"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Dindarlaştırmanın sonu

EGEMENLERİN veya iktidarların eliyle yavaş yavaş veya hızlı adımlarla toplumlar dindarlaştırılmaya çalışılırsa bunun sonu ne olur?

Her şeye “günahtır veya günah değildir, haramdır veya haram değildir” anlayışıyla bakılır ve de bunlara göre uygulamalar yapılırsa sonu ne olur?
Ve özellikle iktidarlar, egemenler her şeye din gözlüğüyle bakarlarsa bunun sonu ne olur?
Ortaçağ Avrupası işte bu haldeydi. Durum öyle bir hal almıştı ki, günahlardan kurtulmak için din adamları para ile (endülüjans kâğıdı) günahları affettiriyordu.
Çağımızda bu Ortaçağ Avrupası lanetlenmekte ve horlanmaktadır.
Ortaçağ Avrupası döneminde Hıristıyanlık bu halde iken, İslam ülkeleri daha ileri durumda idi. Yani en azından Ortaçağ Avrupası gibi bir din anlayışı pek söz konusu değildi.
Ancak, Avrupa Reform ve Rönesans hareketleriyle Ortaçağ’dan kurtulurken, bu kez İslam ülkeleri o yöne doğru yavaş yavaş gitmeye başladı.
İnsanların yaşamını kolaylaştıran bilim ve teknolojiye bile din gözlüğüyle bakılmaya başlandı. “Günahtır, haramdır, gâvur icadıdır” denildi.
Sokağımızda bile, yakın tarihe kadar, “Televizyon günahtır” diye evine televizyon almayanlar vardı. Tabii şimdi TV’si var. Yani artık nedense günah sayılmıyor.
Günahların sonu gelmez. Hayatım boyunca pek çok “Günahtır” sözünü duydum, gördüm. Ama o duyduklarımın çok büyük bölümü artık günah kabul edilmiyor. Fakat yeni yeni günahlar ortaya çıkarılıyor.
Şu türban veya başörtüsüne bakalım; önce üniversitelerde uygulanmalı denildi. Tamam uygulansın. Peki üniversiteden sonra çalışmayacak mı? İşyerlerinde de serbest olsun denildi. Tamam olsun.
5. sınıftan itibaren de serbest olacak denildi.
Gerekçe, talep varmış. Bu talep hiç gündeme geldi mi?


İNSANLARIN AKLIYLA ALAY ETMEK

Kürtlerin ve Alevilerin yıllardır talepleri var, hatta bunlar için neler neler oldu. Bunların talepleri niçin karşılanmıyor? Gel de gülme. İnsanların aklıyla alay ediliyor. Peki, kadınların-kızların saçı görünmesin, çünkü günahtır deniliyor. Yarın da denilecek, ağızları burunları görünmesin günahtır.
Daha sonra gözleri de görünmesin günahtır. Daha sonra elleri görünmesin günahtır.
Yani ‘kara çarşaf’ın günahı ne? Ki zaten az da olsa bunlar da var ya!...
Sonra, kadınlar araba kullanmasın, çalışmasın, tek başına çarşıya çıkmasın günahtır vs.
Egemenler veya iktidarlar tarafından bu günahlar çoğaltıldıkça, bunlara inananlar da çoğalacak veya ‘mademki günahtır, günah işlemeyeyim’ anlayışı artacaktır. Kimi bu günah anlayışından, kimi mahalle baskısından, kimi zarar görmeyeyim, kimi çıkarım zedelenmesin anlayışından dolayı Talibanlaşmaya, IŞİD’leşmeye, karşı tarafı da ‘günahkârdır, şudur, budur’ anlayışıyla boğazlamaya
hücummmm!...
İşte dindarlaştırmanın sonu buraya kadar gider. Yani ille de gider demiyorum ama bunun yolunun sonu bu olabilir. Çünkü o yol açılmıştır. Ha!... Bu iş kolay olur zor olur, bu yola taşlar döşeyenler olur o başka.
Teoman DEP


GÜNÜN SÖZÜ

“Ekonomi iç açıcı değil... Fed faizi artıracağını söyleyince para kendi limanına dönüyor. Son bir-iki haftadır dövizdeki hareketliliğin de sebebi bu... Şoklara hazır olunmalı. Rusya’da bir devalüasyon yapıldı; bunun sonucunda ciddi bir krize karşı hazırlıklı olalım.”
(TOBB BaşkanYardımcısı Çetin Osman Budak)



Bekaroğlu hiç çekinmeden konuşacaktı

Evet mi, hayır mı?

