"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Biz nasıl bu hale geldik

BAŞBAKAN Yardımcısı Bülent Arınç Bey, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okul öğrencilerinin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmelikte değişiklik yapıldığını söyleyerek; “4. maddesinin birinci fıkrasının e bendinde yer alan ‘baş açık’ ibaresi ve aynı bendin son cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır” demiş.

Bravo! Eğitim kalitemizin giderek düştüğü, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve ÖSYM’nin skandal üzerine skandal yaratıp öğrencilerin öğrenim hayatlarını hallaç pamuğu gibi attığı, bir önceki hükümetin bir aklıevvel bakanının çıkıp “Biz zaten ara kademe eleman yetiştirebiliriz” dediği bir ülkede öğrencinin başının açık veya kapalı olması en büyük sorunumuzdu zaten! Artık AKP hükümetlerine “Hiç mi sıkılmazsınız sizler?” diye sormaya gerek duymuyorum, çünkü cevabı hepimizin malumu... Sevgili milletim: Çocuklarınızın başıyla beraber gelecek ümitleri de kapanmaktadır. Artık ne olur uyanın. Modern, bilimsel eğitim ülkemizden kovulmuştur. Bakınız bunca yıl dışarıdan gelerek faizi alıp giden parayı döndüren ekonomimiz de artık para gelmediği için ufak ufak baş aşağı gitmeye başlamıştır. Cehaletin egemen olduğu, üretimin olamadığı, yaratıcılığın bilinmediği yerde başkasını bekleyemezsiniz. Siz eğitimsiz ara eleman olursanız, ne yiyip ne içeceğinize, ne yapıp yapamayacağınıza Avrupalı veya Amerikalı veya Avustralyalı veya Japon (çok yakın gelecekte Çinli) patronunuz karar verir. Başı kapalılarla dolu diğer Müslüman ülkelerine bakınız. Orada gördüklerinizi mi istiyorsunuz? Atatürk işte buna engel olmak için ömrünü verdi. Onun tüm reform ve tavsiyelerini kovdular. Yerine koydukları ise yobazlık. Gelecek: IŞİD! (Türkiye’den katılanların sayılarına bir bakın. Biz bu hale nasıl geldik?)
A. M. Celal ŞENGÖR

GÜNÜN SÖZÜ


“ZORUNLU
din dersi, Türkiye’nin aslında laik olmamasından kaynaklanan önemli ama nispeten küçük bir sorun. O sorunu kazıyınca altından devasa bir imam hatip liseleri ve Diyanet İşleri sorunu çıkıyor.” (Özgür MUMCU)

Hakan Şükür: AKP’den 8 kez istifa ettim

İLHAN Söyler ne kadar çok seviliyormuş... Futbol dünyasına hem oyuncu, hem de gazeteci olarak hizmet eden Söyler için spor dünyası Merkez Efendi Camisi’ne akmıştı. Mehmet Ağar’dan, Abdurrahim Albayrak’a, Hakan Şükür’den Fatih Terim’e kadar... Mustafa Sarıgül’ü yok saymayın, o da Söyler’in yakın dostuydu. Mehmet Ağar önümüzdeki günlerde Bodrum’dan İstanbul’a döneceğini söyledi. Siyaset konuşmadı. Spor dünyası hep güzel şeyler söylediler meslektaşları için... Eski eşi sanatçı Huri Sapan, Söyler’in hastanede yanından ayrılmamış. “17 yıl önce ayrıldık ama kalben boşanmadık” dedi. Musalla taşının yanında sandalye ile cenaze namazına kadar bekledi. Büyük aşk...
Bize göre futbolculuğundan öte insani tarafını öne çıkarmak gerekiyor İlhan Söyler’in... Gazetede onun sohbetleriyle herkes keyif alırdı; bazen kızardı. Ama renkli bir kişilikti; saygılıydı; aynı zamanda da yardımseverdi.
O her cuma, Prizrenli olan babasını ziyaret ederdi; bunu bilirdik. Zaten, Merkezefendi Camisi’nin yanındaki mezarlıkta babasının yanında toprağa verildi güzel insan.
İstanbul milletvekili Hakan Şükür’le karşılaştık; İlhan Söyler’i çok sevip saygı duyduğunu söyledi. Biz de “AKP’lilerle nasılsınız?” diye sorduk. “Tehdit ediyorlar” dedi. “AKP’nin böyle bir parti olduğunu fark etmediniz mi?” diye sorunca da “Hayır, sonradan öğrendim yapısını... Ben 8 kez istifa ettim, ancak hepsinde engellediler” dedi.

