"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

‘Guguk Kuşu’

GUGUK Kuşu bir metafor... Doğada da aslında benzer bir roldedir.

Dişi guguk kuşu doğada yumurtalarını başka bir kuşun yumurtalarının yanına bırakır. Bunun için seçtiği bir yuvayı uzun süre gözetler. Yuvanın sahibi kuş uzaklaşınca, hemen yuvaya gizlice bir yumurta bırakır. Bu arada yuvadaki yumurtalardan birini de yok ederek durumun fark edilmesini önler. Romanda Ken Kesey de toplumun terk edilmiş, sürünün dışına itilmiş yavrularını işler. Çünkü düzen ancak yavrularını yiyerek, tüketerek, onları yola getirmeye çalışarak, yola gelmeyeni ise rahat bırakmayıp evcilleştirmek için türlü türlü sistematik işkenceler yaparak var olur. Bu anlayış günümüz dünyasında özellikle de ülkemizde tüm çıplaklığıyla durmuyor mu? Gezi olayları, gazetecilere uygulanan baskılar...
Ken Kesey imzalı ‘Guguk Kuşu’ romanı günümüz toplumlarına sert eleştirileri temel alıyor... Anlatılan, özgürlük ve bunu tahakküm altına almak isteyenler arasındaki keskin ve sıcak mücadele. Elbetteki Guguk Kuşu dendiği zaman akla hemen filmi ve filmin unutulmaz oyuncusu Jack Nicholson geliyor. 1976’da en iyi erkek oyuncu Oscar’ı almıştı..
Muhteşem bir oyunculuk sergilemişti bir akıl hastasını canlandırırken. Tımarhanenin gönüllü delisi McMurphy ile katı ve sadist ruhunu gizemli güzelliğinin altında saklayan büyük hemşire Ratched... Ve şef Bromden...
Kitabı ve filmiyle bir başyapıt olan Guguk Kuşu’nun şu aralar oyunu oynanıyor. İstanbul Zorlu’da Sadri Alışık Tiyatrosu oyuncularının sahnelediği oyunda Oktay Kaynarca, McMurphy’i, Deniz Uğur Hemşire Ratched’i oynuyor.. Oktay Kaynarca çok başarılı. Sinemanın devlerinden Jack Nicholson’la özdeşleşmiş bir karakteri başarıyla oynuyor. Ancak oyunda asıl öne çıkan, şefi oynayan Bahaddin Doğan... Bakış, duruş ve konsantrasyonu ile devleşiyor... Şimdiye kadar nerelerdeydi, seyirci merak etmedi değil. Muhteşem bir performans sergiliyor.. Guguk Kuşu... Kimin dediği olacak. Toplumun mu, gönlüne göre yaşamak isteyenlerin mi? İstanbul Zorlu Sahnesi’nde oynanan bu oyunu mutlaka izleyin. Şu an ülkemizde yaşadığımız tuhaflıklara çok benzer şeyler var.
(Bu yazı tiyatrosever bir dostumuzun katkılarıyla hazırlanmıştır.)

AKP’nin kuruluşunda teklif aldığını, kabul etmediğini açıkladı
Hayri İnönü: Emanetçi olmam

