"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Kamusal hakların ihlali iktidarı zora sokacak

SEKTÖRE hâkim durumda olan bir yayın platformu (Digitürk), bazı TV kanallarını yayından çıkarmış. Kararın yasal zorunluluk nedeniyle alındığı açıklanmış ve gerekçe olarak da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu’nun yaptığı bir soruşturma ile ilgili yazısı gösterilmiş. Dosya hakkında gizlilik kararı olduğu için yazının içeriğine ulaşılamadığı ileri sürülüyor. Yayın platformu dışına çıkarılan TV kanallarının hepsi muhalefet konumunda bir yayın politikası izliyor. Bu nedenle yayın platformunun tasarrufu hukuka uygunluk bakımından sorunlu alanlar açıyor.
TV kanallarının yayın imkânlarının, bu platform bakımından engellenmesi, sadece bu kanalları değil, yayın platformundan bir sözleşmeye bağlı olarak hizmet alan aboneleri de yakından ilgilendiriyor. Tüketici Hakları, RTÜK, Rekabetin Korunması ve diğer özel hukuka ilişkin yasalarda düzenlenmiş hakların ihlali yanında, ciddi kamusal hakların ihlali tehlikesini de bulunuyor. Bahse konu kanalların platform dışına çıkarılması ile bir kısım muhalif görüşün kamuoyu ile irtibatı zaafa uğratılıp, iktidarı destekleyen yayın gurupları lehine bir ifade ve yayın hürriyeti sağlanmış olurken, ifade hürriyeti ve muhalefet hakkı bakımından ortaya çıkabilecek dengesizliklerin esas muhatabı olan kamuoyu da bilgi alma hakkı bakımından etkilenebilir.

Sonuçta, muhalif olarak bilinen kanalların, seçim döneminde, yayın imkânlarının kısıtlanması, dolaylı olarak, anayasal düzenleme ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış temel bir insan hakkı olan serbest seçim hakkını da ihlal etme potansiyeli taşır. Çatışma bölgelerindeki olağanüstü durumlara rağmen, seçmen iradesinin özgürce oluşması için gerekli tedbirler alınırken, Türkiye’nin en kapsamlı dijital platform boyutunda müdahale izlenimi yaratan tasarruflar, anayasal düzen bakımından sakıncalar içeriyor.
Normal bir düzenimiz olsa iktidar böyle şeylere tevessül edebilir mi?

Günün sözü


“TÜRKİYE doğalgazın yüzde 98’ini ithal ederken, Cumhurbaşkanı’nın Rusya’yı doğalgaz almama ve Akkuyu’yu da durdurma ile tehdit etmesine ilişkin sözlerinin hiçbir dayanağı yok, Türkiye enerjide Rusya, İran ve Irak’a bağımlı”
(Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Necdet Pamir)

Yalova Termal Köşkü’ne göz mü dikiliyor nedir


ÖMÜR Kurt dostumuz geçen hafta Yalova’daki Atatürk Köşkü’ne gitmiş. Atatürk’ü ve Cumhuriyeti bilmeyen kişilerin elinde ne hale geldiğini görünce üzülmüş ve bize köşk izlenimlerini yazmış: Diyor ki; “Bir kere görevliler konuklara saygı göstermiyor, hatta her fırsatta azarlıyor, kalabalık içinde küçük düşürüyor. Oysaki Atatürk böyle bir insan değildi. Bu, Atatürk’ü ve Atatürkçü düşünceyi zedeleyen bir yaklaşım. Sanki özellikle yapılıyor. Güvenlik görevlileri ve köşkü gezdiren kişiler keyfi tutumlara göre insanları içeriye alıyor, keyfi tutumlara göre dışarı çıkarıyor. Köşkün sınırları içindeki yerler pislik içinde. Köşkün hemen yakınındaki bir alanda açıkta duran büyük tüp gazlar var. Bir patlama olsa, bir tarih yok olacak. Tadilat adı altında çevresindeki binalar yıkılmış, Sinema Kafe’de hiçbir tadilat çalışması yok, ama “Tadilat nedeniyle kapalıdır” uyarısı var, içeri girilemiyor. Bu ülkede Atatürk’e ait ne varsa halkındır. Şahsa ait değildir. Bizler Atatürk’ün evlatları olarak, ondan yadigâr her şeye sahip çıkmakla yükümlüyüz. Yetkililer harekete geçmeli ve Yalova Termal Köşkü ile ilgili inceleme başlatmalıdır.”

