"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Bakü-Tiflis-Kars projesinin gerideki kahramanları kimdir

BAKÜ-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi büyük ölçüde tamamlandı; açılışı da 30-31 Ekim’de yapıldı. Hayırlı olsun... Meslektaşımız Vahap Munyar ayrıntılı bilgi verdi önceki günkü yazısında. “Hattın fitilini Yıldırım ateşledi” dedi. Bir okurumuz, bunu projelendirenlere ve emek sarf edenlere ‘teşekkür’ yok mu diye sordu.

Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin en stratejik yatırımıdır diyebiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, Başbakan Binali Yıldırım ve AKP iktidarını kutlamak gerekiyor.

İsterseniz biraz başa dönelim. Daha önce yazdığımız gibi projenin 1991-1997 yılları arasındaki DYP-SHP ve Refahyol, ANASOL-D ve DSP azınlık iktidarının siyasetçi ve bürokratlarını da bu konuda çok emek verdikleri için unutmayalım ve teşekkür edelim.

1991 için bir hatırlatma yaparsak... Nahçıvan Başbakanı Prof. Dr. Beycan İbrahimoğlu dönemin TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk ile görüşmesinde, Nahçıvan-Türkiye arasında demiryolu ve karayolu köprü yapımını önerdi. Türkiye bildiğiniz Aralık-Dilucu arasındaki ‘Umut Köprüsü’nü yaptı.(Turgut Özal, Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel, Ekrem Pakdemirli, Biltekin Özdemir ve Metin Işık’ın da katkısıyla...)

Nahçıvan, Türkiye tarafından enterkonnekte sistemine dahil edildi. Tabii ki Nahçıvan, demiryolunu yapamadı. (Bunun maliyeti yüksekti; harcamaların bir kısmını Türkiye üstlendi.) Bu süreç içerisinde İbrahimoğlu, Türkiye’ye yerleşti ve Ermenistan’ın Karabağ’ı işgalinin uzadığını görünce Türkiye’ye Ahıska Özerk Bölgesi (Gürcistan) üzerinden Kars-Tiflis-Moskova üzerinden, Ortaasya-Çin demiryoluna entegrasyonunu önerdi. Demiryolunun yanında doğalgaz ve petrol boru hatlarını, aynı zamanda demiryolu kanalıyla korumayı amaçlıyordu. Olmadı, bugün de gerçekleşemedi.

1996-98’lere gelindiğinde, bu projeyi başından beri izleyen Karslı, gazeteci kökenli İstanbul milletvekili Metin Işık projeyi sahiplendi. TCDD Genel Müdür Yardımcısı Tayyar Hindistan, projenin teknik bölümünü yönetti. Merhum Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir ve Işın Çelebi, projeye siyasi destek verdiler. O zaman başbakan sırasıyla Tansu Çiller, Necmettin Erbakan ve Mesut Yılmaz idi. Ancak Gürcistan, ‘hat Ermeni bölgesinden geçiyor, ray uzunlukları ve genişlikleri uymuyor’ bahaneleri ile projeyi savsaklamak istedi. Vagonlarda yapılan ayarlamalar Hindistan’ın gayretiyle genişlik sorunu çözümlendi. Uzun ray imal etmesi için Karabük Demir Çelik, 1 TL karşılığında Hak-İş’e bağlı bir sendikaya devredildi. İhaleyi Öztaş firması aldı. Ancak, tahminen 167 km’lik demiryolu ihalesi Güneş Taner döneminde iptal edildi. Proje bunun üzerine rafa kaldırıldı. AKP iktidara gelince... Ulaştırma Bakanı olan Binali Yıldırım, Erdoğan’ın talimatıyla projeyi raftan indirdi; projeyi yürüten bürokrat da Tayyar Hindistan gibi Karslı olan Ahmet Arslan, önce teknik adam olarak hizmet verdi, Binali Yıldırım’dan sonra da Ulaştırma Bakanı olarak projeyi devreye soktu. (Bu arada, AKP’nin adını değiştirdiği DHL’nin bürokratlarını da hatırlayın)

Pekin-Londra hattı gibi ‘şahaser’ bir proje 3. boğaz köprüsündeki demiryolu hattının hizmete girmesiyle daha da işlevsel bir hal alacaktır.

 

HATLAR VE GARLAR SORUSU

YÜKSEK Mühendis Aslan Özmen, Kars, Bakü ve Tiflis demiryolu hattının Halkalı-Kazlıçeşme ve Pendik-Söğütlüçeşme bölümlerinin henüz tamamlanmadığını belirterek “Oysa açılış nutukları, hat tamamlanmış gibi sunulmuştur” dedi ve şu soruları yöneltti: Pendik-Halkalı demiryolu sistemi kesin ne zaman tamamlanacaktır? İstanbul’un garları neresi olacaktır? Sirkeci mi ya da Söğütlüçeşme mi? Başka bir yer düşünülmekte midir? Haydarpaşa garı ne olacak? Hızlı tren garı mı? Yoksa otel mi, müze mi? Bunları açıklamak o kadar güçtür. Mühendislik karar mevkisidir. Sallamak, olmaz. Kesin olmayan işler dondurulur.

