"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Mutlak itaatten taviz verilemez

GENELKURMAY Başkanlığı görevini devralan Orgeneral Hulusi Akar, önceki akşam düzenlenen Genelkurmay Başkanlığı Komuta devir-teslim töreninde, görevini büyük bir onur ve heyecanla üstlendiğini belirtti.

Orgeneral Akar, törende yaptığı konuşmada emperyalizmle mücadele, milli güç unsurları, emir komuta anlayışı, etnik köken, modernizasyon ve Atatürkçü düşünce sistemi gibi başlıklarda çarpıcı vurgulamalar yaptı. Törenin akşam saatlerine sarkması nedeniyle Akar’ın konuşması medyada yeterince yer almadığından bazı vurgulamalarını özetle sıralıyoruz:
- MİLLİ GÜÇ UNSURLARI: “Milli gücün bütün unsurlarının zamana ve şartlara göre kullanımını esas alan akıllı gücün bir parçası olarak, zamanın ruhunu doğru okuyan modern ve güçlü bir Silahlı Kuvvetler’in varlığının, devletimizin bekası, milletimizin güvenlik ve refahını sağlamasında hayati önemi haiz olduğu açık bir gerçektir.”
- EMPERYALİZME KARŞI MÜCADELE: “Türk ordusu Atatürk’ün liderliğinde, emperyalizme karşı devrinin en büyük mücadelesini vererek, diğer milletlere de örnek teşkil etmiştir. Görevlerini ifa ederken tüm ordular gibi TSK’nın da en büyük ihtiyaç ve gücü itibarıdır. TSK’nın mevcut itibarının sürdürülmesi ve daha yüksek seviyelere çıkarılması herkesin ortak sorumluluğudur.”
- TEK EMİR KOMUTA SİSTEMİ VARDIR: “TSK’nın anayasal düzen içerisinde yasalarla belirlenmiş tek bir emir komuta yapısı vardır. Ordumuzun teşkilat ve faaliyetlerinde yasal hiyerarşi dışında hiçbir kişi ve oluşumun etkisi söz konusu olamaz. Dün ve bugün TSK’nın herkes tarafından bilinen en önemli vasfı disiplinidir. Bunun da temeli, ruhu mutlak itaattir. Bundan asla taviz verilemez.
-ETNİK KÖKEN VE MEZHEBE DAYANMIYORUZ: TSK hiçbir etnik köken ve mezhebe dayanmayan, sadece yüce milletimizin sevgisine ve güvenine dayanan güçlü yapısıyla ülkemize ve milletimize hizmet etmeyi varlık gayesi saymaktadır.”
- ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE: “Milli ve mesleki değerlere sahip tarih bilgisi ve bilinci yüksek, geçmişi bilen, günü anlayabilen ve geleceği öngörebilen modern ve çağdaş uygulamalara hazır, Atatürkçü düşünce sisteminin özünü teşkil eden, aklı ve bilimi kendisine rehber edinmiş, hukuk kültürünü benimsemiş, diyalog ve koordinasyon içerisinde çalışabilen kahraman ve fedakâr personelimiz en büyük gücümüz olacaktır. TSK’nın modernizasyonunu öncelikle milli imkânlarımızla gerçekleştirmek ve her türlü teknik ve teknolojinin kazanılmasının ötesinde güvenliğimizin gerçek teminatı olarak, teknik ve teknolojiyi üretmek temel hedefimizdir.”
- TERÖRLE MÜCADELE: Terörle mücadele harekâtıyla kara, deniz ve hava hudutlarımızın güvenliği başta olmak üzere tüm görevlerin icrasında yasalarla tanınan her türlü inisiyatif, imkân ve yetki, muhakemeye dayalı cesaretle tereddütsüz kullanılacaktır. Ülkemizin ve milletimizin bütünlüğüne ve binlerce yıllık kardeşliğimize kasteden terör eylemleriyle, masum vatandaşlarımıza ve güvenlik güçlerimize karşı haince ve kalleşçe yapılan saldırılar en etkin ve en ağır şekilde karşılığını bulmaktadır, bulacaktır.
-YASALAR VE ŞEFFAFLIK ESAS: “Tüm çalışmalarımızı, görevlerimizi yasalarla belirlenmiş bir çerçevede ve şeffaf bir şekilde ifa etmek bizler için esas olacaktır.”
- ÖZEL’E ÖVGÜ: (Görevi devraldığı Orgeneral Necdet Özel için) “Zorlu ve hassas bir dönemde yaptıklarınız tarih sayfalarında hak ettiği yeri bulacaktır.”
- ALLAH UTANDIRMASIN: Orgeneral Akar, konuşmasını “En büyük takdir güvenilmek, en büyük başarı da bu güvene layık olmaktır anlayışıyla, ölürsek şehit, kalırsak gazi diyerek gideceğimiz bu yolda Allah utandırmasın” diyerek bitirdi.

