"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

En antioksidan meyve ‘aronya’ çıktı... Mantar balkonda yetiştirilebilecek

YALOVA Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü 1961 yılında 1.100 dönüm üzerinde kurulmuş, Türkiye’nin en önemli ve en büyük tarımsal araştırma ve geliştirme kurumu olarak biliniyor.

Toplam 152 personelden 76’sı kendi alanlarında uzman araştırmacılar; bahçe kültürleri konusunda özgün çalışmalar yapıyorlar. Tesisi dünkü ziyaretimizde Ar-Ge çalışmaları sonucunda şunu anladık: Mantar tohumu ve başta ‘reishi’ ve ‘istiridye’ mantarları olmak üzere birçok mantar çeşidi üretebiliyor. Artık insanlar filizlenmiş mantarları balkonlarda yetiştirebilecekler. Mantarcılık sektör toplantısına Ankara’dan TAGEM Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu, Bahçe Daire Başkanı Gökhan Kızılcı ve Yalova’dan ilgili teknik personel katıldı. Güney Kore ile ortaklaşa 2014-2018 yılları arasında yürütülen mantar ıslahı çalışması sonrasında yeni mantar çeşitleri ortaya çıkarılmış. Yapılan testlerde yurtdışından ithal edilen çeşitlere göre daha verimli ve kaliteli olduğu açıklandı.

En antioksidan meyve ‘aronya’ çıktı... Mantar balkonda yetiştirilebilecek

Yenikapı’dan Yalova’ya İDO ile gidince sola döndüğünüzde bir doğa harikası ile karşılaşıyorsunuz. Sanki bir ‘ağaç müzesi’... Atatürk’ün bir çınarın dalını kesmem deyip yürüttüğü köşk, kurum arazisi içinde. Enstitü müdürü Dr. Yılmaz Boz, uzun yıllar araştırma içerisinde olan bir yönetici, bizlere ilk ürün ‘aronya suyu’ ikram etti. Bir anlamda kızılcık suyunu andıran kekremsi harika rengi olan dünyanın en yüksek antioksidan içeriği olan meyveyi burada tanıdık. Enstitü bu konudaki araştırmalarına 2012’de başlamış, bu hafta başında hasat şenliğinin 3’ncüsü yapılmış. 23 çiftçiye 41 alanda aronya bahçeleri kurulmuş. Önümüzdeki yıllarda fidanlar tam verime geçtiğinde dekara yıllık 1-1.5 ton ürün alınması bekleniyor. Bu yıl hasadı yapılan ürünler 20-40 TL aralığında satılmış. Sağlık ve kozmetik üretiminde sıkça kullanılan aronyadan pasta, reçel ve meyve suyu gibi ürünler elde ediliyor.

Boz, aronyanın bağışlık sistemini güçlendirerek soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlara karşı metabolizmanın direncini arttırdığını, beyin ve sinir sistemini besleyerek yaşlanma ile mücadeleye yardımcı yüksek antioksidan kapasitesine sahip bir meyve olduğunu, bağırsak, karaciğer ve safra kesesi dahil olmak üzere çeşitli hastalık ve radyasyon zehirlenmesi tedavisinde kullanıldığını, iyi kolesterol seviyesini arttırdığı gibi kalp hastalığı ve diğer kardiyovasküler problemlere karşı da kullanıldığını, hem gıda sanayisinde hem de eczacılık sektöründe kullanıldığını, ayrıca taze ve kuru meyve olarak da değerlendirilebildiğini anlattı. İlk fidanlar Almanya’dan getirilmiş.

Üzümün hardaliyesinin, resveratrolünün ve de kenevirin THC yağının kanserle mücadelesine aronyanın da katıldığını söyleyebiliriz. Sağlık Bakanlığı bütçesine genişlik getirecek ürünlerin gelişmesinin önündeki engeller açılmalıdır. Vergilerimiz daha verimli işlerde kullanılmalıdır.