 

İMAM HATİP OKULLARI FEN’LERİ 4’E KATLADI

MEB tarafından yapılan yönetmelik değişiklikleri ile neredeyse her mahalleye bir İmam hatip ortaokulu ve lisesi açılarak sayıları hızla artarken, Fen ve Anadolu liselerinin sayısı ise yerinde sayıyor. CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel’in soru önergesini cevaplayan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın verdiği cevaplar İmam hatibin Fen lisesi sayısını dörde katladığını ortaya koydu. Sertel bu durumun eğitimde fırsat eşitliğini ortadan kaldırdığını ve ortaokuldan mezun olan öğrencilerin zorunlu olarak İmam hatiplere yönlendirildiğini vurguladı ve iki grup lise arasında orantısızlık daha da artmasının vahim bir durumu gösterdiğini söyledi.

 

BİLİYOR MUSUNUZ

İŞÇİ Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Okuyan’ın, KRT’deki canlı yayında ‘Ankara’nın Bağları’nı oynarken, Melih Gökçek’in istifasını kutladığını...

ECE Temelkuran’ın İngilizce yayımlanan ilk romanı ‘Düğümlere Üfleyen Kadınlar 2017’ Uluslararası Edinburgh Kitap Festivali’nde ‘İlk Roman Ödülü’nü kazandığını...

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş’ın, TBMM Başkanlığı seçiminde Hayati Yazıcı ve Nabi Avcı’nın adlarının öne çıktığını söylediğini...

TÜRKİYE Zekâ Vakfı’nın her yıl düzenlediği Zekâ ve Yetenek Kongresi’nin beşincisinin 4-5 Kasım tarihlerinde ODTÜ Kültür Kongre Merkezi’nde yapılacağını...

CHP’nin doktor milletvekillerinden Murat Emir’in hekimlerin çalışma şartları ve hekimleri intihara sürükleyen nedenlerle ilgili Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasını önerdiğini...

 

İktidar Felsefe, Sosyoloji, Psikoloji ve Mantık derslerini neden sevmez

BEN felsefe grubu öğretmeniyim, malumunuz yaklaşık bir ay önce üniversite sınavında değişiklikle, eski sınav sisteminde sözel sayısal ve eşit ağırlık alanından sınava giren bütün öğrencilerin sorumlu olduğu felsefe testinden lisede 10. Ve 11. Sınıfta bütün öğrencilere zorunlu olmasına rağmen sadece sözel alandan sınava giren öğrenciler sorumlu tutuldu. Okullarda öğrencilerin oransal dağılımına bakıldığında yaklaşık %80-85 oranında öğrenciler sayısal ve eşit ağırlık alanından sınava giriyor. Ülkemizde eğitim sistemi sınavlara odaklı olduğundan soru sorulmayacak ders önemsiz olarak algılanmakta ders ve öğretmen itibarsızlaşmaktadır. Öğrenciler bu dersleri önemsememektedir. Bu durum özel sektörde felsefe grubu öğretmenlerini işsiz kalmakla karşı karşıya bıraktığı gibi devlet okullarında ise felsefe dersini boş ders konumuna sokarak öğretmenin itibarını sarsmaktadır. Ayrıca daha ilginç olan durum ise felsefe ile ilişkili olan üniversite bölümleri (Felsefe, Sosyoloji, Psikoloji ve Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik) Eşit ağırlık puanıyla öğrenci almakta ve bu bölümleri tercih edecek öğrenciler Felsefe grubu testlerinden (Felsefe, Sosyoloji, Psikoloji ve Mantık) sorumlu değildir. Bu durumun çözümü için felsefe testinin en azından eşit ağırlık öğrencilerinin de sorumlu olacağı şekilde düzenlenmesi ve Felsefe psikoloji PDR gibi bölümlerin sözel puan türüne geçirilmesi gerekir.

Hülya GÜÇKAN

 

Bilim adamı olmak zordur

BEŞİKTAŞ’ta İstanbul tarihi için çok önemli olan arkeolojik kazılarda ortaya çıkan mezarların etnik kimliği üzerinden bir tartışma başladı. ‘Kurgan’ tipi mezarların Orta Asya step kültürü olduğu bilimsel bir gerçeklik. Türklerin de ölü gömme adetlerinden olan kurgan mezarlar için Türk oldukları ileri sürüldü. İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şevket Dönmez kurgan mezarların Türklere ait olmadığını açıklayarak Hürriyet’in (Ömer Erbil) haberini yalanladı. Ancak Dönmez, Tarih Dergisinin Ekim sayısında ise mezarların Türklere ait olduğunu yazmıştı. Bir ay içinde tam tersi görüşe neden sahip olduğu kamuoyunda da şaşkınlık yarattı. Dönmez İstanbul 4 numaralı Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nun arkeolog üyesi. Yani Topkapı Sarayı’nın 1. Derece arkeolojik sit alanından 3. Dereceye düşüren kararda imzası olan kişi... Hürriyet o haberi verirken Dönmez’in bir arkeolog olarak neden itiraz etmediğini eleştirmişti. Dönmez’in asıl hedefi bu haberden kaynaklı Hürriyet’ti. Dönmez’in bir ay içinde dönmesi çok da yeni olmayan bir durum. Dönmez’i biraz hatırlayacak olursak Hasankeyf’in sular altında kalmasında sakınca görmeyen arkeolojik raporun da altında imzası vardı.

