CHP’de kriz önlenemez miydi?

24 Haziran seçim gecesi başlayan kriz büyüyerek bugüne geldi. CHP ‘dostlarıyla’ iktidar yürüyüşünde olduğunu söylerken CHP’den kopuşlar başladı. CHP’den başlayan istifa süreci neye yol açacak, hep birlikte göreceğiz. Kılıçdaroğlu, yaşananları göremedi mi? Yoksa Kılıçdaroğlu bu sürecin yaşanmasına bilinçli olarak “yol” mu verdi? CHP kongre-kurultay sürecinde bir değişim sağlayarak bugünkü tabloya engel olabilirdi.

Haberin Devamı

Ancak engel olmak yerine İstanbul, Ankara, İzmir örgütlerine dayatmalı il başkanları atandı. Yetmedi, kurultay alelacele yapılarak sağlıklı bir değişimin önü kapatıldı. Ve yok hükmünde bir kurultay yapıldı. 

Arkasından eski MYK yapısı neredeyse aynen korundu. Seçilemeyen MYK üyeleri “danışman” adı altında yeniden atandı. Adeta kurultay sonuçları yok sayıldı. 

Daha önemlisi, tepki çeken Oğuz Kaan Salıcı ve Seyit Torun gibi isimlerle eski MYK üyeleri yeniden atandı. Yalnızca Canan Kaftancıoğlu ve Oğuz Kaan Salıcı isimlerinde ısrar edilmeseydi belki CHP’de bu kadar tepki olmazdı. Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’nun desteğine rağmen Kaftancıoğlu il kongre delegelerinin yarısının bile oyunu alamadı. 

Ne Kaftancıoğlu’nun ne Salıcı’nın ne de söylendiği gibi ‘10 Aralık Hareketi’nin CHP’de bir gücü ve karşılığı yok. Kılıçdaroğlu’nun ısrarlı çabalarıyla varlar. Bugün yönetimden alınsalar, yarın selam verenleri olmaz. Peki, Kılıçdaroğlu bu isimler üzerinden kriz yaratacağını bile bile bu isimleri neden yönetimde tuttu? 

Haberin Devamı

Yoksa Kılıçdaroğlu CHP’de bir ayrışma için durumu fırsata mı cevirdi?

GÜNÜN SÖZÜ

“ZAMAN birlik ve beraberlik zamanıdır.

Tehdit yakın, tehlike büyüktür.

‘Armudun sapı, üzümün çöpü’nü ertelemek zamanıdır.” N.K.

SÜRPRİZ YENİ ANAYASA!

ECEVİT hükümetinin eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni anayasa ile ilgili sözleri üzerine şu  açıklamayı yaptı:

“Eğer şimdi farklı bir hukuk düzeni ve devlet yapılanmasına geçebilmek için Anayasa’nın devletin şekli, cumhuriyetin nitelikleri ve devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti ile ilgili ilk üç maddesi hakkındaki değiştirme yasağından kurtulmanın yolu olarak, içinde bu hükümler bulunmayan yeni bir anayasa yapmak düşünülüyorsa, bu yol bir çıkmaz sokaktır; böyle bir düşünce vahim bir yanılgıdır. İlk üç maddesinde değişmez nitelikteki bu temel ilkeleri belirten 1982 Anayasası’nı yüzde 91.27 oranında bir katılım ve yüzde 91.37 oranında ‘kabul’ oyuyla kabul etmiş olan Türk milleti, onlara yer vermeyecek veya onları etkisiz hale getirecek bir yeni anayasayı asla kabul etmez.” 

Haberin Devamı

KIZILAY’DAN SONRA AFAD DA DEPREM PARASI TOPLAYACAK

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, “Deprem kuşağı üzerinde bulunan ve ortalama her yıl 5 ve üzeri şiddette birçok depremin meydana geldiği ülkemizde bugün Resmî Gazete’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla çok önemli bir karar yayınlandı” dedi. Tekin, buna ‘mucize karar’ diyerek “Kendilerine minnettarız. Karara göre AFAD, bundan böyle aynı Kızılay gibi depremzedelere IBAN gönderebilecek. Böylesi bir karar kimsenin aklına gelmezdi!” şeklinde tepki gösterdi.

