"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Kazdağları için 60 bin imza

ÇANAKKALE’nin Karabiga ilçesine yapılmak istenilen ithal kömürlü termik santral projesi, Kirazlıdere Termik Santralı’nın (KTS) durumu bugün Ankara’da gerçekleştirilecek toplantıda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından değerlendirilecek.

İthal kömür ile çalışacak termik santral, tek başına yılda 3.5 milyon ton ithal kömür yakacak ve santrallardan yayılacak olan 314 bin ton kül, Kazdağları Milli Parkı’nı tehdit edecek, su havzalarını kirletecek ve tarımsal üretimi sekteye uğratacak. Termik santralda kullanılacak olan ithal kömür ile ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan enerjide dışa bağımlılığın ve dış ticaret açığının artmasına sebep olacak.

Ayrıca denizden saatte çekilecek 204 bin m3 su ile soğutulacak ve 34 bin m3/saat su çekilerek baca gazı desülfürizasyonda kullanılarak denize boşaltılacaktır. İthal kömürün yakılması ile ortaya çıkacak olan milyonlarca ton sera gazı emisyonları ise küresel iklim değişikliği açısından ‘telafisi imkânsız daha fazla zararlar’ doğuracak. Bacalardan çıkan kül ile tarım, su kaynakları ve doğayı kirletecek olan proje iklim değişikliğinin geri dönülemez sorunlara yol açmasına çanak tutacak.

KTS, Karabiga bölgesine yapılmak istenilen 9 termik santraldan sadece biri. 30 kilometre mesafe ile kurulmak istenilen bu termik santrallar, Karabiga ilçesini bir ekolojik feda bölgesine çevirecek, doğal güzellikleri ve tarımı ile ünlü ilçeyi küle boğacak.

Çanakkale’nin Biga ve Lapseki ilçelerinde bulunan Kirazlıdere 1 ve 2 termik santral projeleri 5 Mayıs 2015 tarihinde peş peşe Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ÇED olumlu kararı verilmiş, EPDK tarafından da lisans birleşimine gidilerek ‘Kirazlıdere Termik Santralı’ denilmişti. Ancak, bakanlığın ÇED olumlu kararı verdiği proje uluslararası kredi kuruluşları tarafından teknoloji kriterlerini karşılamadığı için teknoloji değiştirilmek zorunda kalındı. Bunun üzerine tekrar hazırlanan ÇED raporu hakkında son karar bugün Ankara’da verilecek.


ŞİMDİ İTİRAZ ZAMANI


Şimdi, Kazdağları’na kül yağmasına sebep olacak, Çanakkale ve Karabiga başta olmak üzere tüm Marmara Bölgesi’nin havasını kirletecek olan projenin İDK toplantısında onaylanmaması için hep beraber harekete geçerek Kazdağları’nı koruma zamanı... Herkesin itiraz edebilmesi için bir dilekçe örneği hazırlandı. ‘Çanakkale’ye Sahip Çık’ kampanyasında 60 bin imza toplandı.

Özetle halen çalışan veya inşaat halindeki 5 kömürlü termik santralın yanı sıra yapılmak istenen yeni projelerle birlikte toplam 16 kömürlü termik santralın tehdidi altında bir coğrafya olur mu?

Süheyla DOĞAN - Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı (0533-455 21 02); İlhan Pirinççiler İDA Dayanışma Derneği Başkanı (0532-688 08 42)




YSK İLE VATANDAŞLAR ARASINDA BİR DİYALOG


REFERANDUM oylamasına ilişkin ilk günden itibaren hukuki itirazlarımızı il ve ilçe seçim kurullarına yönelttik. Dilekçelerimizin üzerine ‘YSK kararı, Anayasa, kanun ve genelgeden üstün olamaz’ dedik. Üsküdar’da toplam 16 farklı itiraz dilekçemize karşı 18 karar verildi. İçlerinde ret kararlarının olduğu toplam 14 itiraz dilekçemize İstanbul İl Seçim Kurulu da ret kararı verdi.

3 ana itiraz nedenimiz: 1- Oy pusulası ve zarfların eksik bir şekilde oylamaya başlanması. 2- Bununla birlikte hilelerin yapıldığını düşündüğümüz mühürsüz oy pusulası ve zarfları geçerli sayan YSK kararı. 3- Tercih mührü yerine genelgeye aykırı olarak evet mührü kullanılması.