ŞİŞLİ Belediye Başkanı Hayri İnönü bir grup gazeteciyle yemek yedi... Biz de vardık; çok sayıda soru soruldu, o da rahatlıkla yanıtladı. Yaşanan olayların üzerine gitmedi, İnönü’ce kısa yanıtlar verdi. Kavga istemiyordu. Mütevazi ve saygın kişiliği öne çıkıyordu. Yanında, Emir Sarıgül ve bazı başkan yardımcılarının istifası sonrasında, Başkan Yardımcılıklarına getirdiği eski Boğaziçi İmar Müdürü Erdoğan Yıldız ile Ankaralı avukat Uğur Adnan Dinçer vardı.
İnönü’ye çok soru yöneltildi. Kentsel Dönüşüm’den başlayalım:
- Kentsel Dönüşüm yapabileceğimiz yer çok sınırlı; iki mahallemiz var. Mahmut Şevket Paşa
ve İzzet Paşa ... Bunlardan birinde TOKİ’nin bir uygulama alanı var. Bu iki mahallede oturanları yerinde muhafaza ederek, oradan çıkacak ranttan yararlanmalarını öngören bir anlayış içindeyiz. 18 bin kişinin zarar görmesini istemeyiz. Beyoğlu’nda, Tarlabaşı’nda yapılan gibi olmayacak. O yerler insanların elinden alındı, rezidanslar yapıldı. Ve zengin bir muhit yaratıldı. Sonuç şudur; orada yaşayan insan yine mülk sahibi olacaktır.
- Nişantaşı dersek...
- Nişantaşı ve çevresinin kendisine has bir yapısı vardır, sağlıklı bir yerdir. Paris gibi gelişen canlılığını, o ‘pırıltısını’ korumak istiyoruz. Şimdi duyuyoruz; kötü niyetli bazı kişiler, Nişantaşı’nda birkaç daire alıyor, sonra onlara ‘çürük raporu’ temin ederek Kentsel Dönüşüm’e sokmak istiyorlar. Biz bunları önleyeceğiz.
Mustafa Sarıgül’ü bana sormayın. Ben popüler olmak isteyen biri değilim. Sarıgül meselesi konuşulunca Şişli ve CHP zarar görür gibime geliyor. Bu konulardan sıkılıyorum. Şişli’de belediye başkanlığı yapmak istiyorum.
- Milletvekili olmak istiyormuşsunuz... Bu konuda yerel seçim öncesinde böyle bir pazarlık yapıldığı iddiaları ortaya atılmıştı.
- Hayır, hayır... Yok böyle bir şey. Kılıçdaroğlu’na da söyledim. Başkan olarak 2019 yılına kadar devam edeceğim.
- Şişli’ye başkan adaylığı...
- Başkan adaylığı teklif edildiğinde önce eşime sordum. Bana ‘Neden hemen kabul etmedin’ dedi. Ben de adaylığı kabul ettim. Ama iki şart öne sürdüm ‘sorun çıkaracak işlerle imza atmam ve emanetçi olmam, akçeli işlere girmem. İsmimin kullanılmasını istemem... ’Bu şartlarım kabul gördü. Seçim öncesi kimseyle şu tarihte giderim ya da şunu yaparım diye bir anlaşma yapmadım.
- Geçen dönemki Meclis üyeliği çalışmaları...
- Büyükşehir’e gittim tabii... Hiç beğenmedim, oraya 200 dosya gelir, 199’u da imarla ilgilidir. Hoş değil.
- İstifa konusu..
- Ayrılırsam Şişlilinin oyuna ihanet etmiş olurum. Edemem...
- İnönü soyadı...
- Ben bir yere gittiğim zaman sadece ‘Hayri’ derim ismime; çocukluğumdan beri İnönü’yü kullanmak istemezdim, nitekim de hep öyle oldu.


EŞİM TEK MANTIKÇIDIR


- Eşiniz Nazlı Hanım, nerelidir; ne okumuştur. Sizin haklarınızı sizden fazla o mu kullanır?
- Nazlı hanım öyledir. Ailesi, Kadirbeyoğlu’dur. Bir tarafı da Ataç ailesidir. Gümüşhane kökenlidirler. Sizin de yazdığınız gibi dede tarafı Atatürk’ün ilk maliye bakanıdır. Boğaziçi’lidir; Ahmet İsvan’ın eşi Reha İsvan’ın arkadaşı ve dönemindendir. Ben onu hep ‘öğretmen’ olarak sayarım, çünkü herkesle paylaşır bildiklerini... Felsefe ve mantık okumuştur. Türkiye’de sanırım tek mantıkçı hoca, eşimdir.
Doç. profesör olabilir


POPÜLİST DEĞİLİM


- Cenazelere siz de Sarıgül gibi gider misiniz?
- Cenazelere taziye için giderim, gözükmek için değil. Popülist değilim. Ben görüşülmesi zor bir adam değilim...
- AKP’den hiç teklif aldınız mı?
- AKP’nin kuruluşunda teklif geldi. Eşime söylediğim anda ‘neden hemen reddetmedin’ dedi. Ama şu var, benim yaklaşım tarzım saygıya dayanır; işin bir nezaketi vardır; ben ya siyahım, ya beyazımdır. Tarzımda ‘gri’ yoktur. Olmaz tabii... Bir şey söyleyeyim; ben aile ilişkilerine çok önem veririm; Amerika’da okuyan üç çocuğum var; onların da görüşü önemlidir.