ORHAN DURGUT’UN 100 BİN KARESİ

TÜRKİYE’de profesyonel fotoğrafçılığın henüz yaygınlaşmadığı bir dönemde birisi tüm birikimiyle donanımlarını kurup bulunduğu şartları zorlayarak ‘hava fotoğrafı’ çekmeye başlamıştı. Bu kişi Orhan Durgut’tu. Başlangıçta şantiye ve büyük inşaat firmalarının işlerine talip oldu, daha sonra uçuş güzergâhındaki sanayi tesislerinin hiç görmedikleri açıdan fotoğraflarını onlara sunarak takdir bekledi ve 1980’li yılların sonuna gelindiğinde Türk turizminin lokomotif ülkelerinden Avusturya başta olmak üzere Ege ve Akdeniz sahillerindeki doğal güzellikler ve tesisleri havadan fotoğraflayarak bu manadaki ilk ‘turizm tanıtım’ kataloglarına imza atıyordu.

En antioksidan meyve ‘aronya’ çıktı... Mantar balkonda yetiştirilebilecekİslam şehirleri projesinin ilk kitabı Özbekistan’ın egzotik şehri Semerkant, İpek Yolu’nun merkezi.

Nihayet sanayi fotoğraflarıyla başlayan çekimlerde sıra sanata da gelmişti ve ülkemizdeki sayıları çok eksik bilinen, gerçekte 200’ün üstünde olan antik tiyatroları ilk kez havadan yine o fotoğraflamıştı. Fırsat buldukça yurtdışına da giderek gerek hava fotoğrafı gerekse kendine has tarzı ile panoramik fotoğraflarıyla şehir fotoğrafçılığını da arşivine ekliyordu. ‘Dünya bir ülke olsa başkenti olur’ dediğimiz İstanbul’un bir tanıtım karesi yoktu. Henüz yıllık turist sayıları milyonu bile bulmuyordu ve tam da bu dönemde helikopteriyle âşık olduğu şehri ‘havadan görüntüleyen’ yine o idi. 11 kareyi doğru yükseklikte doğru açıyla koskoca İstanbul’u uzun bir kareye boydan boya işlemişti adeta, fotoğrafı gören hayran kalıyordu, Atatürk Havalimanı’nda mutlaka görmüşsünüzdür. Durgut, 2005’ten sonra 2019 yılında da aynı panoramik fotoğrafı tekrarladı. Bu arada geçen zamanda İstanbul’un değiştiğini görebiliyorsunuz!

Çalışmalarını kutsal şehir Mekke’ye yönlendirdi. Bürokratik engelleri şahsi gayreti ve oradaki bir belediye başkanı marifetiyle yıllar süren mücadelelerle aşarak Abdulhamid döneminde çekilen panoramadan tam 100 yıl sonra bu şehrin panoramasını yaptı. Herkesin göremediği özel anları ve açıları insanlık için ölümsüzleştirdi ve bu kutsal şehirlerin sergilerini açtı yurtdışında. İnternet ortamında doğru dürüst fotoğrafları yokken bir Türk fotoğraf sanatçısı 100 bin kare ile kutsal şehirlere ait ciddi bir arşiv kazandırmıştı. Konya Selçuklu Belediyesi, Cumhurbaşkanlığı himayesini alarak ‘Panorama Mekke’ kitabını yaptı. İslamofobinin kol gezdiği dünyada İslam medeniyeti dinin saf ve güzel duygularını insanlığa daha doğru aktarabilirdi. 40 ülkede 100 İslam şehrinin fotoğraflarını çekmek üzere hazırladığı projede bu ana kadar 60 şehrin fotoğrafları ortaya çıktı. Orhan Durgut, kendi imkânları ile yürüttüğü bu projeye Halep ile başlamış. Diyor ki “İyi ki Halep’le başlamışım ki, şimdi o Halep yok!” Projenin ilk sergisini Özbekistan’da ‘İpek Yolu’nun merkezi Semerkant’ta açtı. Durgut’u tanırız; şu sözleri ne kadar kırgın olduğunu göstermiyor mu:

“Ben ilk sergiyi kendi ülkemde açmak isterdim, lakin ilgilenen olmadı...”

 

X