Dikkate alınmayan dilekçelere YSK’nın hukuksuz kararı gerekçe gösteriliyor. 3 saatte 500 kişi elden, bizzat ve posta, faks yöntemi ile binden fazla kişinin 18.04.2017’de dilekçe vermesi önemsiz midir? YSK Ankara’ya da binlercesi gitti. Bir saman kâğıda, iki satır dilekçe yazanların talebini kabul edenlerin bizim klasörlerle verdiğimiz kararlara karşı tek yapabileceği şey reddetmek.


Vatandaşların verdiği dilekçelere verilen kararın gerekçesi şöyle: 1- İtiraza yetkili değilsin. (Kanun açık, ‘Tüm seçmenler itiraz edebilir’ diyor) 2- Delil koymamışsın. (Malumun ilamı olur mu herkes YSK kararına itiraz ediyor, hırsızlık yapıldığını herkes biliyor, işte bu yüzden herkes seçim iptali istiyor.) 3- Gerekçe yok.


Dilekçemizde cevabımız şu oldu : 1- İtiraza herkes yetkili. 2- Delil çuvalların içinde. 3- Gerekçe de dilekçenin içinde.


İl seçim kurullarının kararı ‘YSK kararı var, boşuna dilekçe vermeyin” diyecek boyuta gelmiş... Fazla söze gerek yok, mücadele devam edecek.


Bizim torunlarımıza anlatacak şanlı hikâyelerimiz var, ama onların torunlarına bakacak yüzleri bile yok.

Av. Onur CİNGİL


KIDEM TAZMİNATI ALMAK ZORLAŞACAK


HÜKÜMET, beklendiği gibi referandumun hemen ardından kıdem tazminatı fonunu gündemine aldı. Yıllardır siyasi iktidarlar işçinin % 80’nine yakın bölümünün işten ayrılırken kıdem tazminatı alamadığını belirterek, fon kurulmasının gerekliliğine dikkat çekiyorlar. Aynı gerekçeyi şimdi Çalışma Bakanı Müezzinoğlu da ısrarla dile getiriyor.

 

Özellikle kayıt dışı küçük işletmelerde, işyerlerinde kıdem tazminatı sorunu yaşandığı sır değil.  İş mahkemelerine başvuruların, açılan davaların çoğunluğu kıdem tazminatı alacaklarından oluşuyor. Ancak büyük marka olmuş işletmelerde, kamu işyerlerinde kıdem tazminatı sorunu hemen hemen yok gibi.  Sıkıntı daha çok merdiven altı üretim yapan kaçak işyerlerinde. Hem prim hem de vergi kaybına yol açan kayıt dışı istihdamın üzerine neden daha fazla gidilmiyor?

 

Bakanın açıklamalarına göre, kıdem tazminatı fonu yeni işe girecekler için geçerli olacak. Mevcut çalışanlar ile emekliliğine kısa süre kalanlar eski sistemden kıdem tazminatlarını alabilecek. Eğer isterlerse yasanın çıktığı andan itibaren fona geçebilecek. Her çalışanın bireysel kıdem hesabı olacak, işveren buraya belli miktarda para yatıracak. Çalışanlar adlarına ne kadar para yatırıldığını, birikimlerini izleyebilecek.


FONLU SİSTEM


İşçiler kurulacak fondan en az 3 bin 600 gün prim ödeme ve 15 yıl çalışma koşuluyla her yıl için 30 gün karşılığı para çekme hakkına sahip olacak. Eğer çıkarılacak yasada bu koşul yer alırsa işçi, 15 yılı tamamlamadığı ve 3 bin 600 gün prim ödemediği takdirde hiçbir şekilde fondan tazminat alamayacak.

 

Oysa mevcut sistemde, işçi kendi isteği ile işten ayrılması ve yüz kızartıcı suçlar dışında en az bir yıl çalışmış olması koşuluyla iş akdi feshedilirse kıdem tazminatına hak kazanabiliyor. Yani bir yıllık çalışma süresini dolduran işçiyi atan işveren kıdem tazminatı ödemek zorunda.

 

Fonlu sistemde çalışanın emeklilik dışında kıdem tazminatı alabilmesi için en az 15 yıl çalışması ve 3 bin 600 gün prim ödemesi şart.