Kanserli hastalara destek şöleni


TÜM dünyada meme kanseri ayı olan ekim ayında biz de büyük bir çalışma yürütüyoruz.
Pembe Hanım Kanser Hastaları ve Yakınlarıyla Dayanışma Derneği, 1928’den beri faaliyet gösteren ‘Amerikan Kanser Kurumu’ tarafından düzenlenen Relay For Life etkinliğinin Türkiye temsilcisi olmaya hak kazandı. Dünya çapında kanser hastalığına karşı farkındalığı artırmayı ve kanserle mücadele için fon sağlamayı amaçlayan ‘Hayat ve Umut için Yürüyüş”, 10-11 Ekim 2015 tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek. Bugün 14.30’dan itibaren hastaları, yakınlarını, öğrencileri, sağlıklı bireyleri ve çocuklarını bekliyoruz. Boğaziçi Üniversitesi spor tesislerinde (Uçaksavar) gerçekleşecek etkinlikte hastalara her şey ücretsiz... Türk Tıbbi Onkoloji Derneği bilgilendirme toplantıları yapacak. Kanserden kaybettiklerimizi anacağız.
Yaşama sevincini paylaşacağız.
Nevval SEVİNDİ-Dernek Başkanı

Biliyor musunuz?

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin düzenleyiciliğini yaptığı, bugünkü Ankara 10 Ekim mitingine katılacak kurumların temsilcilerinin, ‘Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ için “AKP iktidarının yürütmeye çalıştığı diktatörlük iktidarına karşı, halkların iktidarı için var gücümüzle alanda olacağız” dediklerini... CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda milletvekillerine özel olarak çıkarılan ne kadar süre milletvekilliği yaparsa yapsın verilen emeklilik hakkına ilişkin düzenlemenin kaldırılması ve yine ayrıca 2 yıl yapsa dahi bu haktan yararlanamaması için TBMM’ye yasa teklifi verdiğini... ANKARALI hukukçu Sedat Vural’ın, milletvekillerine kıyak emekliliğin iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunduğunu... FAKİR Baykurt ve Talip Apaydın’a saygı etkinliğinin bugün 13.30’da Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı’nda (Mithatpaşa Cad. 62/21 Yenişehir/ANKARA) yapılacağını... TÜRK Halkbilimci, bilimsel araştırmacı, piyanist Haluk Tarcan’ın 14 Ekim Çarşamba 20.00’de Caddebostan Kültür Merkezi’nde halka açık ücretsiz piyano resitali vereceğini...

Okuyunuz

ANTALYA’da yarın sona erecek YÖREX Fuarı Anadolu’nun zenginlikleriyle dolu... Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır “Fuarı aynı zamanda bir Türkiye mozaiğidir” dedi. Türkiye’de şu ana kadar 183 ürün coğrafi teslim almış; Türk Patent Enstitüsü’ne ‘tescil’ için başvuran ürün sayısı 221’i bulmuş. Ancak denetim var mı; bir ciddiyet yok; çünkü yasa yok. Fuar ile ilgili izlenimler internet köşemizde.

Antalya’dan notlar... YÖREX Fuarı yarın kapanıyor

ANTALYA’da yarın öğleden sonra kapanacak olan 6. YÖREX Fuarında Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illeri de Trakya Kalkınma Ajansı Koordinasyonu’nda temsil edildi. Tekirdağ köftesi, Edirne peyniri, Hayrabolu Tatlısı, Peynir Helvası, Poyralı dokumaları, Kırklareli Hardaliyesi, Edirne Mis Meyve Sabunu, Edirne Badem Ezmesi, Edirne Kurabiyesi ile YÖREX’te boy gösterdi. Hisarcıklıoğlu, beraberinde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Antalya Valisi Muammer Türker ile birlikte gezdi. Konuklara, Trakya tatlıları sunuldu. Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Hisarcıklıoğlu’na bir el dokuması hediye etti. Trakya Standını ayrıca Hürriyet yazarı Yalçın Bayer ile Sabah gazetesi yazarı Yavut Donat da ziyaret ettiler.