Anayasa Mahkemesi casusluk ve fuhuş davalarını unuttu

ANAYASA Mahkemesi, 8 aydır İstanbul Casusluk ve Fuhuş davasını bekletiyor. Casusu olmayan casusluk davası, fahişesi olmayan fuhuş davası.
Cemaatin TSK’ya ve Türkiye’ye kurduğu kumpas çöktü.
Ergenekon ve Balyoz davalarındaki tüm iddialar “boş” çıktı.
Ergenekon’dan Balyoz’a, Poyrazköy’den Odatv’ye kadar tüm davalar “boş”a çıktı...
Ama tüm bu davaların “ilk adımı” olan İstanbul Casusluk ve Fuhuş davası bütün sonuçlarıyla ortada duruyor...
Anayasa Mahkemesi, 8 aydır İstanbul Casusluk ve Fuhuş davasını bekletiyor.
43 subay ve TÜBİTAK çalışanının mağduriyeti ise hâlâ sürüyor.
Ergenekon ve Balyoz’da alınan “emsal” nitelikteki kararlar ortadayken Anayasa Mahkemesi’nin bir karar vermemesi anlaşılır gibi değil... Anayasa Mahkemesi, zaten gecikmiş adaleti daha da geciktirmemelidir.
Biliniz, mağdurların gözü Anayasa Mahkemesi’nde...

BİLİYOR MUSUNUZ?

TÜRK Eğitim-Sen, okul müdürlerinin gasp edilen özlük haklarının iade edilmesi ve kendilerine reva görülen zulmü lanetlemek için bugün işi bırakacaklarını ve kitlesel basın açıklaması yaparak, kıyımı, zulmü ve haksızlıkları protesto edeceklerini...
MUSTAFA Kemal’in öncülüğünde başlayan Dil Devrimi’nin 82. yılı etkinliklerinde Sevgi Özel’in cuma günü 14.30’da Anıtkabir’i ziyaret edeceklerini ve akşam da Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde bir toplantı yapılacağını açıkladığını; ayrıca Dil Derneği Genel Kurulu’nun cumartesi günü Yenişehir’de Türk Hukuk Kurumu’nda toplanacağını...


Velilerin muvaffakati neden alınmadı!..



MİLLİ Eğitim Bakanlığı,kendine bağlı okullarda, kılık kıyafet yönetmeliğini değiştirmiş ve 4’ncü maddesinin e fıkrasındakii, ‘başı açık’ ibaresini kaldırarak, öğrencilerin başlarını örterek derslere katılmalarının önünü açmış... Değişikliğin amacıcının türban olduğu açık, baş örtüsü olarak, Anadolu geleneğinde yüzlerce örtü (yaşmak, yemeni, maşlak, tandırbaş, hotoz, geleneksel, saçı açıkta bırakan baş örtüsü v.d) ve örtünme biçimi var, ama mevcut iktidar kendi meşrebinde türbandan başka örtüye itibar etmiyor. Hükümet, bu değişikliğin, demokratikleşme paketinin gereği olduğunu söylemekte... Aynı paket gereği, türban, TBMM ve kamuya da girmişti, şimdilik sıra orta öğrenimde...
Bu değişikliğin ayak sesleri, 25.07.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan, aynı yönetmeliğin, 3. maddesi 2. fıkrasında yapılani değişiklikte duyulmuştu. Söz konusu değişiklikte, “Öğrenciler, okul, anfi ve şubelerde tek tip kıyafet giymeye zorlanamaz” hükmü ile, bugünkü değişikliğin alt yapısı hazırlanmıştı.
Ama aynı maddeye bir de ilave yapılmış, “Velilerin %50’den fazlasının muvaffakati alınarak, okul kıyafetlerinin belirlenebiileceği de hükme bağlanmıştı. Madem, başı açık ibaresi kaldırılarak, kıyafet’in bir unsuru olan, baş örtüsü hakkında dolaylı bir düzenleme yapılacaktı, velilerin muvaffakatine neden gerek duyulmadı, herşeyi sandığa bağlayan hükümet, yönetmelikte olmasına rağmen, neden bu madde değişikliği ile ilgiii olarak, velilerin önüne sandığı koymadı?.. Madem, yeni bir kıyafete yol açıyorsunuz, velilere sormak gerekmez miydi?
Mahinur SAĞLAM