‘Berlin’de hâkimler var’


PRUSYA Kralı Büyük Frederick, Berlin yakınlarındaki Postdam ormanlarında gezinirken, bir değirmenin bulunduğu tepenin aşağısındaki alçak bir tepe üstünde durur.
Değirmenin olduğu yeri satın alacağını ve yerine bir saray yaptıracağını söyler.
Kralın adamları değirmenciye gider ve kralın bu isteğini iletir. Fakat adam değirmenini satmak istemez.
Kral değirmenciyi yanına çağırtır. Önce, değirmen için değerinin kat kat üstünde bir meblağ ödemeyi teklif eder.
Değirmenci “Olmaz! Değirmenim satılık değildir” der.
Kral “Sen benim kral olduğumu bilmiyor musun yoksa?” diye sorar.
Değirmenci “Biliyorum, biliyorum” der. “Sen de benim, bu değirmenin tapusu ile sahibi olduğumu bil” diye cevap verir.
Kral “O halde zorla alırım. Bakalım o zaman ne yapacaksın” der.
Değirmenci “Alamazsın! Berlin’de hâkimler var!” cevabını verir.
Kral, ıslah ettiği mahkemelerin adaletine, kendi aleyhinde de güvenildiğini anlar ve bu yel değirmeninin, Prusya Krallığı devam ettikçe korunmasını ister.
Değirmenin altındaki tepeye sarayını diker ve saraya değirmencinin adı olan, Sans-Souci adını verir. Sans-Souci Sarayı da değirmen de hâlâ yerinde durur.
Ne güzel bir adalet ki, kralın arka bahçesinde bir değirmenci... Adalet, kralı ve değirmenciyi dost etmiştir.
Hukuk devleti ve adalet, değirmenci de olsan, kral da olsan boynunun kıldan ince olduğunu bilmektir...
Yıllar sonra genç bir subay, Berlin’de bir davete katılır. Arkadaşlarına bu hikâyeyi anlatır.
Sonra da “Haydi gidelim ve bu sarayı görelim. Değirmen hâlâ duruyormuş” der.
Kimse o soğukta dışarı çıkmaz. Bir tek o subay gider.
Sarayın karşısına geçer ve bu eşsiz eseri izler.
İşte o genç subay, Mustafa Kemal Atatürk’tür.

GÜNÜN SÖZÜ

- “Yüzde ısrar etme/Doksan da olur/İnsan dediğin noksan olur/Sakın büyüklenme /Elde neler var /Bir ben varım deme /Yoksan da olur.”
Mevlânâ

Yakuplu bu TIR yükünü çekemez

3. KÖPRÜ yapılış sebebi olarak TIR trafiğinin oraya verilecek olmasını göstermişlerdi. Fakat Hürriyet gazetesinde de yer alan habere göre Yakuplu’ya yapılacak limandan Topçular’a RO-RO taşımacılığıyla taşınacakmış. Saatte 2500-3500 TIR taşınması planlanıyormuş ki; saatte 100-150 tır demektir. İstanbul, TIR yükünden ve havaya salınan CO gazından kurtulacak deniyor. Peki, Yakuplu’ların ne suçu var da bütün TIR terörünün yükü onlara çektiriliyor ve zehirli gazlar onlara solutuluyor. Sanki Yakuplu, İstanbul’un dışında kimsenin yaşamadığı bir yer gibi yansıtılıyor. RO-RO taşımacılğından Beylikdüzü başta olmak üzere, Avcılar, Esenyurt, Bahçeşehir, Büyükçekmece trafiği kilitlenecek. Ama umurlarında mı; yeter ki özelleşen limanlar, taşıma yapacak şirketler para kazansın.
20 Ağustos Perşembe (bugün) Beylikdüzü Yakuplu Mahallesi 19. Sokaktaki Asya Kafe’deki bilgilendirme toplantısında tepkilerimizi koymak için duyarlı sakinlerimizi bekliyoruz.
Yusuf DOĞAR


