamı’na himmete zorlananları kimler yönlendiriyor. Osman KARAKAŞ

 

- ÜSKÜDAR Paşalimanı Caddesi üzerinde bulunan eski Tekel binası arkasındaki araziyi satın alan Cengiz İnşaat, bu alanda ağaç kesmeye devam ediyor. Köprüden bakıldığında ‘alan’ ortaya çıkmaya başladı. Nihat GÜRLER

 

OKUYUNUZ

 

Öcalan ve Fetö’nün şifreleri

 

ÖRGÜTLER ve cemaatler üzerine çalışma yapan Yrd. Doç. Dr. Ramazan Topdemir’den gündeme ilişkin bazı notlar:

 

Öcalan ile Fetö 1970’li yılların sonlarına doğru gündeme gelmeye başladı. 1980’den sonraki siyasi dalgalanmalar ve kırılmalar ile beraber farklı oluşumlar da ortaya çıktı.Bir kesim,Kürtler için mücadele vermek amacında olduklarını;diğer bir kesim de “Altın Nesil” vurgusu ile kitleleri hedef almışlardı. Her şey önceden; devletin kontrolündeydi. Daha sonraki süreçte, işler uluslararası boyutlara varınca, bakışlar ve hamleler değiştiğini arşivlerde görüyoruz.

 

Öcalan, silahlı eylemler ile Kürtlerin geri kalmışlığını ön plana çıkartarak taraftar topladı. Öcalan’ın merkezdeki hareket mekanı Diyarbakır olarak seçilmişti. Öcalan, başta Rusya, Kore, ve Çin’deki savaş taktiklerini esas alarak; “Uzun Süreli Halk Savaşı”düşüncesi etrafında hareket etti. “Gerilla ve yoldaş(heval) sözcüklerinin yanında  halkların kardeşliği, Demokratik cumhuriyet, meşru müdafa, Ortadoğu  ve insan hakları ifadelerini de kullandı.Öcalan, askeri okullara girerek, asker olmak istemiş ancak başarılı olamamıştı.Bundan dolayı askerlere karşı çocukluktan gelen bir öfkesi bulunmaktaydı. Sürekli askerimize yapılan saldırların kaynağında, Öcalan’ın çocukluğundaki kızgınlığı hep etkili olmuştur. Öcalan, Şeyh Said’in devamı olduğunu sıkça ifade ederek, özerk bir yapılanma için silahlı eylemi sürekli öne çıkartarak gündemde kalmayı hedeflemiştir.“Kürtler, zorun gücünden anlar”diyerek felsefesini ortaya koymuştur. “Kendimizi de kentimizi de yönetelim” diyen Öcalan, sürekli özerkliği  canlı tutmuştur.. Zamanın ruhuna göre taktik değiştirmiştir. Örgütteki itirafçıları”ajan” olarak nitelemiş ve birçoğunu da yok ettirmiştir. Güçlü oldukları alanları sarı,kızıl ve beyaz olarak nitelemiş, Türkiye’yi bölgelere ayırarak hareket etmiştir. Esas hareket alanı Botan(Şırnak, Hakkari,Mardin)olarak belirlenmiştir. Öcalan, gençleri ve kadınları ön plana çıkartarak, kadınlara ve gençlere görevler vermiştir.

 

Fetö’nün de merkezi hareket alanı, İzmir’deki Kestanpazarı mekanıdır. Eğitim ile güçlenerek,kitlelere ulaşmayı hedef seçmiştir. Fetö, Köy Enstitülerinin uygulamalarından çok esinlenmiştir. Köy Enstitülerindeki uygulama olan;  gönüllülük esasına göre çalışmalar yapılarak, öğrencilere ve ailelerine ulaşmışlardır.   Köy Enstitülerindeki eğitim uygulamalardan olan; Türkçe eğitimi, kendini ifade edebilme, iş yapabilme becerisi, müzik aleti kullanma, müzikli gösteriler düzenleme faaliyetleri uygulayarak  kitleleri kazanmayı hedeflemiştir. Fetö, Şakirt, ağabey, imam, hizmet,sözcüklerinin yanında diyarı gurbet, hicran, hicret, sonsuz ufuklar,bahadır, kırkı testi, gönül sohbetleri,ifadelerini sıkça kullanmıştır.Fetö, Bediüzzaman Said Nursi’nin,askerler ile dostluğundan esinlenmiştir. Fetö, Bediüzzaman Said Nursi’den(Hz.Pir olarak söz etmiştir.) Fetö de beyaz ve mavi renkleri, mesafe alma, ilerleme sembolü olarak kullanmıştır. Fetö, gençlere yönelmiş, kadınları da destekleyici güç olarak görevlendirmiştir. Önceleri dersane eğitimine ağırlık vermiş, daha sonra da kolejler, üniversiteler ardı ardına gelmiştir. Fetö, eğitim kurumlarında okuyan öğrencilerin ailelerinin desteğini alarak, siyasete de hüküm edeceğini planlamıştır. Her hükümet ile yakınlaşmayı esas alarak, faaliyetlerini sessizce sürdürmüştür. Fetö, önceleri Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde yapılanmaya girmiş daha sonra da Avrupa ve ABD’ye yönelmiştir. (Yazdıklarımın kaynağının;,kitap,dergi, gazete ve akademik çalışmalar olduğunu ifade etmenin yararlı olacağını düşünmekteyim.)

