"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Muğla ve Fethiye manzarası

CHP’nin kalesi Muğla’da, büyükşehir belediyesi için 4 aday yarıştı. Halihazırda CHP’li Belediye Başkanı Osman Gürün % 36 (217 bin) oy ile seçimin galibi oldu. Ancak bir önceki seçimlere göre oyu 13 puan düştü. Bunda hiç şüphesiz en büyük etken, Fethiye’nin eski Belediye Başkanı Behçet Saatcı’nın bağımsız aday olmasıydı. Saatcı aslında, % 26 (158 bin) oy ile AKP’nin ardından 3. gibi görünse de durum aslında öyle değil. Oy pusulasındaki karışıklık, Saatcı’nın 18 bin oyunun BTP’ye, (Bağımsız Türkiye Partisi-Haydar Baş) 2 bin oyunun da diğer bağımsız adaya gitmesine neden oldu. (Son iki seçimde BTP’nin oy ortalaması 700 civarında.)

Yanlış yere giden 20 bin oy ile aslında Saatcı, her ne kadar sonucu değiştirmese de (toplamda 178 bin) sıralamada 2. olan AKP’nin (171 bin oy) 6 bin oy ile önüne geçiyor. Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon ise % 3 (23 bin) oy ile büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

Büyükşehirde yaşanan bu çekişmenin ilçelere yansıması ise CHP’nin 6 (Menteşe, Bodrum, Datça, Marmaris, Milas, Fethiye) AKP’nin 6 (Kavaklıdere, Yatağan, Ula, Köyceğiz, Dalaman, Seydikemer) MHP’nin de 1 (Ortaca) belediyeyi kazanması olarak kendini gösterdi.

Burada özellikle, CHP’nin hiç şüphesiz en çok sevindiği yerlerden biri Fethiye Belediyesi’nin kazanılması oldu. Sebebi ise CHP 25 yıl sonra Alim Karaca ile Fethiye’ye yeniden kavuştu. Karaca, 2009 yılında daha 36 yaşındayken, DSP’den Kumluova Belediye Başkanı seçilmişti. Daha sonra CHP’nin teklifi ile 2014 yılında, Fethiye’nin bir bölümünden oluşturulan Seydikemer ilçesinden aday gösterilmiş, 1500 oyla seçimi kaybetmişti. Fethiye’ye seçilen Karaca İstanbul Enka Spor Kulübü’nde voleybol oynamıştı.

 

GÜNÜN SÖZÜ

“Yaşamın büyük bir değeri yoktur, fakat ondan başka bir şeyimiz de yoktur.” (Freud)

 

ATAKÖY’ÜN GÜNEŞİ GİTTİ ŞİMDİ DE HAVASI KOKUYOR

Anayasamızın sağlık, çevre ve konut başlıklı 56’ncı ve bu madde ile bütünleşen ‘kişinin dokunulmazlığı maddi ve manevi varlığı’ başlıklı 17’nci maddeleri çok önemlidir. Bunlara göre devlet eliyle vatandaşın ‘hava’sı kirletilemez, vatandaşın sağlığıyla oynamaya kimsenin de hakkı yoktur.

Gelin görün ki, Ataköy ve çevresindeki kötü kokunun önlenmesi için hiçbir şey yapılmıyor.

Marmara Denizi’nin kirlenmesini önlemek için havza çevresindeki atıksuların toplanması ve arıtılması kapsamında Ataköy İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisleri yapılarak Bakırköy, Bağcılar, Bahçelievler ilçelerinin tamamı ile Gaziosmanpaşa ve Küçükçekmece ilçelerinden gelen atıksuların ve ayrıca Ayamama ile Tavukçu derelerinin arıtılması düşünülmüştü. 2010 yılında yapımına başlanan bu arıtma tesislerinin günlük kapasitesi 400.000 metreküp olup, yaklaşık 2.400.000 kişiden kaynaklanan atıksuyu arıtıyor. Ancak, bu tesisin şimdi çevreye verdiği çok ağır lağım kokusu çevre sakinlerini huzursuz ediyor. Birçok aile bölgeden taşınmayı düşünüyor.

Zeytinburnu’ndan Yeşilköy’e kadar olan kıyı şeridine dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğimiz yüksek yapılar var ve Bakırköy de kıyı beton duvarlarla çevrilmiş, denizden gelen hava akımı kesilmişti. Evlerinin balkonunda oturanlar yüzyıllardır denizi görürken şimdi alabildiğine yüksek ve çirkin bir beton duvarla baş başa kalmışlardır. Artık deniz parayı ödeyenin özeli olmuştur.

İSKİ’den beklediğimiz bir an önce Ataköy İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nden kaynaklanan ve halkın ruh sağlığını da etkileyen bu çok kötü kokunun bir an önce önlenmesidir.

Av. İzzet DOĞAN

 

ŞİŞLİ’DE YENİ ÖRGÜTLENME

ŞİŞLİ Belediye Bakanı Muammer Keskin, seçim kampanyasında halka verilen sözlere uygun olarak yeni bir yapılanmaya gittiklerini belirterek “Sosyal, şeffaf ve katılımcı belediyeciliğin ilk örneklerini yerel yönetimlerde Şişli olarak hayata geçirdik” dedi.

Mahalle, çocuk-genç-kadın ve muhtarlar meclislerinden sonra Kreş ve Gündüz Bakımevi Müdürlüğü ile Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün de Medya Müdürlüğü ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü olarak ikiye ayrıldığını belirten Keskin “STK temsilcileri ile ortaklaşa davranıp, ortak aklı hayata geçireceğiz” diye konuştu.

