"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Mekke betonarme kent oldu, aynı İstanbul gibi...

ŞEVKET Çorbacıoğlu, kendisini ‘yazan mühendis’ olarak nitelendiriyor.

Önce, depremlerimizi ve sel felaketlerimizi ilahi uyarı olarak görenler, nedense, Kâbe’deki vinç ve izdiham felaketlerini ilahi uyarı olarak görmüyorlar tespitini yapıyor ve soruyor:

“Doğal felaketleri; İslami kuralsızlıkların, inançsızlığın ve tesettürsüzlüğün neden olduğu ahlak çöküntüsüne bağlayan dinden geçinenler, İslam’ın yüreği Kâbe’ye düşen vinç ve izdiham facialarını neye bağlayacaklar?”

Başat tehlike, insan olanın doğal felaketleri dinden geçinme adına siyasi ve ekonomik rant boyutunda kullanabilmesidir. Kâbe’deki facia sonrası, AKP’li M. Ali Şahin; “Bize versinler, Türkiye oradaki organizasyonu kimsenin burnu kanamadan hac vazifesini yaptırır

Allah’ın izniyle” sözleriyle ortaya çıktı.

Adama derler “Siz önce övündüğünüz duble yollardaki faciayı önleyin. Bayram dönüşünde 103 insanımız yaşamını yitirdi. Peki, yanlış HES’ler, sahil yolları projeleriyle ortaya çıkan sel ve heyelan facialarına ne demeli?”

Çorbacıoğlu, Mekke’nin yerleşme coğrafyasının bozuk olduğunu belirterek, çöl faktörüne değiniyor:

“Bazı yerlerde çeşitli faktörler yerleşmeyi sınırlandırır. Bu faktörlerin biri de çöllerdir. Buralarda kentler ve yapılar bu iklim farklılığına göre projelendirilir. Yapılardaki karakteristik yapı yükleri, bu iklim özelliğine göre uygulanır. Bilindiği gibi yapıların karakteristik (nesneye özgü) başat yükleri; kalıcı, hareketli ve yatay yüklerdir. Bunun yanında bir de diğer yükler olan; sıcaklık farkından oluşan yük ile büzülme ve sünmeden oluşan yüklerdir. Bunun yanında sıcaklık farkından oluşan yük ile büzülme ve sünmeden oluşan yükler de esas alınarak taşıyıcı sistem oluşturulmalı. Eğer, son 25 yıldır, Kâbe çevresinde oluşturulan çöl yapıları bu esas yük hesapları doğrultusunda projelendirilmediyse, 30-40 yıl sonra, o devasa yapılar vinç gibi, Kâbe’nin başına, halkın başına düşebilir.

CAM KÂBE’Yİ ISITIYOR

Bir önemli olgu felakete neden olan izdihamın yaşanması. Mekke tam bir plansız bir betonarme kent oldu. Mekke’nin kutsal silueti, tıpkı 2002 sonrası yapılanma ile İstanbul’un silueti gibi bozuldu. Nedeni İslam’ın kutsal mabedi Kâbe etrafında devasa ‘sermaye mabetleri’ inşa edilmesi... Bu yapılar, beton ve cam dış cephelerinden yansıttıkları güneş ışınlarıyla, çöl sıcağındaki kentin sıcaklığını azımsanmayacak derecede arttırmaktadır. Evet bu durum dini ritüellerini yerine getiren Müslümanları, beyinsel bağlamda da etkileyerek boğucu ve saldırgan bir bunalıma sokmaktadır. En ufak olayda panikleyebilmektedir. İzdiham faciası böylesi etkinin sonucudur. Yakında bu nedenle tavaf anında panik sonucu felaket yaşanırsa şaşırmayın.”
Ve bir soru: “Ah şu İslamiyet’i siyasi ve ekonomik rant haline getirenler. Yetmedi mi?”

Istrancalar her yönden tecavüze uğruyor; şimdi de zehirli atık limanı geliyor

YAĞMACILAR ENGELLENEMİYOR

KIRKLARELİ’nin İğneada beldesinde Limak tarafından daha önce yapılmak istenen çimento limanı (aynı zamanda katı atık indirme limanı olarak da kullanılabilecek) mahkemece iptal edilmesine rağmen, yapılan isim değişikliği ile ‘Ada Liman İşletmeciliği ve Yatırım AŞ’ adıyla yeniden hazırlanan projenin ÇED raporu inceleme ve değerlendirme komisyonunca yeterli bulunup halkın görüşüne sunulacak.