The End (Son); AKP uzatmaları oynuyor

ŞURASI bir gerçek ki; 7 Haziran seçimlerinden sonra ülke menfaatlerini gözeten tek lider, Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Çok doğru bir sürece imzasını attı, CHP ve lideri.
AKP bu sürecin Cumhurbaşkanı ile birlikte tek mağlubudur. Bunun nedeni de 17-25 Aralık’tan fellik-fellik kaçmalarıdır. Anlaşılması zor olan durum, akçeli işlerle hiç ilişkisi olmayan Başbakan’ın da bu kaçışa ortak olmasıdır.
Yeniden seçim yapacağız. Bu seçim AKP için 7 Haziran’dan daha ağır sonuçlar doğurur, bu kesin. O zaman ortaya çıkacak sonuç, 17-25 Aralık’ın kesin olarak soruşturulması demektir.
Güneydoğu Anadolu’daki olaylar, her gelen şehit haberi AKP’ye de, MHP’ye de eksi yazar. Şehit haberleri ile oylarını arttırabileceğini düşünen partiler o şehit kanlarının bedellerini çok ciddi bir şekilde öderler.
Türkiye kendi dinamik güçleri ile her zaman ayakta kalmayı başarmıştır. Daha dün açılım sürecinden asla ödün vermeyeceklerini söyleyenlerin söylemlerinde “İktidara mal olsa bile cümlesi” vardı. Bugün ise milliyetçiliğin şemsiyesi altına sığınmayı çıkış yolu olarak görüyorlar. Bu nedenle “her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alırım” lafı boşa çıkmış oluyor.
13 yıllık siyasi iktidarın karnesine baktığımız zaman Cumhurbaşkanı ve AKP hiçbir söylemini gerçekleştiremedi. Müslüman gençlik fiyasko, üç çocuk alay konusu, açılım yerlerde sürünüyor, ekonominin durumu ortada, Osmanlıcayı bir kişi bile öğrenemedi, falan filan...
Mağdur edebiyatı yeni mağduriyetler bulsa bile tutmaz. Çünkü halk bıktı.
AKP başta Trakya olmak üzere İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa’da büyük oy kayıplarına uğrar. Bu oy kayıplarını engellemek asla mümkün değildir. Bu sonuçlar Türkiye’yi rahatlatır. Bunun böyle olacağına da adım gibi eminim.
Eğer başkanlık istiyorlarsa Selahattin Demirtaş’ın teklifine düşünmeden evet demeleri gerekir. AKP o teklifi asla kabul etmez. Çünkü uzatmayı oynadıklarını onlar da biliyor.
Abidin AYDOĞDU


Mehmet Metiner ve dört Adıyaman milletvekili “Şu konular hakkında ne düşünüyor?”


ADIYAMAN
ile ilgili dört kitabı olan, Adıyaman–Kahta doğumlu bir vatandaşım. AK Parti, Adıyaman milletvekili ve grup başkanvekilliği yapan Ahmet Aydın, Adıyaman milletvekili olan, Halil Fırat; Adnan Boynukara, Salih Fırat ve geçen dönem Adıyaman milletvekili olan Mehmet Metiner; Adıyamanlı vatandaşlar olarak basın ve yayın organlarındaki demeçlerinizi ve konuşmalarınızı dinlerken sizin şu konulardaki görüşleriniz, art niyetsiz olarak merak ediliyor. Bu merak demokrasinin bir gereğidir:
1- Adıyaman, ilimiz IŞİD ile anılır oldu. Gazete manşetlerindeki “Adıyamanlı İŞİDÇİ’ler” “Yine İŞİD yine Adıyaman” haberlerini okuyorsunuzdur. Adıyaman’daki IŞİD hakkındaki düşünceleriniz ve çalışmalarınız nelerdir?
2- Terörden uzak bir şehir olan Adıyaman, nasıl terör ile anılır hale geldi?
3- Uzun yıllar Erdoğan’ın yardımcılığını yapan, Adıyaman-Kahtalı ve ağa kökenli Dengir Mir Mehmet Fırat, HDP’ye geçtikten sonra, Erdoğan’ın Kürt politikasını çok eleştirdiğini basın ve yayın organlarından takip ediyoruz. Sayın vekiller, Dengir Fırat’ın, Erdoğan hakkındaki eleştirileri konusunda neden bir yorum ya da değerlendirme yapmıyorsunuz?
4- Adıyamanlı ve Güneydoğulu vekiller olarak çözüm süreci konusunda projeleriniz var mı? Varsa lütfen kamuoyu ile paylaşınız.
5- Turizm kenti, petrol kenti Adıyaman ekonomik gelişmişlik yönünden Türkiye’deki iller arasında ekonomik yönden halen 65’nci sıradadır. Adıyaman’ın kalkınması konusunda ne düşünüyorsunuz?
6-AK Parti’nin oyları Adıyaman’da neden düştü?
Ramazan TOPDEMİR