 

Basın İlan Kurumu’ndan %15 olan ilan komisyonun %10’a indirilmesi isteniyor

ZÜMRÜT Rize Gazetesi, Rize ilinde yayınlanan 14 ve resmi ilan alma hakkı olan 10 gazeteden birisi. Rize genelinde günlük ve haftalık yayınlanan 21 gazete bulunuyor, ‘Zümrüt’ ilin ilk ofset gazetesi...

Gazetenin 1977’den 1986’ya kadar yazı işleri müdürlüğünü, bu tarihten sonra da 2015’e kadar gazetenin imtiyaz sahipliğini yapan Faik Bakoğlu, bu tarihten itibaren gazetenin imtiyaz sahipliğini oğlu Ali Gökay Bakoğlu’na bırakarak, gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlendi. 1990’den beri de Rize Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığını yürüten emektar Bakoğlu, aynı zamanda Türkiye Gazeteciler Federasyonunun Denetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Rize il temsilcisi... Milli futbol hakemliği de yapan Faik Bakoğlu, Cumhuriyet ve Fanatik’e spor haberleri geçiyor.

Bakoğlu, yerel basının başta ekonomik sorunlar olmak üzere eleman yetersizliği ve ilan gelirlerinin azlığından yakınarak, yerel basının yaşaması için devlet ve okur desteğinin şart olduğunu belirtiyor.

Bakoğlu, içinde bulundukları sorunları şöyle dile getiriyor: “Kâğıt maliyetleri çok yüksek. Basın İlan Kurumu (BİK), bize verdiği ilanlardan %15 komisyon alıyor. Bu oran daha önce %10’du. BİK’in resmi ilanlardan aldığı komisyon oranı %5’e düşürülmeli. BİK, ödemelerini 3-4 ay gibi çok geç bir sürede yapıyor. Oysa biz faturamızı kestiğimizde, %18 KDV’yi peşin ödüyoruz. Bu bizim için sıkıntı. Kâğıt alışlarımız için kesilen ve ilanlar için kestiğimiz faturalardaki %18 KDV oranları, yerel basına destek için düşürülmeli. Okurlarımızın, gazetelerimize abone olarak bizlere destek olmaları bizler için çok önemli.”

Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ-MİLAS

 

 

Kurşun ve çinko üretiminde ne yapmalıyız

TÜRKİYE Kurşun Çinko Sektör Çalıştayı, 30 Nisan’da İ.Ü. Cerrahpaşa, Mühendislik Fakültesinde  madenciler, akademisyenler, MAPEG, MTA ve Yurt Madenciliği Geliştirme Vakfı temsilcilerinin katılımıyla yapıldı; ülkenin kurşun-çinko yataklarının jeolojik konumu, rezervleri ve potansiyelleri ile üretim değerleri incelendi. Maden üretiminden metal üretimine geçişin yolu ve yöntemi ele alındı.

Çalıştay sonuç bildirisinde; kalkınma ve çevre odaklı sürdürülebilir bir madenciliğin esas alındığı, siyasi bir taraftarlık içinde olunmadığı ve amacın toplum ve yöneticilere teknik bilgi sunmak olduğu kaydedilerek özetle şu bilgiler veriliyor:
- “Türkiye’nin yılda 900 bin tona ulaşan çinko cevheri üretimi, her biri 200 bin ton/yıl kapasiteli iki karbonatlı ve iki sülfürlü cevher işleyen toplam dört fabrikayı besleyecek düzeydedir. Bu cevherlerin izabesi yapılmadan yurtdışına satılmasıyla yılda yaklaşık 500 milyon dolar ekonomik kayıp yanında ciddi bir istihdam kaybı da yaşanmaktadır.

- Şartlı ihaleler bölge bazlı ve geniş alanlar şeklinde şirketlere sunulmalı ve MTA bunları alanlara  tip mukavele desteği vermelidir.

- Türkiye’de kurşun çinko üzerinde çalışanlar bir araya gelerek bilgi alışverişinde bulunmalı, metalürji hedefini gündemde tutmalı ve tecrübelerin paylaşılması adına değişik tipteki kurşun çinko yataklarına toplu teknik geziler yapmalıdır.

- Maden arama ve işletme sürecinde devlet bürokrasisi ve çok yüksek orman harçları azaltılmalıdır.

 

 

SİGARA ZEHİRİ HER YERDE...

30 yıllık öğretmenim. Çalıştığım meslek lisesinde öğrencilerin yarısından fazlası düzenli sigara içiyor. Veliler konu hakkında yeterli duyarlılığa sahip değil. Ne desek, ne anlatsak boş.

Okulun karşısında bulunan ‘bakkal türü’ yerler tek tek sigara satmaktan utanmıyor. Üç kuruş kazanmak için çocukları zehirliyorlar.  

Nerede üretildiği belli olmayan, her türlü kanserojen maddeyi ihtiva eden tütünlerden sarılan sigaraların paketi 3.5-4 TL’ye aleni biçimde satılıyor.

Öğrenciler günlük harçlıklarını bir araya getirerek ucuz sigaraları alıyorlar. Okulun her bölgesinde gizlice sigara içilmekte. Öğretmenler olarak çare üretemiyoruz.

Sigara satışlarına daha yüksek vergi, daha sıkı kontrol, daha çok yaptırım icap ediyor. 82 milyonluk kitlenin 22 milyonunun sigara içtiği ifade ediliyor. Bu rakamın çok daha yüksek olduğunu tahmin ediyorum.

Asgari ücretle geçinmeye çalışan ailelerin liseye giden çocuklarının yarıdan çoğu sigara içiyor. 3-5 binlik telefonları elinden düşürmüyor. Marka ayakkabılar giyiyor. MEB bu konuda daha ağır yaptırımlar getirmelidir. Özellikle liselerde sigara çok yaygınlaştı.       E.A.

X