"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Buğdayda hep aynı oyun!

BUĞDAYDA geçen yıl 22 milyon ton üretimle rekor kırıldı. Bu yıl kuraklığın etkisi ile üretim 18 milyon tona geriledi.

Üretimin azalması nedeniyle fiyatın bir miktar yükselmesi bekleniyordu. Toprak Mahsulleri Ofisi, üretimdeki düşüşe bağlı olarak fiyatın artacağını hesaplayarak fiyat açıklamadı ve piyasaya alıcı olarak girmedi. Ofis, alıcı olarak piyasaya girmeyerek üreticiyi tüccar ve stokçularla karşı karşıya bıraktı.
Bununla da yetinilmedi. Daha hasat başlamadan nisan ayında Bakanlar Kurulu kararıyla, kuraklık nedeniyle fiyat artışı beklenen buğday, arpa, mısır ve pirinç için Toprak Mahsulleri Ofisi’ne sıfır gümrükle toplamda 4.2 milyon ton ithalat yetkisi verildi. 19 Nisan tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararına göre Toprak Mahsulleri Ofisi sıfır gümrükle toplam 4.2 milyon ton buğday, arpa, mısır ve pirinç ithal edecek. Bakanlar Kurulu’nun “Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü’nce Kullanılmak Üzere Buğday, Arpa, Mısır ve Pirinç İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulaması Hakkında Karar”ına göre 2.5 milyon ton buğday, 1 milyon ton arpa, 500 bin ton mısır ve 200 bin ton pirinç sıfır gümrükle ithal edilecek.
Bu karar kapsamında yapılacak ithalat için Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü’nce ithal lisansı düzenlenecek. İthalat lisansları buğday, arpa ve mısır için 31 Mayıs 2016’ya kadar pirinç için düzenlenen ithalat lisansı ise 1 Eylül 2016’ya kadar geçerli olacak.

Buğdayda hep aynı oyun



AYNI OYUN

Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, “Oyun nedir” sorusuna şu yanıtı veriyor:
“Hemen her yıl aynı oyun oynanıyor. Tam hasat döneminde TMO ya piyasaya ürün sürerek veya ithalat yetkisi ile iç piyasada fiyatın yükselmesi önleniyor. Ürün çiftçinin elinden ucuza çıktıktan sonra fiyat yükselmeye başlıyor. Bu kez buğday fiyatı yüksek diye ekmek üreticileri ekmeğe zam yapıyor.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği verilerine göre, ekmeklik buğday fiyatında, 2014 yılı hasat başlangıcından bu güne kadar yüzde 1.9 düşüş oldu. Ekmeklik buğdayda ton başına hasat başlangıcında 844 lira olan Türkiye ortalama fiyatı, 828 liraya indi. Son bir yılda buğday fiyatı yüzde 19.8, son 6 ayda da yüzde 3 arttı. Buna karşın ekmek fiyatları son bir yılda yüzde 15.7 artarak kilogramda 2 lira 80 kuruştan 3 lira 24 kuruşa çıktı. Buğdayın ekmek maliyeti içindeki payı yüzde 21 dolaylarında.”
Üretici buğdayı ucuza satarken tüketici ekmeği pahalıya tüketiyor. Üretici ve tüketici kaybederken aracılar kazanıyor.
Kısırdöngü bu!

Mersin ve İskenderun’da 4 aydır bekleyen araçlar var


Limanlar 2. el otolarla doldu


HATAYLI oto nakliyecileri, 2. el oto ithaliyle ilgili ciddi bir sorunu gündeme getiriyorlar:
Yurtdışından gelip ülkemiz üzerinden transit usulü ile sevk edilen ikinci el otomobillerle ilgili Gümrük Bakanlığı yasaklama getirmiştir. Ancak şu anda Mersin ve İskenderun limanlarında 4 aydır bekleyen araçlar, Suriyeli vatandaşlara ve Türk firmalarına aittir. Bu araçlar Suriye’ye direkt transferi yasak olduğundan Türkiye’de yerleşik değişik firmaların adına gelmektedir. Şu anda limanlarda bulunan araçlarla ilgili yüklü miktarda ardiye (bekleme) ücreti ödemekteyiz. Kaldı ki şimdiye kadar yapılan işlemlerden dolayı herhangi bir olumsuzluk yaşanmamıştır. Ayrıca bütün araçlar sevk edilmeden önce İnterpol sorgusuna tabi tutulup daha sonra sevk edilmektedir.
Şu anda bakanlığın aldığı kararla bizim gibi bu işi yapan firmalar zor durumda kalmıştır. Suriye ve Türk vatandaşları olarak bizler mağdur durumdayız. Bu durumda bakanlığımızdan istediğimiz; limanlarda bulunan 2. el otomobillerle ilgili belli bir süre verilmesi, Suriyeli ve Türk vatandaşların ve nakliyecilerin mağduriyetinin ortadan kaldırılmasıdır.