“İnsanlarımızın aklıyla resmen dalga geçiyorlar” diyen Tekin şu bilgiyi de verdi:

“Geçtiğimiz günlerde, kamuoyunda deprem vergisi olarak da bilinen Özel İletişim Vergisi’ne zam yapıldı, eski vergi oranı yüzde 7.5 iken, yapılan zamla beraber yeni oran yüzde 10’a çıkarıldı. Böylece yurttaşın ödediği vergi tutarı yüzde 33 oranında arttı.”

Haberin Devamı

OSMANLI’NIN ‘NARH’INA DİKKAT!

GIDA fiyatları aldı başını gidiyor, millet pazar artıklarında sebze meyve aramaya başladı ya... Bunca yıl sonunda millet ‘askıda ekmeğe’ muhtaç halde, pazarlarda etiketler tutuştu yanıyor ya... Çare, meslek kuruluşlarının başındaki ezeli ve ebedi kodamanların devlet ile ortak fiyat ayarlamaları yapması olarak gündemde...

Osmanlı’ya bakalım. 1453 yılından başlayarak fiyatlara ayar vermiş, piyasaların olumsuz etkilenmesini engellemeye çalışmış, ‘narh verme’ adı verilen uygulamanın 1860’lara kadar sürdüğü biliniyor. Sadrazamlar da bilfiil narh kontrollerine katılmış. Lütfi Paşa ‘Asafname’sinde “Ahval-i narh, umur-ı mühimmedendir, fakirin iyiliği içindir” diye yazmış. Yani ‘narh’ Osmanlı’da önemli devlet işleri arasında sayılmış...

Haberin Devamı

Şeyhülislamlar da fetvaları ile narh düzenine destek vermiş. Ebusuud Efendi, “karşı çıkanların şiddetle cezalandırılmaları ve ancak ‘tövbe’ ile affedilmeleri” konusunda fetvalar vermiş.

Bugün milletin ‘kapuskayı’ kaça yiyeceklerine mi karar verilecek, yoksa asırlarca geriye, ‘narh verme’ dönemine doğru bir gidiş mi var?

BİLİYOR MUSUNUZ?

18 GAZETECİ SALGINDAN ÖLDÜ

İYİ Parti Antalya Milletvekili Feridun Bahşi’nin, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a, “Pandemi döneminde 18 gazeteci vefat etmiş, onlarca gazeteci ise bu hastalığa yakalanmıştır. Zaten ekonomik sıkıntı yaşayan Anadolu basını, koronavirüs nedeniyle daha fazla sıkıntı yaşamaya başlamıştır. Maaşını alamayan emekçilerin maaşının işsizlik fonundan ödenmesi, yerel basın sahiplerine kredi imkânı sağlaması, vergi ve sigorta indirimi yapma konularında çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?” diye sorduğunu...

Haberin Devamı

MUHALİF GAZETECİLERİN HALİ

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel’in tek adamın keyfi yönetim anlayışının Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nda da devam ettiğini vurgulayarak, “Başkanlık keyfi uygulamalarla gazeteciler arasında ayrımcılık yapılarak, çok sayıda ilk başvuru sonuçlandırılmıyor. Sürekli basın kartları yenilenmiyor, muhalif görülen gazetecilerin kartları iptal ediliyor. Dolayısıyla Anayasa, yasa ve yönetmelikler açıkça çiğneniyor” açıklamasını yaptı??n?...ğını...

MESAJ PANOSU

ÜNİVERSİTE GARNİZON DEĞİLDİR

ESKİ Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Üstün Ergüder rektör atama yönteminin acilen değiştirilmesi ve her üniversitenin kendi seçim sistemini belirlemesi gerektiğini söyledi ve “Üniversite garnizon değildir” dedi. Krizin çözümü için ise “Önce herkesin birbirini dinlemesi lazım” diye ekledi.

 

Yazarın Tüm Yazıları