Kinci ve dinci’ eğitime kayıtsız kalınamaz


SİYASETİNİ utanmadan, sıkılmadan başörtüsü ve etek boyu üzerine temellendirmiş olan AKP’leri, çağ dışılığı demokrasi gereği olarak gördüğünü ilân etmiş oldu.
Bundan şu sonucu çıkarmak gerekir: AKP iktidarında kız çocuklarını okula göndermemek de demokratik bir hak olarak görülebilir.
Bize göre okul, milletin çocuklarına açılan ana kucağı gibi, sıcak ve huzur dolu olur. Kız ya da erkek, her çocuk, ana kucağı gibi olabilmeyi başaran eğitim yuvalarında, eşit koşullar altında, dilini ve kültürünü severek öğrenir. Böyle okullarda Eğitim ve Öğretim Birliği uygulanır.
İktidar ise ülkede yarattığı korkunç gerilimi, çocuklar arasına da yaymak ve böylece, RTE’nin tanımladığı ‘dinci ve kinci’ çocuk yetiştirme siyasetini ivedi olarak yaşama geçirmek niyetinde olduğunu ortaya koymuştur…
Bu çağ dışı “dinci ve kinci” eğitim siyaseti karşısında, ana ve babalar başta olmak üzere, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ne itirazı olmayan tüm sivil toplum kuruluşları sessiz ve kayıtsız kalmamalıdırlar, umarız kalmayacaklardır…
Dursun ATILGAN-Avrupa ADD Federasyonu Genel Başkanı


‘Başörtülü’ olununca Milli Gelir artacak mı



HÜKÜMETİ kutluyoruz; orta öğretimde başörtüsünü serbest bıraktıkları için!..
Böylece milli gelirimiz artacak, ekonomimiz düzelecek, işsizlik sorunu çözülecek, taşeron sorunu kalkacak, inşaattan kimse düşmeyecek, iş kazaları olmayacak, madenlerde çalışan arkadaşlarımız tedbir alınmadığı için yaşamlarını kaybetmeyecek, kadına şiddet son bulacak, çevre yağmalaması duracak, imar hırsızlığı olmayacak, IŞİD kimseyi kaçıramayacak, Kürt sorunu çözülecek, denetimsiz damperli kamyon köprüyü yıkmayacak, trafik kazaları tamamen ortadan kalkacak.
Bu yönetmeliği değiştirip orta öğrenimde küçücük çocukların kapanmasını öngörenler, önce bunu kendi çocuklarının başını kapatarak yapmalıdırlar. Ve bunu kamuoyu da takip etmelidir.
Bakanlar Kurulumuzun aldığı bu ulvi karar ülkemize ve İslam alemine hayırlı olsun!
Başımız göğe değdi.
Rıdvan BUDAK


Konu ivedi olarak yargıya taşınmalı, oldu-bitti kabul edilmemelidir



HÜKÜMETİN 22 Eylül 2014 tarihinde yönetmeliği değiştirerek ortaokul ve liselerde bir oldubittiye getirip türbana serbestlik getirmesi kabul edilemez.
Bu değişiklikle amaç, laik Türkiye Cumhuriyeti eğitimini dinsel temele oturtmaktır.
2010 yılında getirilen 4+4+4 sistemiyle zaten 3. dörtte yani lisede açık öğretim yolu sağlanmıştı.
Örgün eğitim anlayışına aykırı olmakla birlikte, giyimde direten ailelerin çocukları isterlerse lisede açık öğretime ayrılarak başını örtüyordu.
Toplumsal bir istek olmadan, Anayasa, yasalar çiğnenerek 5. sınıftan başlayarak örtünmenin yolunun açılması eğitim barışını ortadan kaldıracaktır.
Bu kararla okullardaki zaten zedelenen laik eğitim iklimi bütünüyle değişecektir.
Başı açık öğrenciler, öğretmenler, veliler kendilerini baskı altında duyacaklardır.
16 Eylül’de AHİM’in zorunlu din derslerinin kaldırılması ile ilgili kararı uygulanmayı beklerken böyle bir karar alma, Türkiye’yi, AB ve çağdaş dünya ülkelerinden de ayıracaktır.
Bu yönetmelik değişikliği;
Anayasanın 174. maddesinde devrim yasalarının başında sayılan Öğretim Birliği (Tevhidi Tedrisat) yasasına,
Yine Anayasa’nın 42 maddesinde belirtilen “Eğitim ve öğretim çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre yapılır” anlayışına,
1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 11. maddesinde belirtilen “laiklik”, 12. maddesinde belirtilen “bilimsellik” ilkelerine,
1940’dan bu yana yapılan Milli Eğitim Şurası kararlarına,
Devlet olarak imzaladığımız temel eğitimin pozitif olmasını öngören İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 26., Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 28. maddelerine aykırıdır.
Konu ivedi olarak yargıya taşınmalı. Oldubitti kabul edilmemelidir.
Mustafa GAZALCI- 16. ve 22. Dönem CHP Denizli Mv.; eski Eğit-Der Genel Başkanı

X