CHP’nin ‘boykotları’ lafta kalıyor

CHP eski milletvekili Mustafa Özyürek’in bir eleştirisi var:
CHP, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yemin törenine katılmama kararı aldı. Ayrıca Sayın Kılıçdar-
oğlu “İlişkilerimiz soğuk olacak. Devlet törenlerine katılacağız. Onun dışında bir ilişkimiz olmayacak” demiştir. Bu bir boykot kararıdır. Gül’ün seçildiği tarihte de benzer karar alınmıştı. Ancak Sayın Baykal genel başkanlıktan ayrıldıktan sonra boykot rafa kalktı. Köşk’deki davetlere katılındı. Cumhurbaşkanı Gül’e özel ziyaretler yapıldı.
2011 genel seçiminden sonra milletvekili seçilen Haberal ve Balbay’ın tutukluluğuna son verilmeden CHP milletvekillerinin yemin etmemesine karar verilmişti. Ancak bu boykot kararına da uyulmadı. Boykot önemli bir olaydır, karar verirken iyi düşünmek gerekir. Karara uyulmazsa güven kaybı olur.

FB-GS maçında toplumsal ahlaka ‘naklen’ tecavüz edildi


TÜRKİYE futbol heyecanı Fenerbahçe- Galatasaray maçı ile start aldı. Ama maçın ötesine geçen iki kişi vardı. Maç içinde elbette gerginlikler olabilir tansiyon yükselebilirdi; oldu da. Maçta uzatmalarda da gol olmadı. Volkan rakip futbolcuların konsantrasyonun bozmak için kale arkasında sular içti bekletti. O ana kadar her şey iyi gidiyordu. Melo topun başına geçti, Volkan aynı seremoniyi gerçekleştirdi. Melo gerildi topu auta attı. Volkan sevinç gösterisi gibi yaparak Melo’nun sırtına çıktı. Sonra ortalık karıştı. İki futbolcu birbirine saldırdı. Volkan terbiye sınırlarını aşan bir hareket yaptı. Sonradan öğrendiğimize göre Volkan seremonisini yaparak Melo, Volkan’a küfretmiş!.. Tepki o yüzdenmiş! Melo’nun bu tür hareketler yaptığını herkes biliyor. Ancak Volkan’ın bunu gerekçe sayarak saldırması ve hatta müstehcenlik sınırlarını bile zorlayan o hareket yapması affedilir gibi değil. Melo’nun Federasyon Başkanı Yıldırım Demirören’in elini ikinci kez sıkmadan geçmesi ise ayrı bir rezalet... Bir de Volkan’ın verdiği köpekli demeç...
Bu tür hareketler binlerce gencin izlediği bir futbol maçında oluyor... Ya TV’ler bu görüntüyü vermemeli; ya da bu iki futbolcu sahalarından ebediyen seyirci olarak dahi uzaklaştırılmalıdır. Çünkü bunlar toplumsal ahlaka çok fazla zarar veriyor. Bu maçları çocuklar gençler izliyor ayıptır.
Spor sayfalarında bu tutumu ‘terbiye edici’ yönlendirmeler gerekiyor. Sosyologlar ve psikologlara acil görev düşüyor; tabii başta üniversitelere...

