"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Bataklık ormanlarını (Longoz) koruyamıyoruz: Trakya’yı ‘betoncu’ anlayıştan kurtarmak

TRAKYA üzerinde acilen bir sosyolojik araştırma yapılmalı... Çünkü sanayicinin, kooperatifçinin, konutçunun, rantçının gözü burada. Herkes bunalmış vaziyette. Geride bırakılan zararı kimse düşünmüyor.

İstanbul’da daha 20 küsur yıl önce Dalan’ın kurduğu, sonra da kentin tüm ağırlığının bindiği İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’ne artık ‘kış kış’ deniliyor. Kim mi bunlar? Büyükşehir, TOKİ, Emlak Bank ve KİPTAŞ gibi kamu kurumları başta olmak üzere ‘betoncu’ anlayış...

İstanbul’un kuzey bölgesinde 3. havalimanı, Kanal İstanbul projeleri yürütülüyor.

İkitelli kooperatifi diyor ki: “Artık burada daraldık, şiştik...Yeni bir kooperatife daha ihtiyaç var.” Tekirdağ’ın Karadeniz kıyısına yakın bölgedeki yeni ilçesi Kapaklı’ya ‘İkitelli 2’ adıyla yeni bir sanayi bölgesi kurulmak isteniyor. Geçen yıldan beri bu gelişmeler olurken, İkitelli çevrelerinde yeni bir gelişme daha oldu: 40 bin işletmenin olduğu, 1 milyon kişinin çalıştığı İkitelli buradan Trakya’ya taşınsın dedi TOKİ... Olacak şey değil... Trakya, Türkiye’nin yüzde 3’ü oranında bir bölge... Tarım alanları yağmalanıyor; Istranca’daki göletlerden İstanbul’a aktarılan sular yetersiz kalıyor, ‘rüzgâr gülüaygıtları ve yol açımı nedeniyle Istranca’nın meşelikleri tahrip ediliyor.

Bataklık ormanlarını (Longoz) koruyamıyoruz: Trakya’yı ‘betoncu’ anlayıştan kurtarmak
Kırklareli İğneada’da Longos ormanlarının acıklı hali; her yer kurak; yazı nasıl geçirecekler.

Yeraltı suları tekstil sanayicileri tarafından emiliyor. Su seviyesinin neredeyse 300 metreye kadar inmesi ise bir başka facia... Istrancalara bu yıl kar, hiç denecek kadar az yağdı...

İki milyonluk bir nüfusa yeraltı suları yetersiz kalıyor. Geçen hafta sonu Trakya’nın kuzeyine bir gezi yaptık.

Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı (KBGV) ve FEST Travel desteği ile ürettiğimiz karbon salınımını kısmen de olsa telafi etmek için uluslararası uçuşları dikkate alarak karbon ayak izlerimizi silme yolunda bir proje: Ağaç dikmek...

Değişik ürünleri tüketirken sera gazı, karbondioksit üretiyoruz. ‘Karbon ayak izi’ bireyin ve şirketlerin doğrudan veya kullandığı ürünlerin üretimi açısından enerji kullanımıyla dünyaya bıraktıkları zarar anlamına geliyor...

Sera gazlarının salınımının azaltılması için keşke her birey ve kurum çaba harcasa...

Bataklık ormanlarını (Longoz) koruyamıyoruz: Trakya’yı ‘betoncu’ anlayıştan kurtarmak
Sazlık alanlar küskün, yeşilden yoksun; ormanlar kar ve yağmur bekliyor.

Ayrıca Trakya’nın kalbine inşa edilecek ve yaklaşık 250 bin ağacın kesilmesine mal olacak kömürlü termik santral projesi’nin tehdidine karşı Kırklareli Barajı’nın yanındaki Demircihalil köyüne 10 bin ağaç dikildi. Bu yıl projenin dördüncüsü gerçekleştirildi,10 bin fide toprakla buluştu.