Yrd.Doç.Dr.Ramazan TOPDEMİR

 

 TSK’ya, “diyet” yaptıracağız diye ipin ucu kaçırılırsa...

 

SAVUNMA Bakanı TSK ile ilgili düzenlemeler hakkında; orduya diyet yaptırıyoruz ifadesini kullanmış.

 

Diyet; obez bir hal almanın önüne geçmek (aynı zamanda da fazla kilolardan da kurtulmak.) için gerekli tıbbi bir beslenme programı olarak tanımlanıyor.

 

Kilo takıntısı, doğru pisikolojik bir tedavi ile desteklenmezse, yeme bozukluğuna ve “Anoreksiya Nevroz” denilen, geri dönüşümü zor, hastalıklı zayıflama, güç kaybetmeye yol açar.

 

15 Temmuz süreci bahanesi ile, TSK ile ilgili radikal düzenlemelerde, diyet metaforunu kullanmanın mahzuru, tam da burada ortaya çıkar.

 

Diyet’ten murat edilen, TSK komuta kademesinde son dönemde yol verilmiş subay/astsubay kadrolarının tasfiyesi ise, diyet, uygun tedavi değildir. “Kanın temizlenmesi” gerekir...

 

TSK’ya, “diyet” yaptıracağız diye ipin ucu kaçırılırsa; TSK, haddinden fazla zayıflar, inandırıcılığını, caydırıcılığını kaybeder,

 

Allah esirgesin...

 

Merve KIZILAĞAÇ

 

Aygün Attar neden işten el çektirildi

 

GİRESUN Üniversitesi Rektörlüğü, üniversitede 21 kişinin işten ‘el çektirilme’ (bunlar arasında eski Rektör

 

Aygün Attar da bulunuyor) konusunda bir açıklama yaptı. Attar hakkında OHAL, YÖK’ün talimatları doğrultusunda işten el çektirildiğini, yönetime iftira ve hakaret içerikli açıklama yaptığını, kararın YÖK tarafından verileceğini belirtti.

 

Açıklamada şöyle deniliyor:

 

“22/7/2016 tarih ve 667 sayılı KHK’nin 4. Maddesi (1)’de... Terör örgütlerine veya MGK‘ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” şeklindeki ifade ile söz konusu terör örgütüne üyeliği, mensubiyeti, iltisakı ve irtibatı olan kamu çalışanları hakkında soruşturma başlatılması emredilmiş ve buna binaen de YÖK, üniversite rektörlüklerinin bu emrin yerine getirilmesi hususunda harekete geçmesini istemiştir. Bu bağlamda Üniversitemiz Rektörlüğü bünyesinde bir komisyon oluşturulmuş ve bu komisyonun yapmış olduğu titiz ve özenli çalışmalar neticesinde 21 personele görevden el çektirilmiştir. Görevden el çektirilenler arasında kamuoyunun da malumu olduğu üzere bir önceki dönemde rektörlük görevinde bulunmuş Prof. Dr. Aygün Attan da yer almıştır. Soruşturma sürecinde izlenen prosedür gereği söz konusu şahsın da ifadesi alınmış ve görevden el çektirmenin ana hatları -kamuoyuna yansıyan yanıltıcı ve sübjektif değerlendirmelerin aydınlatılması amacıyla- daha sonra kamuoyu ile paylaşılmıştır. Ayrıca söz konusu şahıs ile ilgili olarak Cumhuriyet savcılığı tarafından da bir soruşturma yürütüldüğü bilinmektedir.

 

Rektörlüğümüz tarafından yürütülen soruşturmanın sonlandırılacağı makamın da Yüksek Öğretim Kurulu olacağının bilinmesine rağmen Prof. Dr. Aygün Attar, birtakım iftira ve hakaret içerikli basın açıklamalarıyla üniversitemiz yönetimini ve söz konusu komisyonu asılsız ve mesnetsiz bir şekilde suçlayarak kamuoyunu yanıltmaya ve yönlendirmeye çalışmaktadır.

 

X