COĞRAFYA TESCİLİ

Bu yıl 68 ilin katıldığı YÖREX Fuarı’nda coğrafi işaretli ürünler de özel bir alanda sergileniyor. Dr. Rana Demirer, ‘coğrafi işaretler’ konusunda Türkiye’de yetişen tek öğretim üyesi; Akdeniz Üniversitesi’nden Borsa’ya uzman olarak transfer edilmiş...
Fuarda 183 ürünün ‘tescilli’ olduğu bildirildi. Türk Patent Enstitüsü’ne ‘tescil’ için başvuran 221 ürünün bulunduğu ve bunların durumunun incelendiğini bildiren Demirer “Türkiye’de ürünlerin denetlenmemesi büyük bir eksiklik. Bu denetim olmayınca da, coğrafi işaret verilmesinin hiçbir yararının bulunmuyor. Bu konuda çıkarılan, KHK ile Coğrafi İşaretleme Tescili Sistemi var; yasa ise 2010 yılından beri çıkarılamadı... Türk Patent Enstitüsü’nün hazırladığı tasarı, gündemde kendine yer bulamadığından
kadük oluyor hep...” dedi.
Coğrafi işaret üretim bilgisi iki dalda belirleniyor:
1- Mahreç işareti (Örneğin, Mersin Cezeryesi...)
2- Menşey işareti (Örneğin Malatya kayısısı, Finike portakalı gibi...)
Ezine peyniri de tescilli... Ancak tüketici raflarda dört ürün görebiliyor; örneğin klasik Ezine, keçi Ezine, inek Ezine, koyun Ezine.... Bu nedenle ‘tescil’ koşulu olarak ‘Kaz dağlarının eteklerinde otlayan hayvanların sütünden yapılması gerekiyor. Yani üç sütün karışımından olan ‘klasik’ esas sayılıyor. Edirne peyneri de tescilli ancak, üretimi bir ağırlık taşımıyor.

KİMLER COĞRAFİ TESCİLLİ

- Coğrafi işeretleri almış bazı ürünler şöyle: Taşköprü sarımsağı, Gemlik zeytini, Ankara Çubuk turşusu, Rize bezi, Bergama el halısı, Kayseri pastırma ve suçuğu, Afyon pastırması ve sucuğu...
- Başvurup da henüz ‘tescil’ alamayan ürünler: Kars kaşeri, Ardahan doğal çiçek balı, Sürmene bıçağı, Antalya tavşan yüreği zeytini, İpsala pirinçi... Erzurum Çimin üzümü... Bunlar henüz değerlendirme aşamasında...
Tescil başvurusunda, Türk Patent Ensitüsü’ün en önemli kriterlerinden birisinin; ürünün başında yöresinin isminin olması; yani Çorum leblebesi gibi...Yani mahreç işareti var. Bu konuda ürünün geçmişine ilişkin bir gazete haberi ve kitap bilgisi, ürünün bugüne geldiğine ilişkin bilimsel bir çalışma... gibi yazılı bir belge gerekiyor. Evliya Çelebi de kaynak sayılıyor.

YERLİ VE MİLLİ

Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, coğrafi işaretli ürünlerin önemine dikkat çekti. “Yerli ve milli” ürün arayan yurttaşları YÖREX Fuarı’na davet eden Çandır, “Küreselleşmeyle birlikte bize dayatılan ürünleri tüketmeye başladık. Coğrafi işaretle kendi yöresel ve milli ürünlerimize sahip çıkıyoruz. Bu kırsalın kalkınmasını da sağlayarak köylerin boşalmasını önleyecek. Kadınlarımızın emeğinin yöresel ürünlere çok büyük katkısı var. Coğrafi işaret alınması ürünün o yörenin yüzlerce yıllık geleneği ile üretildiğini kanıtlıyor” dedi.
“Dünya bizi pazar olarak görüyor. Kendi yerli ürünlerimizi tüketirsek 78 milyonluk bir pazarız” diyen Başkan Çandır, YÖREX adında yurt dışında bir fuar düzenlemek istediklerini veya bu olmazsa Almanya’daki Anuga Fuarı benzeri uluslararası bir fuarda geniş katılımla yer almak istediklerini anlattı

İNCİR’DE OYUNLAR

Fuarda en çok zeytinyağı ve tatlılar sergileniyordu. Bu arada Aydın’dan incirli ilgili olumsuzluklar dikkat çekti. Bazı kişiler, kuru incirde bazı fırmaların ayıplı ürün satmasından şikayet ettiler. Bu firmaların aynı zamanda ihracatçı olduğunu da kaydeden tüccarlar, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) yönetiminin de bu durumdan rahatsız olduğu ancak bu firmaların arkasında siyasi destek olduğu için bir şey yapamadığını ifade ettiler. Gazetecilere verilen bilgiye göre, aynı sorun zeytinyağında da yaşanıyor. Yakın zamanda zeytinyağında sahtecilik yapan bir firmanın deposu basılmış. 900 bin TL’lik ayıplı mal tespit edilmiş. Ancak firmaya sadece 15 bin TL’lik ceza kesilmiş, iddiaları ortaya atıldı.

