"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Ha Hürkuş ha Atak

HÜRKÜŞ ile ilgili yazımızdan sonra çok sayıda eleştiri geldi. Çoğunluğu mühendislerin yazdığı bu yazılardan bir okur da ATAK helikopterine değinmiş. Özetliyoruz:

“Bugünkü (dün) yazınızda Hürkuş’u yazmışsınız. Doğru noktalara da temas etmişsiniz. Kendi uçağımızı geliştirmişken yurtdışından başka bir eğitim uçağı için Türk Hava Kuvvetleri’nin yeniden sipariş vermesi doğru değildir. Ancak bu durum yeni değildir ve şu an şikâyetçi olan TAI ve ASELSAN da yıllardır aynı şekilde davranmaktadır. Türk şirketlerinin yapıp hayata geçirdiği ürünleri TAI ve ASELSAN tercih etmek yerine, gidip yurtdışından daha pahalıya alır veya yabancılarla anlaşıp geliştirmeye çalışır. Bizim savunma sanayi şirketlerinin milli ve özgün ürünleri ciddi anlamda tartışmalıdır ve bu durumu tespit edecek bağımsız bir kuruluşumuz da yoktur. Mesela ATAK helikopterini hayata geçiren TAI, bu hava aracını yurtdışına ihraç edebileceğini açıklamıştı. Halbuki motoru Amerikan olduğu için Amerikan Senatosu’ndan ihracat izni gerekiyor ve bu alınabilmiş değil... Yani Türk Hava Kuvvetleri’nin çeşitli sorunlarına rağmen kabul ettiği ATAK’ın yurtdışına ihracatı söz konusu değildir. Aynı durum TAI’nin insansız hava aracı ANKA için de geçerlidir.
Bunlar bilinmeden -esasında bilinir de- kimse ‘hava’ atmamalıdır.


İkisi de Kore malı

NE Güney Kore’den satın alınan KT-1T tipi uçaklar, ne de ‘Hürkuş’ yerlidir. Her ikisi de Güney Kore malıdır. Dolayısı ile ne birisi ile övünebiliriz ne de öbürü için üzülebiliriz. Üzüntümüzün kaynağı, olsa olsa birine göre öbürünün daha kalitesiz olmasıdır. Hürkuş’un yerli olma iddiası, bazı teknik spesifikasyonların üretici firmaya tarafımızca hazırlanıp verilmiş olmasıdır. Dikeceği elbiseniz hakkında isteklerinizi terziye bildirdiğinizde elbisenizi siz dikmiş olmazsınız. Malumunuz, biz Türk malı uzay aracı da yapıp Çin’den fırlatmış bir milletiz!A.U.

CHP kimin partisi?..


‘CHP Kimin Partisi?’ diye soran İmambakır Üküş yazıyor: “Eğer gerçekten CHP ‘kimlik’ ve ‘inanç’ üzerinden siyasete karşı ise Sezgin Tanrıkulu ve Mehmet Bekaroğlu’nun CHP’de işi ne? Tanrıkulu, ‘kimlik’ dışında hangi gerekçeyle CHP’de?...
Bekaroğlu ‘inanç’ dışında hangi gerekçelerle CHP’de?... Son CHP kurultayında Cemal Canpolat ve Fevzi Gümüş hangi ‘gerekçeler’le Kemal KIlıçdaroğlu’nun ‘anahtar listesi’nde yer aldı?
CHP’nin önemli sorunlarından birisi “tercih”leri sorunudur. CHP ‘arada’ kalmış durumdadır.
CHP, ‘kimlik’ ve ‘inanç’ üzerinden siyasete karşı ama gereğini yerine getirmiyor.
Ama daha önemlisi CHP, ‘sınıfsal tercihini’ de net bir şekilde ortaya koyamıyor. CHP, hangi ‘toplumsal kesim’lerin partisi olmak istediğini ortaya koyabilmelidir. Gelin önce CHP’yi 6 ok ekseninde yeniden tartışalım. Bugün birçok aklıevvel sözde CHP’li tarafından ‘demode’ veya ‘yanlış’, ‘artık eskimiş’ olarak gösterilen ‘6 ok’un her maddesi üzerinde konuşalım.

İTO’ya üye olacaktım vazgeçtim

İSTANBUL Ticret Odası’nın Cemile Sultan Korusu’ndaki restoranlarında içkinin yasaklanması nedeniyle 2 Aralık’ta yer alan yazımızla ilgili bu kez Zekai Yüzbaşıoğulları bir yazı gönderdi. Yüzbaşıoğulları şunları anlatıyor: “Ben İTO’ya üye değilim ancak üyelik için davet almıştım, telefonla Cemile Sultan Korusu’nu aradım, bilgi aldım, “Yabancı misafirlerimiz de oluyor, onları getirebilir miyiz?” deyince, telefondaki kişi, “Ama 1 Ocak 2015’den sonra alkollü içki yasaklanacak, yabancı misafirden bahsettiğiniz için söylemek istedim” dedi; onun üzerine üye olmaktan vazgeçtim. Ben de İTO‘ya kayıtlı bir dış ticaret şirketi sahibi, yurtdışında tahsil etmiş bir yüksek mühendisim, epey de aidat ödüyoruz. Şimdiye kadar İTO’dan hiç faydalanma söz konusu olmadı, buradan belki istifade ederiz demiştim, ama kursağımızda kaldı.”
Sanırım bunlara en güzel yanıtı, İTO Başkanı İbrahim Çağlar suskun kalırken, eski başkanlardan Mehmet Yıldırım yanıt vermelidir. Çünkü herkes suspus...



Kadınlara seçme-seçilme hakkının tanınmasının 80. yıldönümü ama...