 

Mevcut sistemde, kadın işçiler evlendikten sonra bir yıl içinde istifa etmesi, erkek işçiler ise askere gitmesi durumunda kıdem tazminatı alabiliyor.. Oysa fonlu sistemde bu hak yok. Yani, evlilik, askerlik gibi durumlarda kıdem tazminatı alabilmek için en az 10 yıl çalışma koşulu öngörülüyor.

 

Bazı yazarların büyük iştahla anlattıkları yeni sistemde bu hak kaybına yer vermemeleri manidar.

 

Mevcut sistemde işçinin ölümü halinde mirasçılarına kıdem tazminatı ödeniyor. Fonlu sistemde de bu hak korunuyor.

 

Yeni sistemde belki işçinin lehine olabilecek tek ayrıntı, bir yılı doldurmadan işten ayrılan işçi çalıştığı sürenin karşılığını 15 yıl sonra tazminat olarak alabilecek olması.

 

İşçi sendikaları ile Hükümet, işverenin fona her ay için 30 gün üzerinden prim ödemesini isterken, işverenler prim miktarının daha düşük olmasını talep ediyor. Ancak 30 günlük prim içinde yan ödemelerin yer almayacak olmasına ilişkin iddialar işçinin kafasını bir hayli karıştırıyor.

 

Fon işten çıkarmaları artırabileceği gibi, esnek çalışmayı da olabildiğince yaygınlaştırabilir.

 

Daha önce kıdem tazminatını ‘kırmızı çizgi’ ilan eden işçi sendikaları bakalım fona ne diyecek?

Şükrü KARAMAN


KARBON AYAK İZLERİNİ SİLİYORUZ


KÜLTÜR turizmine inanan ve kültür turizmini Türkiye’de ön plana çıkarmak için 30 yılı aşkın süredir mücadele eden FEST Travel ile ülkemizin kültürel mirasını ve doğal yaşamı koruma bilinci yaratmaya dönük çalışmalar yapan Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı (KBGV) birlikte Karbon Ayak İzi’ni Türkiye’nin gündemine taşımayı amaçlıyor. Bu amaçla ilk olarak 2012 yılında İzmit Körfez civarında Karbon Ayak İzi (KAİ) ormanlarının birincisi, ardından 2016’da Kırklareli Babaeski’de ikincisi oluşturuldu. 9 Nisan Pazar günü KAİ ormanlarımızın üçüncüsünün fidanlarını dikmek üzere yaklaşık elli kişilik bir grup olarak sabah erkenden yollara düştük, KBGV Onursal Başkanı Faruk Pekin ve KBGV Mütevellisi Doç. Dr. Necmi Aksoy rehberliğinde...

 


BEŞİKTAŞ’TAN TRAKYA’YA


Sabah erkenden iki otobüsle Beşiktaş’tan Trakya’ya doğru hareket ettik, yaklaşık iki saatlik çok keyifli bir yolculuk sonunda Lüleburgaz-Babaeski arasında Osmaniye Köyü sınırları içinde yer alan üçüncü KAİ ormanımızın fidanlarını dikeceğimiz alana ulaştık. Bu yılki ormanımızın fidanlarını geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz ülkemizin yetiştirdiği en kıymetli botanik bilim insanlarından Prof. Dr. Faik Yaltırık anısına diktik, o gün Faik Yaltırık’ın kızları da aramızdaydı. Doç. Dr. Necmi Aksoy fidanları nasıl dikmemiz gerektiği hakkında teknik bilgiler verdi, ormancı dostlarımızın yardımıyla; tahrip olmuş Trakya step ormanlarına, karaçam (Pinus nigra) ile rüzgar perdesi oluşturmak için, sedir (Cedrus libani) ve fıstık çamı (Pinus pinea) fidanlarımızı diktik.

 