DÖŞEMEALTI STANTI

DÖŞEMEALTI’nın tüm değerlerinin yerelde ve Türkiye genelinde tanıtılması için çabalayan Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, stantlarında en çok ziyaret edilen ilçe olduklarını öne sürdü. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır’ı ağırlayan Başkan Genç, konuklarına nar suyu sundu.
Çandır, “Ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine tüm değerleri Antalya’da biraraya getirdiklerini belirten Çandır, YÖREX fuarı sayesinde Anadolu’nun inci niteliğindeki güzelliklerini de görme fırsatı yarattıklarını söyledi.

UES denmeli EXPO değil!

BUGÜNLERDE yazılı, görsel iletişim ortamlarında (medya) sıkça duyduğumuz, okuduğumuz “EXPO” sözcüğüne ilişkin bir düşünü (fikir) geliştirdiniz mi?
Bize yabancı bu yazım biçimini -hiç sorgulamadan, yalnızca öykünerek- neden benimseyelim? İngilizcede, İtalyancada “sergi” anlamında kullanılan bu sözcüğün Fransızcası “fuar”, Türkçesi sergilik’tir. Bu EXPO alışılagelmiş bir “sergi” değildir. Bu sergiye -gerçek ya da tüzel kişiler değil- uluslar katılır; geleceği biçimlendirecek buluşlarını, ekinlerini ya da ören yerlerini tanıtırlar. Alışılagelenden uzun -kimileyin üç ile altı ay- sürer bu etkinlik. Bu etkinliğin güzel dilimiz Türkçemizdeki anlatımı Uluslararası Ekin Sergisi’dir. “EXPO” yerine Türkçesini dile getirip “Uluslararası Ekin Sergiliği” diye neden yazmıyoruz? Türkçesini de kısaltıp, UES biçiminde yazmalıyız! Bir yabancı sözcük ya da yabancı bir yazım biçimi, bir dile girmeden daha sınırdayken, o dilin sevenlerince durdurulabilirse, o dil sonsuza dek saygın bir biçimde yaşayacak, gelişecek, varsıllaşacak demektir. Yabancı sözcükleri Türkçemizin sınırında durdurma görevimizi aksatmayalım.

Tarık KONAL

İğneada’da önemli bir sorun var, ne diyorsun?

TRAKYA’nın verimli topraklarını talan edenler, şimdi de İğneada üzerinden Yıldız Dağları’nı yok etmenin peşindeler.
Kırklareli’nin İğneada Beldesi’nde yapılmak istenen liman daha önce mahkemece iptal edilmesine rağmen, yapılan isim değişikliği ile hazırlanan projenin ÇED raporu, inceleme ve değerlendirme komisyonunca halkın görüşüne sunulacakmış.
Mevcut balıkçı limanının önüne büyük bir liman mendireği çekilerek limanın arka tarafındaki plaj ile öğretmenler kampı da denilen sahil alanı komple kapatılacak. Sanki tüm bunları başka dünyadan, farklı özellikleri olan birileri yapıyor, planlıyormuş gibi davranıyoruz. Üzerimize ölü toprağı serilmiş gibi...
İğneada Bölgesi; deniziyle, Longoz Ormanlarıyla, canlı hayat ve balık çeşitliliği ile ülkenin nadir kalmış oksijen deposudur. Oksijen... Oksijen olmadığında, hayat yok oluyor, farkında mıyız? “Biz bunu bilmiyoruz” deme şansımız var mı? Nereye kadar susacağız çok merak ediyorum. Sorunlara her gün yenileri ekleniyor; bitsin diye uğraşırken daha kötüsüyle karşılaşıyoruz.
Sonuç olarak; bu konuda yapılanlara hiç kimsenin aklı ermiyor. Birileri için gelişmişlik ifadesi olarak gösterilenler aslında bizleri kökten yok ediyor! Yabancı olmayanlar, vahşet düzeyinde planlarla Longoz Ormanlarına doğru ilerliyorlar.

Hakan DEDEOĞLU

X