SARIGÜLLERLE ANLAŞMAZLIK NEYDİ


- Belediyede Sarıgüllerle anlaşmazlık neden doğdu?
- Belediyeyi yönetme konusunda fikir uyuşmazlığı oldu diyebilirim. Seçimi kazandık. Çalışmaya başladık. Ben, Mustafa Sarıgül döneminden gelen 20 birim müdürü ile Emir Sarıgül’ün yetkilerini aldım. Bunun iki önemli sebebi vardı; birincisi yönetim anlayışı farkımız, ikincisi ise emanetçi olmadığımı kanıtlamak istedim. Onun üzerine de herkesin bildiği şeyler yaşandı. Şunu da söylemek isterim. 15 yıl içinde Mustafa Sarıgül belediyeyi gayet güzel idare etmiş.


HERKESLE GÖRÜŞÜRÜM


- Belediye meclis üyeleri ile sıcak bir yaklaşımınız yokmuş.
- Amcamın (İsmet İnönü) yöntemini uygularım. Seçilen her kişi ile her zaman görüşürüm.
- Belediyede en büyük sıkıntınız nedir?
- 500 milyon borcu var Şişli’nin... 20 Aralıktan itibaren belli yaraları sarmaya başladık, 2019 yılının sonuna kadar bunları sonuçlandırma gayretinde olacağız.
- Kentyol ve Şişli Vakfı nedir?
- Kentyol’un kadrosunda 1.200 kişi vardır; bunların yarısı belediyede ‘hizmetli’ olarak görev yapıyor. 328 memurumuz var. Kentyol belediyecilikte ilk defa toplu sözleşmesi imzalayan bir BİT’tir. Eski belediye binamızın (MAYA) üç katında başkanlık katı, meclis toplantı salonu ve hukuk ve teftiş grubu... Binanın
üst katlarını Şişli Vakfı, Şişli Üniversitesine (Meslek Yüksek Okulu) kiraya vermiş. Bu konuda sözleşme var. Yani orası okul oldu şimdi. Ben hala orada oturuyorum çünkü yeni binanın başkanlık katı henüz tamamlanamadı.
Hayri İnönü’ye “Maslak’ın durumu” da soruldu. (Zaten buranın kaçakları ve yeni imar planları Büyükşehir’den iki gün önce geçti; red ve kabul nedeniyle CHP’liler birbirine girdi...) İnönü, Şişli’de yeşil alan kalmadığını dile getirdi. “İnşaat yapılacak arazi de yok, ben sosyal belediyecilik yapmak istiyorum.”, “Tek inşaat yapılacak sorun çıkaracak alan Ayazağa ve Maslak vardı. Onlarda seçim öncesi


DARÜLACEZE ARAZİSİNE İNŞAATA İZİN VERMEM


Şişli’de yeşil alan olarak kalan üç noktadan birinin Darülaceze binalarının bulunduğu arazisi olduğunu söyleyen İnönü, bu araziye de inşaat planı olduğunu duyduğunu (Kadir Topbaş üç blok olarak düşünüyor!)
ama kendilerine bir müracaatın olmadığını anlattı. İnönü, başvuru olması halinde kendisinin o alanda bir inşaata izin vermeyeceğini de dile getirdi.


Ağır toplarıyla İzmir çıkarması yaptı

Baykal açılışlara başladı

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, İzmir’e geldiğinde Başkan Aziz Kocaoğlu tarafından karşılandı. Foça’da iki günlük etkinliğe katılacak Baykal, bu arada ‘Rauf Denktaş Parkı’nı da açacak bugün. Baykal’ın yanında CHP’nin eski ‘taş kadrosu’ vardı.
Eski milletvekilleri Mehmet Sevigen, Yılmaz Ateş, Canan Arıtman ve eski belediye başkanları İsmail Ünal (Beşiktaş), Cevat Durak (Karşıyaka), Ercan Tatı (Buca), Sıtkı Kürüm (Karabağlar), Kemal Karataş (eski İzmir başkanı) ve Serdar Değirmenci (eski İzmir İl Genel Meclisi Başkanı).
Baykal ilk kez açıkça önseçim istiyor ama İzmir’deki yorum başka. Kocaoğlu, Genel Merkez tarafından İzmir’e yeni atanan il başkanı Bedri Serter’e karşı olduğu için Kılıçdaroğlu’na karşı bir ‘hamle’ deniyor.