CNN TÜRK sunucusu Saynur Tezel Özgentürk, Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu ile Suriye’yi konuşurken, lisedeki başörtüsünü sorunca telefon ‘hattı’ düştü.
“Adam kapadı cevap vermemek için” demeyin. Hat düşmüş! Acaba uyarı mı aldı? Bu konuda sus mu dendi, niye çekindi Bekaroğlu...
Halbuki en güzel yanıtı verebilirdi. Ama şu var; ‘Hayır’ dese bugüne kadar demokrasi söylemi ile savunduklarını inkâr etmiş olacak... ‘Evet’ dese, yeni geçtiği partinin örgütünü karşısına almış olacak.
Şurada seçimlere ne kadar süre kaldı?


Tekzip

GAZETENİZİN 10.06.2014 tarihli nüshasının 28. sayfasında “Yalçın Bayer”in “Çok üretimi teşvik etmek bor için de söz konusu” başlıklı yazısında yer alan hususlara ilişkin olarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini sağlamak üzere aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.
Teşükkülümüz genel müdürünün çalışanların üzerinde üretim baskısı yaptığı iddiaları gerçekdışıdır. Teşekkülümüz işyerlerinde; 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kapsamında çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak amacıyla ‘Risk Değerlendirmesi’, işyerinin acil duruma hazır hale getirilmesi için ‘Acil Durum Planları’, ‘İş Sağlığı ve Güvenliği’ kurulları oluşturulmuştur. İşyerlerimizdeki tehlike sınıfına ve çalışan sayısına uygun olarak; iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirilmektedir.
Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri aldırılmaktadır. Çalışanlara, kişisel koruyucu donanımları verilmektedir. Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlileki sınıfta yer alan işlerde, çalışanların mesleki eğitim aldığını gösterir belgelendirme yükümlülüğü yerine getirilmektedir.
Teşekküle ait tüm işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği mevzuatından kaynaklanan tüm yükümlülükler yerine getirilmektedir.
Sonuç olarak; kamuoyuna tamamen yanlış yansıtılan söz konusu bilgilerin yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde düzeltilmesini, ayrıca bu açıklamanın 5817 sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesine istinaden haberin yer aldığı aynı sayfada, aynı puntolarla yayınlanmasını kanuni haklarımız saklı kalmak kaydıyla rica ederiz.
Yıldız ŞAHİN Avukat,
Filiz ULUDAĞ 1. Hukuk Müşaviri


İ·şin içyüzü

(Not: SOMA’da 301 kişinin öldüğü günler... Maden ocakları endişe içinde, endişelerini bildiriyorlar... Bu konuda Kütahya’dan bir madenci de, Eti Maden’den daha çok üretim için kendilerini sıkıştırdığını, bir kazadan endişe ettiklerini şikâyet etti. Biz de “Çok üretimi teşvik etmek bor için de söz konusu” (10.06.2014) başlığıyla bu konuya değindik. Bir süre sonra yani 20.08.2014’te Eti Maden’den bir açıklama geldi ve bunu yayınladık. Ancak açıklamanın yetersizliğine değindik; çünkü gerçekler göz ardı edilmişti. Daha sonra ‘tekzip’ talebiyle aynı metin yine gönderildi. Avukatımızın itirazında “tüzelkişi adına tekzip talebinde bulunulmasının yasa gereği mümkün olmadığı” belirtilerek “Yayında talep edenin şeref ve haysiyetini ihlal edecek hiçbir ifade kullanılmadığı, ‘tekzip’in, yani açıklamanın 25.07.2014’te bu köşede yayınlandığı ve tekzip kurumundan beklenen yararın zaten sağlandığı, gerekçeleriyle yaptığımız itiraz ne yazık ki, Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği’nce reddedildi.”
İşte bu ‘tekzip’in öyküsü bu!


‘Ergenekoncular rasyonel insanlar değil’

CHP Parti Meclis Üyesi ve Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’e tazminat ödemeye mahkum edildi. Mahkeme, Bekaroğlu’nun “ Bir ruh hekimi olarak Ergenekoncuların rasyonel insanlar olduğunu düşünmüyorum” sözleri üzerine tazminata hükmetti. Bekaroğlu, Akit gazetesine 3 Eylül 2008 yılında Ergenekon davasında yargılanan yurtseverlerle ilgili açıklamalarda bulundu. “Ergenekoncular rasyonel insanlar değil” başlığıyla yer verilen haberde Bekaroğlu “Ergenekon operasyonunu çok önemsiyorum. Bir ruh hekimi olarak Ergenekoncuların rasyonel insanlar olduğunu düşünmüyorum. Tabi her milliyetçilikte bir irrasyonellik vardır; masallardan, destanlardan beslenir. Bunlar da öyleler. Ama bunları tek tek insan olarak ele aldığımda, diyelim ki adli psikiyatrinin şefiyim, bana ‘Cezai ehliyeti var mı yok mu?’ diye gönderseler bunları, düşünürüm ve ‘Yoktur’ derim. Öyle ilginç tipler bunlar.” Demişti.
İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülen davada Bekaroğlu’nun 5 bin TL tazminat ödemesine karar verildi.

X