‘İslam kardeşliği’ yalanı; Türkmenleri İran’a yönlendirmekle ortaya çıktı

2 milyona yakın Suriyeli, Sünni mezhebinden olduğu içi Türkiye’nin tüm kentlerine dağıtan ve bunun savunmasını da “İnsani yardım, İslam kardeşliği” olarak yapan İktidar ayını ilgiyi ve kardeşliği soydaşlarımız Türkmenlere karşı göstermedi. Anlatılanlara göre; Ankara, Kuzey Irak’ta IŞİD teröründen kaçarak Türkiye sınırına dayanan Türkmenleri ülkeye almayarak bölgedeki Osmanlı mirası Bektaşileri, Şebekleri ve Kakaileri de İran’ın kucağına itti.
Olayın ayrıntıları Aksiyon dergisinde yazıyor. Mesut Çevikalp’ın haberine göre, Suriye’den gelen 2 milyona yakın mülteciye pasaport sormayan devlet bu kez 7 ağustos gecesi Habur Sınır Kapısı’na dayanan binlerce Türkmen’den biriydi Kasım Kara... Irak Türkmen Cephesi Telafer İkinci Başkanı. Telaferli Şii Türkmenlerin lideri. Bu kimlik yeterli olmadı. İki eşi ve dokuz çocuğunu, gülünç bir gerekçeyle: “Ailenizin pasaportu yok, onlar Türkiye’ye giremez!” diyerek Türkiye’ye sokmadı. Soydaş bildiği dost dediği Türkiye’ye giremeyince Ankara’daki dostlarını aradı. Olumlu cevap alamadı. Geri döndü. Güvenli diye Duhok’a yöneldi. Duhok yolunda sadece IŞİD’i değil, ABD bombardımanını da ensesinde hissetti. Hiçbir tehdit umurunda değildi artık! İkinci evi gördüğü Türkiye’nin tavrı canını almıştı zira…. Hâliyle Irak Türkmenlerindeki hava, sokaktaki Ankara algısı hızla tersine döndü. Onlar için artık tek umut kapısı Şii İran...
Türkmenleri IŞİD terörü karşısında koruyamayan, dile getirdiği acil gıda-su yardımını bile Kürtler üzerinden, yetersiz bir şekilde yerine getiren Ankara’ya dair sıcak duruş erozyona uğramış. Sokaktaki Türkmenlerin nazarında Türkmenleri ‘es geçip’ ‘Kürtlerle iş tutan’, ‘IŞİD’e göz yuman’ bir Ankara var artık. Aksiyon’a konuşan yerel kaynaklar güven bunalımının had safhaya ulaştığını kaydediyor.
Hatırlanırsa, Turgut Özal da Azerbaycan’ın bağımsızlık günüde ABD’deydi ve bu konuda verdiği ilk demecinde “Onlar Şiidir. İran’a daha yakındırlar” demişti.

Adalar’da ulaşım kavgası

SON günlerde ‘Özgürlük savunucuları’ isimli grubun 30 Ağustos 2014 Cumartesi günü Büyükada İskelesi önünde yapmayı planladığı eylemle ilgili gelişmeleri nerede ise bütün basın organlarından izlemekteyiz. Yazılı medyada yer alan haberlerde ciddi bir bilgi kirliğinin mevcut olduğunu üzülerek bildiririz. Adalarımızın yolları daha planlama aşamasında ulaşımın fayton ile yapılması esasına göre tasarlanmıştır. Bisiklet kullanımına hiç de uygun olmayan yollarımızda 2009 yılından itibaren bisiklet sayısı ve bisiklet kiralayan esnafın süratle artması, bisiklet kiralama işlemlerinde hiçbir denetimin uygulanmaması bu aracı kullanmayı bilmeyenlerin kask gibi basit bir güvenlik önlemi bile olmaksızın bisiklet kullanmalarına izin verilmesi her yıl yüzlerce gencimizin yaralanmasına ve bir kısmının maalesef ölümüne neden olmaktadır. Faytonların neden olduğu kazalar bisiklet ve adalarda son yıllarda kullanımı giderek yaygınlaşan akülü araçların neden olduklarına göre çok daha küçük sayıda ve çok daha küçük şiddette iken bu konunun gündeme getirilmesi tarafımızca son derece manidar bulunmuştur. Binlerce yıl öncesinden bu yana evcilleştirilerek insanlar ile birlikte yaşamaya alıştırılmış olan atlar özgür bırakıldıkları takdirde ya doğa koşullarında yaşamlarını sürdüremeyecek ya da yasa dışı mezbahaların mesailerine konu olacaklardır.
Adalarda atlarla ilgili her türlü etkinlik izlenebilir mahiyettedir. Üzerine bahis oynanan yarış atlarının durumu ise son derece gizemli olup kanaatimizce büyük bir vahamet arz etmektedir.
Biz her türlü denetime ve işbirliğine hazır olduğumuzu belirterek tüm bunları basın ve kamuoyu ile tartışmak üzere 28 Ağustos 2014 Perşembe günü saat 12.00 de basın açıklaması yapmak üzere Büyükada Fayton meydanının girişine davet ediyor ve hodri meydan diyoruz.
İstanbul Arabacılar ve Motorsuz Kara Nakil Vasıtaları Esnaf Odası



Özürlünün parasına göz dikmek


BEN özürlü bir vatandaşım,3 ayda devletten aldığımız yardım tutarı 824 lira... Bu paraları kamu bankaları olan Vakıfbank ve Ziraat bankalarından aldığımız karta yatırıyoruz; haftalık olarak çekiyoruz. Ancak iki banka bizden, 3 ayda bir işlem parası olarak 30 lira kesiyor.
Bizler aldığımız paranın hepsini Bankaya yatırsak bile 3 aylık işlem hacmini karşılamıyor.
Zaten devletin verdiği para geçinmemize yetmezken, bir de bu bankaların bizden kanunsuz bir şekilde bu ‘komisyonları’ alması utanılacak bir durum olması gerekir.
Bizler zaten özürlüyüz, bankaya bile gitmekten aciziz bir de bizi bu işlerle uğraştıran bu banka yetkilileri az da olsa utanmalıdır! Lütfen, bu bankaları uyarın ve paraları geri verin.
Bekir ASLAN

X