 

LONGOZ (SUBASAR) ORMANLARI

GEÇ sonbahar ile erken ilkbahar arasında derelerin kıyı kumulunu aşamayıp oluşturmuş oldukları göl, bataklık, çamurluk alanlara sınırlarında dişbudak, kızılağaç, karaağaç, söğüt, kavak gibi ağaçların ve bunlar üzerinde sarılı ipek çalısı, orman asması, dikenucu, orman sarmaşığı gibi bitkilerin su içerisinde kalarak oluşturmuş oldukları bataklık karakteri ormana longoz (subasar) ormanı deniyor.

Bu ormanlar özellikle Istranca’nın İğneada (Demirköy) bölgesinde bulunuyor. Yağış ve karların erimesi sonucu getirilen besin maddeleri, ekolojik yapı bütünlüğü içinde tatlı su göllerini besleyerek Karadeniz’e ulaşıyor.

Bataklık ormanlarını (Longoz) koruyamıyoruz: Trakya’yı ‘betoncu’ anlayıştan kurtarmak
Longos alanlarının sahil kesimleri deniz konducular tarafından işgal edilmiş... Bu sahaların değerini bilen olmadığı gibi müdahale eden resmi makamlarda yok.

Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Necmi Aksoy, bu gezimiz sırasında bizlere inanılmaz doğa bilgileri sundu, su ormanları içinde yürüttü, doğal ve egzotik bitkileri tanıttı ve dedi ki:

“Yok olan her ağaç, geleceğimizden geri dönmemek üzere kopan bir parça demek. ‘Kalkınma’ ve ‘gelişme’ ve ‘sürdürülebilirlik’ gibi günümüzün popüler kavramlarını anlamak, öncelikle bilinç sahibi ve kültürel değerlerin farkında yurttaşlar olmaktan geçiyor.” Aksoy’a teşekkürler...

(Bu konuda aydınlanmak isteyenler Gila Benmayör’ün ‘Karbon Ayak İzi Ormanları’ ve Ayşe Arman’ın ‘Dünya Su Günü’ ile ilgili dünkü yazılarını okuyabilir.)

KARBON AYAK İZİ NE DEMEK

- Projenin önderi, KBGV Onursal Başkanı Faruk Pekin, “Küresel ısınma hızla sürerken doğal yaşamın nefes almaya devam etmesi ve doğaya saldığımız gazların etkisini azaltabilmek için 4. karbon ayakizi ormanında ilk dikimleri yaptık. 10 bin ağaçlık bu ormanla, karbon ayak izimizi silmeye yönelik bir adım daha attık” dedi.

- KBGEV Başkanı Mustafa Kesim’in söyledikleri de şöyle:
“Karbon ayak izlerimizi silmek için bir çaba içinde olduğumuzu göstermeye geldik. Belki ileride Orman Bakanlığı da artık karbon ayak izi diyecek, onlar da bu konunun bilincinde olarak söylemeye başlayacak. Resmi adı ‘hatıra ormanı’. Oysaki bütün bu ormanlar karbon ayak izi adına oluşturuluyor.”

2012’de Kocaeli Körfez’e 4.000 fidan, 2016’da Kırklareli Babaeski’ye 6.000 fidan, 2017’de Kırklareli Osmaniye Köyü’ne 10.000 karaçam fidanı, 17 Mart Cumartesi günü 4.’sünde Kırklareli Dereköy’e 10 bin ağaç dikildi.

 

FATİH NE DEMİŞ!

- FATİH Sultan Mehmet diyor ki: “Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür. Adalet öldüğünde devlet yıkılır.” Yol yakınken dinlense iyi olmaz mı!

-RUMLAR Kıbrıs’a geldiklerinde su dahi almıyorlar. Nejat TEKİNER

- DÜNYA Bankası Grubu 19 Mart 2018’de iklim değişikliğinin göç üzerindeki etkilerini inceleyen çok önemli bir rapor yayınladı. 2050 yılına kadar 140 milyon insan iklim değişikliği yüzünden ülke içi göçe mecbur kalabilir.

X