Bir arpa boyu yol alamadık


NÜFUSUN yarısını oluşturan kadınların karar alma süreçlerinde ve siyasette eşit oranda temsil edilememesi, her şeyden önce bir demokrasi meselesi.
Türkiye’de kadınlara 1930 yılında yerel yönetimlerde, 1933 muhtarlık seçimlerinde ve 5 Aralık 1934 tarihinde de milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınması demokratikleşme yolunda atılan çok önemli bir adımdı. Ancak, birçok Avrupa ülkesinden önce Türkiye’de ‘Kadınlara Milletvekili Seçme Seçilme Hakkı’ tanınmasına rağmen 80 yıl içinde bir arpa boyu yol alınamamış, bu doğru başlangıç sürdürülememiştir. Ülkemizde her on kadından ikisi okuma-yazma bilmiyor, kadın istihdamı giderek azalıyor (% 26); her üç kadından biri aile içi şiddet mağduru vs...”
Evet, gerçek demokrasiye ulaşmak için mücadeleye devam...
Nazan MOROĞLU
İKKB Koordinatörü

Fatih Belediyesi’nden açıklama


FATİH Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, “Güney Afrika teknik inceleme ve bilgi, alışveriş’ gezisine belediye meclisinin 25 üyeli AK Parti grubundan 10; 12 üyeli CHP grubundan 7 meclis üyesi katılmaktadır. Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir geziye en başından beri katılmamaktadır.”
Bu arada “Demir’in yurtdışına çıkış yasağı var mı?” sorusuna belediye basın danışmanı, “Başkanımızın çıkış yasağı çoktan kalktı, yurtdışına da gitti” yanıtını verdi.

Başpolis düzenlenmesi


EMNİYET
teşkilatında bir süre önce oluşturulan ‘başpolis’lik rütbesinde 9.750 polis görev yapıyor. Başpolisler ‘görev ve yetkileri’nin yeniden düzenlenmesini istiyorlar. Ayrıca tüm polislerin asıl sorunu, 2200 olan ek gösterge katsayısının aynı görevi ifa eden Jandarma Genel Komutanlığı mensupları ile aynı, yani 3600 katsayıya yükseltilmesini istiyorlar.
CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, İçişleri Bakanı Ala’ya yönelttiği soru önergesinde; bu konuda yaşanan keyfiliğin önüne geçilmesi için kadro unvanında yer alan “memuru” ibaresinin kaldırılarak, söz konusu unvanın Kıdemli Başpolis ve Başpolis olarak yeniden düzenlenmesinin, yeni düzenlemede; amir tanımının bu rütbeden başlayarak yapılmasının, 9750 Başpolis tarafından talep edildiğini belirti. Bayraktutan, Bakan Ala’nın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:
1- Emniyet Teşkilatı mevzuatında bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?
2- Kıdemli Başpolis memurunun ve Başpolis memurunun görev ve yetkileri nelerdir?
3- 9750 Başpolis memurunun gerekçede belirtilen nedenler doğrultusunda görev ve yetkilerini yeniden düzenlemeyi düşünüyor musunuz?
Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatında Kıdemli Başpoliş Memuru ve Başpolis Memurunun, alt kademe amir ihtiyacının giderilmesi için oluşturulmuş bir rütbe olduğu belirtiliyor. Buna rağmen sıralı amirlerce duruma göre bazen amir gibi görev bazen de memur gibi keyfilik içeren görevlendirmeler yapıldığı belirtiliyor.


Gaziosmanpaşa Belediyesi, yeşil alan olarak kullanılması gereken arsaları TOKİ’ye sattı


MALİYE Hazinesi, 1986 yılında tedbir koyarak arsaları Gaziosmanpaşa Belediyesi’ne verdi. Hazine, ‘Belediye bu yerleri amacının dışında kullanamaz, bu yerler ancak yeşil alan, kültür alanı, otopark alanı olarak kullanabilir’ ibaresi koydu. Daha önceki belediyeler bu ibareye sadık kalsa da, AKP’li belediye bu şartı gözardı etti. Gaziosmanpaşa Belediyesi, Mevlana Mahallesi’nde bulunan ve mülkiyeti belediyeye ait olan arsaları önce Hazine’ye iade etti, ardından TOKİ’ye devretti. Arsaların toplam bedeli ise 60 trilyon.
Belediyenin halka ait olan yerleri satışa çıkarması, CHP Gaziosmanpaşa İlçe Başkanlığı’nı harekete geçirdi. İlçe Başkanı Mehmet Polat, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ve Emlak Konut GYO A.Ş. Genel Müdürlüğü yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulundu.
CHP Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı Mehmet Polat, AKP’li belediyenin görevini kötüye kullanarak suç işlediğini söyledi. Belediye ve TOKİ yetkililerinin yargı karşısına çıkmaları gerektiğini ifaden eden Polat yaşananları şöyle anlattı:
“1986’dan 2013 yılına kadar tüm belediye yönetimleri bu yerlere sahip çıktı. ANAP, SHP, CHP bu yerleri gözü gibi baktı. Çünkü bu yerlere Gaziosmanpaşa halkının çok ihtiyacı var. Fakat ne hikmet ise AKP’li belediye, bu yerleri park yapmayacağım, otopark yapmayacağım, yeşil alan yapmayacağım, diyerek Hazine’ye bedelsiz devretti. Devredilen yerlerin bedeli çok büyük. Belediye bu parayı devredeceğine halk için kullanabilirdi. Madem buraları yeşil alana açmadı, bu parayla okul yaptırabilirdi. Ama belediye bunu yapmadı. Biz bu yapılanı görmezden gelemezdik.”

X