Ardından günümüzde Sultanlar Yolu adıyla projelendirilen bir yola çıktık. Bu güzergah Kanuni Sultan Süleyman’ın ayak izlerini takip eden uluslararası uzun menzilli bir doğa ve yürüyüş parkuru olup, Birinci ve İkinci Viyana seferlerinin güzergahlarını takip ederek Viyana’dan İstanbul’a uzanan bir yol. Biz de o gün fidanlarımızı diktikten sonra Sultanlar Yolu’nu takip ederek çok güzel köylerden, beldelerden geçtik ki bunlar sırasıyla: Kızılcıkdere Köyü, Üsküpdere Köyü, Kaynarca Beldesi, Pınarhisar, Erenler Köyü, Poyralı Köyü, Vize ve Çakıllı Köyü idi. Erenler Köyü’nde Binbir Oklu Ahmet Bey Türbesi’ne uğradık. Çakıllı Köyü’nde 891 yıllık anıt çınar ağacının (Platanus orientalis) altında mola verdik, çaylar içtik, sohbetler ettik. Sonrasında Çatalca-Binkılıç’tan Istranca Dağlarının kuzeyine doğru; sapsız meşe (Quercus petraea), Macar meşesi (Quercus frainetto), saçlı meşe (Quercus cerris) ormanları arasından yükselerek; doğu kayını (Fagus orientalis) ormanları arasında yola devam ettik. Yeni çıkmış doğu kayını yapraklarının eriği andıran taze yapraklarından tadarak, Istranca Ormanlarında baharın gelişini kutladık.

 


ÇİLİNGOZ DERESİ

 

Kazdağları için 60 bin imza   

 

Binkılıç’ın kuzeyinde Istranca Dağlarından doğan, Çilingoz Deresi’nin Karadeniz’le buluştuğu; deniz, kumul, orman, göl ve bataklık ekosistemlerini bir arada bulunduran Çilingoz Tabiat Parkı’ndaki longoz ekosistemi ve kumullarına bir gezi yaptık. Doğanın bir başka köşesinde sürdürülebilir olmayı tartıştık. Subasan ormanlarında soğanlı (Geophyte) bitkilerden nadir ve koruma altında bulunan, göl soğanını (Leucojum aestivum) ve kumul ekosistemi yanındaki çayırlarda; anemonlardan taçlı dağ lalesi (Anemone coranaria), koyun gözleri (Bellis prennis), tükürük otları (Orntihogalum sigmoideum), sümbülcükler (Scilla bifolia), Arab sümbülü (Muscari neglectum) gibi bitkilerini çiçekte gözlemledik, Neogen (2-3 milyon yıl yaşındaki) kum taşı kayalıklarının üzerindeki deniz kestanesi fosillerini görünce büyülendik, kumulların içinden boynunu uzatan endemik Kilyos Moru (Jurinea kileae) ve Kilyos Peygamber Çiçeği (Centaurea kilaea) ve nadir kum zambakları (Pancratium maritimum) inanılmazdı. Deniz kenarında harika bir kumsalda yürüyüş yaptık, su kestanelerinin (Trapa natans) sahile vurmuş meyvelerini topladık. Baharın gelmesiyle uyanan doğaya tanıklık ederken Çilingoz Tabiat Parkı’nın geriye dönüşü olmayacak biçimdeki tahrip edilişi, eşsiz doğal bitki yatağı üzerine kondurulan yapılar, doğal olana saygısızlık, etraftaki çöpler bizi çok üzdü. “Yok ederek” değil, “koruyarak” turizmden daha çok gelir elde edip, doğal yerlerden daha çok insanın faydalanabileceği gerçeğini öğrenmemizin daha ne kadar zaman alacağını düşündük. Ve son olarak İnceğiz Mağaralarının gezisiyle de bu yolculuğumuzu taçlandırdık.

 Kazdağları için 60 bin imza


GEZGİNLER NE İSTİYOR


Bireysel ya da kitlesel tüketimlerimizle sürekli olarak arkamızda Karbon Ayak İzi bırakıyoruz. Özellikle gezginler uçak kullanarak, gezilerdeki diğer faaliyetler esnasında diğer insanlara göre daha fazla doğaya zarar veriyorlar. Ancak bu telafi edilebilir bir hasardır ve bunu yaparken en önemli eylem, ağaç dikmektir. KBGV ile FEST Travel sürdürülebilir bir gezegen, sürdürülebilir bir dünya ve sürdürülebilir bir Türkiye için çabalamaya, bu amaçla her yıl ağaç dikmeye devam etmekte kararlılar.

 Dr. Hazan HAVLUCU-KBGV Mütevellisi


GÜNÜN SÖZÜ: “Neden yaklaşık 25 milyon kişi anayasa değişikliğine ‘evet’ dedi? Ortalama bir insan, “Tek adam rejimi istiyor musun?” sorusuna evet der mi? Ya da gerçekten neyin oylandığını bilseydi, evet der miydi?”

F.B

.

 

 

 

 

 

 

X