Almanya neden bu kadar Türk düşmanı?

7 HAZİRAN seçimlerinden sonra başlayan PKK eylemlerine karşı Türkiye’nin giriştiği cezalandırma metotlarına karşı Almanya, Kahramanmaraş’ta bulunan patriot füzelerini ve 256 askerini geri çekiyor. İşin ilginç tarafı Almanya’daki partilerdeki Türk kökenli Almanları da bunun için Türkiye’ye karşı kışkırtarak operasyon yapıyor. Başta Cem Özdemir olmak üzere belirli Türk kökenli parlamenterler Türkiye’nin bu eylemlerini yanlış bulduklarını belirtiyorlar.
- Almanya’nın Türkiye’ye karşı diğer bir eylemi de Merkel hükümetinin belirli teşviklerle önümüzdeki yıl Türkiye’ye gelecek Alman turistleri Yunanistan’a yönlendirerek Yunan ekonomisine katkıda bulunmayı sağlamak.
- Son gelişmelerden biri de Almanya’da üç MİT ajanını gözaltına alan Alman hükümeti, bugüne kadar gerekçelerini açıklamadan bu üç ajanı ceza evinde tutuluyor. Buna karşılık aynı Almanya’nın 32 üst düzey ajanı seksenli yıllardan beri Ortadoğu konusunda aktif olmak için izinli olarak çalışıyorlar. Bu ajanlar da büyük ölçüde Türkiye’yi inceliyorlar.
- Son olarak Almanya’da antisemitizm olayları cezalandırılırken, İslama fobiye karşı Almanya’nın hala bir yasal ceza kanunun çıkarmaması bir problem teşkil etmektedir.
- Almanya özellikle NSU cinayetlerinin üstünü kapatmakta ve Alman Anayasayı Koruma Örgütü’nün suçlarını ortaya çıkarmamak konusunda kararlı. Buna karşılık Almanya’da yakalanan 3 Türk MİT görevlisinin işlevlerini abartarak ortaya çıkarması Türk halkının tepkisini çekmeye devam ediyor.
Almanya, Angela Merkel döneminde Türkiye’ye her geçen gün daha soğuk bakan, Türkiye’yi artık stratejik ortak olarak görüp Batı Ukrayna’yı biran evvel AB’ye bağlamak isteyen bir konum içinde ortaya çıkıyor.
- Türkiye Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı’nın (TAVAK) son yaptığı araştırmada “Türkiye’nin AB üyeliğinde en büyük engeli hangi ülke oluşturuyor?” araştırması çerçevesinde de Türk halkının bu yıl Türkiye’yi AB dışında tutmak isteyen ülkelerin birinci sırasında %51’lik bir oranla Almanya’yı gördüğü ortaya çıkmış bulunuyor.
- Almanya’nın bu tutumu artık yavaş yavaş Türk-Alman ilişkilerini de etkilemeye başladı. Şuan için 4500 Alman firması Türkiye’de faaliyet göstermekte ve büyük kazançlar sağlamaktadırlar. Bunlar Metro gibi burada yalnız ara mal satanlara mal satması gerekiren son tüketiciye de mal satan kuruluşların yanında Çin ayakkabılarını Türkiye’de pazarlayan Deichmann gibi ekonomiye olumlu katkısı olmayan firmalardan oluşmaktadır. Bu açıdan Türk-Alman ilişkileri Almanya’da ki 3 milyon 90 bin Türk’e olan Alman tepkisi ışığında artık yavaş yavaş dibe vurmaya başlamıştır.
Prof. Dr. Faruk ŞEN

X