Polisler bundan sonra ‘neci’ olmalı


EMNİYET Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski başkanı Sabri Uzun’un yeni çıkan ‘İn-Baykal Kasedi, Dink Cinayeti ve Diğer Komplolar’ (Kırmızı Kedi Yayınevi) kitabında çarpıcı tespitler yer alıyor.
Baykal’ın dinlenmesi olayı öne çıktığından, kitapla ilgili tartışmalar bu noktada odaklanıyor.
Örneğin, “Kimse beni kınamasın; Polis Koleji de cemaatin Taliban mektebi gibi kullanılmış durumdadır” diyor.
Ancak AKP’nin ‘kapatma’ kararı aldığı Polis Koleji’nin kapatılması durumuna da dikkat etmek gerekiyor.
Uzun, şöyle diyor: “Kolejli olarak içim acıyor; hem de çok acıyor. Kapatmak çözüm olmamalıydı. Sahte para basılması halinde, piyasadaki banknotları iptal etmiyoruz ki! Kalpazanı yakalayıp, elindeki sahte banknotlara el koyuyoruz. Polis Koleji’nin ‘Cemaat Koleji’ durumuna getirilmiş olması karşısında da aynı şeyleri yapmalıydık, kapatmamalıydık. Cemaat, 1984-1985 yıllarında askeri liselere, Hava ve Deniz harp okullarına da sızmıştı; o okulları da mı kapatacağız? Polis Koleji’nin (hatta Polis Akademisi’nin) cemaatin eline geçmesinde birinci sebep, cemaat faaliyetlerini sınırlayan-düzenleyen bir kanunun olmayışı, ikinci sebep ise emniyet genel müdürlerinin Emniyet Teşkilatı’ndan atanmış olmamasıdır.”
Uzun şunu demek istiyor: Emniyet Genel Müdürlüğü’ne atanan müdürler polis kökenli olmalıdır.
Bizim de anladığımız iktidar, ‘Paralel’in el değdirdiği yerleri yok ediyor; onun içinde Polis Koleji’ni yok ediyor. Demek polisler artık ‘Milli Görüşçü’ olacak.


Planlar üzerinde CHP ile AKP birlikte çalışıyorlar
İBB’de dik durmak zor

ŞİŞLİ’den Sarıyer’e bağlanan Maslak’taki ilçe planlarını aklayan AKP ve CHP İBB Meclis üyelerine tepki yağdı. CHP meclis grubunda 19 üyesi ‘af gibi’ sunulan planlara red oyu verdi; ancak dosya Meclis Genel Kuruluna geldiğinde, ‘ihraç’tan korktuklarından Hüseyin Sağ, Hakkı Sağlam ve İsmail Söylemez dışındakiler grupun kararı doğrultusunda oy vermek zorunda kaldılar. “Partimiz ile ayrışma noktasına düşmek istemiyoruz” dediler. Bir çok kişi ve şirket gökdelenleri ‘plana’ kavuşurken, bunun ‘bahşişleri’ dillere düştü. Koridorlarda “Bu dosyaların İBB’den geçmesi CHP’li Sarıyer Belediyesi’nin baskısıyla mı yoksa Genel Merkez’in ‘ricasıyla’ mı?” soruları dikkat çekti. Bu konuda red kullanan üyeler Disipline verilebilir mi? Ama ortada bir soru var; bu konunun siyasi sorumlusu önce İBB CHP Grup Başkanvekili Ertuğrul Gülsever ve İl Başkanı Murat Karayalçın mıdır.
Bir partilinin söylediği şu:
“Karayalçın bu işin içyüzünü öğrendiğinde Baykal’ın söylediği ünlü ‘Yavşak işler’inin ne olduğunu anlayacak ve evt beni kandırdılar diyecektir.