Dosyaya göre limana sadece çimento ve kimyasal zehirli katı atık taşıyan gemiler yanaşacak ve liman sahasının tümü klinker öğütme sahası olarak kullanılacak.

Mevcut balıkçı limanının önüne 700 metrelik büyük bir liman mendireği çekilerek, limanın arka tarafındaki plaj ile öğretmenler kampı da denilen sahil alanı komple kapatılacak.

İğneada balıkçı limanı ise Beğendik Köyü’ne yeni yapılan balıkçı limanına taşınacak.

Projede ayrıca Limanın longoz ormanları Erikli Gölü önüne kadar gelmesi planlanmış.

Yöredeki çevrecilere göre, Istrancalar’ın ‘turizm koruma bölgesi’ ilan edilmesi için dört yıldır bakanlığın çekmecesinde bekletilen dosyayı görmezden gelen siyasi iktidar, işin içinde Limak olunca geçimini balıkçılıktan sağlayan binlerce insanı görmezden geldi.

Proje hayata geçerse Karadeniz’in en önemli balık merası ve kalkan yuvası olan İğneada Körfezi ve longoz ormanları, günde 300 çimento kamyonunun geçeceği bir mezarlığa dönüşecek.

Ayrıca Demirköy’de, Limak’ın çimento limanında gereksinim duyacağı elektrik enerjisini karşılamak üzere kaçak olarak inşa edilen bir yüksek gerilim indirme merkezi ile longoz ormanlarından geçecek kamyon yolu için bir köprü inşaatı sürüyor.

Kuzey Ormanları’nı nasıl koruyacağız beyler!..

YARGI KARARLARINA KARŞIN İKRAMİYE YOK

SOSYAL Güvenlik Kurumu (SGK) yargı kararlarına karşın 30 yılın üzerindeki hizmet süreleri için memur emeklisine ikramiye ödemiyor. AYM daha önce, Emekli Sandığı Kanunu’nda yer alan “Emekli ikramiyesinin hesaplanmasında 30 yılı aşan süreler dikkate alınmaz” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmederek iptal etmişti. Ankara 12. İdare Mahkemesi’nden geldi. Mahkeme 30 yılın üstündeki 8 yıl 5 aylık hizmetinin karşılığı için ikramiye ödenmesini talep eden ancak SGK’dan Anayasa Mahkemesi kararından önce emekli olduğu için geriye dönük hak talep edemeyeceği gerekçesiyle başvurusu reddedilen emekli memuru haklı buldu. Yani 30 yılın üzerindeki hizmetin karşılığı olan ikramiyenin memur emeklisine ödenmesine hükmetmiş oldu. Ancak bu konularda SGK’ya başvuran emekliler olumsuz yanıt alıyor. Davayı kazanacak memur emeklisinin en az 10 bin TL daha ikramiye alabileceği belirtiliyor. SGK ödemeye yanaşmazken, yasa düzenlemesi mi istiyor?
Şükrü KARAMAN

BİLİYOR MUSUNUZ?

ANAP hükümetlerinin eski bakanlarından Lütfullah Kayalar’ın Yozgat’tan bağımsız aday olduğunu...

CHP’nin Rizeli, eski milletvekilerinden İbrahim Tez de CHP’li eski vekil arkadaşlarını arayarak, belediye başkanı ile görüşmek ve ona Atatürk’ü anlatmak üzere Rize’ye gitmeyi kararlaştırdıklarını...

HASAN Celal Güzel’in yayın yönetmenliğini yürüttüğü ‘Yeni Türkiye’ dergisinin Rumeli-Balkanlar özel sayısı olarak çıkan 2.300 sayfalık 69. sayısında bilim adamları ve uzmanlardan arşivlere dayalı 478 makale, uluslararası inceleme ve araştırma yer aldığını...

BAYRAĞIMIZIN RENGİ

BAYRAĞIMIZ kan renginden, kırmızı değil, ateş kültüründen, ateşin tamamen yanarak aldığı kor renginden ‘al’dan aldığı renktir, atalarımızın ateş kültünden gelir, binlerce senelik bir gelenektir.
Halûk TARCAN (CNRS)

X