MECLİS’TE NELER OLDU


Maslak planları, 2013 yılında CHP İBB gurubuna geldiğinde chp gurup başkanvekili Fahrettin Kayhan ve gurup. planı red etti. AKP ne yaptı oy çokluğu ile geçirdi.
Önceki dönemde bu yerler Şişli’ye bağlıydı.
Bu kez yine 1/1000’lik plan değişikliği yapılırken, İBB İmar ve Bayındırlık Komisyonunda bu yerlerin Sarıyer’e bağlanmasına karşın yine reddedilmesi düşünülüyordu.
Her iki yerde CHP’li belediyeler vardı.
CHP’nin yine red oyu vermesi beklenirken ‘pazarlıklar’ sonucunda beklenti gerçekleşmedi.
Ancak 10 CHP’li üye red oyu verdi komisyonda:
HAKKI SAĞLAM (KADIKÖY), TANER KAZANOĞLU (BAKIRKÖY), HÜSEYİN SAĞ (KADIKÖY), SEYİT ALİ AYDOĞMUŞ (BAHÇELİEVLER), İSMAİL SÖYLEMEZ (BEYOĞLU), MURAT TERCAN (AVCILAR), SAİT ÇOŞKUNOĞLU (SULTANGAZİ)
ÜMİT YURDAKUL (BAĞCILAR), MUZAFFER ŞAHİN (BAKIRKÖY), ERKAN ERDOĞAN (BEYLİKDÜZÜ), NAZIM ÇUHALI (BEYLİKDÜZÜ), ÜLKÜ KOÇAR (KADIKÖY),SOYDAN ALKAN (KADIKÖY), MESUT KÖSEDAĞI (KADIKÖY), ERHAN ASLANER (K.ÇEKMECE ), DENİZ ERZİNCAN (MALTEPE), İSA ÖZTÜRK (PENDİK), S. TARIK BALYALI (PENDİK)
İBB Meclisi’nde ise ‘ret’çi 19 kişiden sadece Hüseyin Sağ, Hakkı Sağlam ve İsmail Söylemez kalmıştı.
Gurupta yumruklaşmaya varan tartışmalar oldu; hatta Beylikdüzü üyesi 70 yaşındaki Nazım Çuhalı
meclis koridorında tartaklandı; plan değişikliği komisyonun önüne geldiğinde imar ve bayındırlık komisyonu üyelerimiz tecrübeli üye harita mühendisi Sedat Özkan, mimar cemal şerifoğlu, Mimarlar Odası eski yöneticisi mimar Esin Hacıalioğlu, şehir plancısı Dila Damla Öner plan değişikliğine red verdiler.
Ancak tamamı teknik eleman olan bu kişiler şerhlerini geri çektiler. ‘Red’cilerden biri “Demek ki dik duramadılar. Dik durmak için sadece mimar olmak yetmiyor.
Bu planlar içinde neredeyse tamamı plazalardan oluşan İstanbul’un rantın en yüksek olduğu bir bölge. SOMA Holding’e ait gökdelen de bunun içinde... AKP’nin 20 yıllık meclis üyesi Ömer Lütfü Arı; itiraf gibi bir konuşma yaptı. “Kaldı ki bu plan iki partinin gurup yönetimlerinin tartışarak beraberce en iyi noktaya getirerek grupların ortak kararı olarak getirdikleri bir plandır” dedi. AKP’li İmar Komisyonu üysi Timur Sosyal da planı savundu. CHP gurup sözcüsü, Şişli’den Tonguç Çoban chp gurubunun oyunun evet olduğunu söyledi.
Bakalım Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’a geldiğinde havalimanında ‘Bu yavşak işler nedir?” diye kime soracaktır? İl Başkanı Murat Karayalçın’a mı, CHP Grup Başkanı Ertuğrul Gülsever mi?

GÜNÜN SÖZÜ


“Ülkemiz dönüştürülüyor ve cumhuriyet kazanımları yok ediliyor, savaş ve bölünme tehlikesi yaşıyoruz. Mevcut muhalefet partileri, bırakın bunu engellemek, tam aksi bir tutum izleyerek iktidara destek oluyorlar. Artık mecliste adeta dörtlü bir koalisyon var.”
(Anadolu Partisi Genel Başkanı Emine ülker Tarhan)

X