 

BESİCİLER İTHALAT KARŞISINDA ÇÖKÜYOR

SON yıllarda kırmızı et üzerinde uygulanan yoğun ithalat baskısı ve yerli besi yapan yetiştiriciye 6 yıldır verilen besi desteğinin kaldırılması, büyük çabalarla meydana getirdiğimiz Kırmızı Et Üretici Birlikleri’nin kapanmasına yol açtığı gibi, besicinin moral motivasyonunu da sıfıra indirmiş olup besi damları kapanmaya başlamıştır.

Dünyanın hiçbir ülkesinde yetiştirici bu ithalat baskısına ve desteklerin tamamen kaldırılmasına dayanamaz. Tarım ve hayvancılık ürünlerini ithal etmek başta istihdam olmak üzere ülke ekonomisine büyük zararlar vermektedir.

Vatandaşlarımızın ucuz ve sağlıklı et yemesini herkesten çok biz isteriz. Bunu sağlamanın yolu besicinin para kazanmasını sağlayarak üretimi arttırmak ve dar gelirli vatandaşların satın alma gücünü arttırmaktır (Asgari ücreti arttırmak, memur ve işçiye yeterli ücretleri ödemek ve emeklilerin maaşlarını arttırmak gibi).

Ülkemizde yağışların az olması ve meraların tahrip edilmesi nedeni ile besicilik maliyetleri yüksek olmaktadır. Kırmızı et fiyatlarını Uruguay, Brezilya ve Yeni Zelanda gibi uçsuz bucaksız meraları olan ve bol miktarda yağış alan ülkelerdeki fiyatlarla mukayese etmek yanlıştır. Adı geçen ülkelerden getirilen canlı hayvan ve karkas et maliyetleri ulaşım, navlun ve son günlerde büyük bir artış gösteren döviz fiyatları nedeni ile ülkemizdeki fiyatları geçmek üzeredir. Bu nedenle de et ithalatı imkansız hale gelmiştir.

 

ET FİYATLARI

20 gün önce Fransa’nın Lyon şehrinde bir Pazar yerinde tespit ettiğim et fiyatları şu şekildedir:

Kuzu Pirzola: 25.90 Euro/kg (114 TL/kg)

Dana Biftek: 26.9 Euro/kg (121 TL/kg)

Dana Kıyma: 22 Euro/kg (99 TL/kg)

Etçi ırkların beşiği olan Fransa gibi bir ülkede bile et fiyatlarının bizden fazla olduğu görülmektedir. Sırf mera hayvancılığı yapılan Fransa’da karkas et fiyatları ise 6 euro/kg’dır (26.4 TL/kg). Bu fiyatların yanı sıra Fransız çiftçisi Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası çerçevesinde çeşitli destekler de almaktadır.

Bir başka önemli Avrupa ülkesi olan İspanya’da ise bazı kırmız et fiyatları ise aşağıdaki gibidir:

Dana kuşbaşı: 10 Euro/kg (44 TL/kg)

Dana kıyma: 8.4 Euro/kg (37 TL/kg)

Dana antrikot: 18.5 Euro/kg (81.4 TL/kg)

 

İHRACAT YAPABİLİRİZ

Döviz fiyatları hiç arzu etmememize rağmen artmaya devam ederse, Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığının ısrarlı et ithalatına karşın biz besicilerde Avrupa’ya canlı hayvan ve karkas et ihraç edebiliriz. Geçmiş yıllarda hayvan ihracatı gerçekleştirilmiştir.

Önemli ölçüde domuz eti tüketilen ülkelerle aynı fiyattan piyasaya et arz eden, besiciler daha fazla küstürülmemeli, ithalat derhal durdurulmalı, hangi gerekçe ile kaldırıldığı belli olmayan yerli hayvan destekleri 300 TL’den aşağı olmamak kaydı ile devreye alınmalıdır. Etçi ırkların dişi materyalleri düşük faizli kredilerle getirilip küçük ve orta ölçekli işletmelere verilmeli, büyük işletmelere verilen destek ve teşvikler yeniden gözden geçirilerek, bu desteklerin küçük ve orta ölçekli işletmelere kaydırılması çözüm yollarından sadece birkaçıdır.

İthalatta daha fazla inat edilmemeli, kırsal bölgelerde bu işi layıkıyla yapacak insanlar şehirlere gitmeden önlem alınmalıdır. Çiftçi ve hayvancıların büyük şehirlere göçü hızla devam etmekte, bir müddet sonra bu işleri yapacak insanda bulunmayacaktır.

Karacabey Kırmızı Et Üreticileri Yönetim Kurulu Başkanı Nuri KARACA

 

MESAJ PANOSU

- EĞER ki laiklik dinsizlik olsaydı bu ülkede; 94 yılda din diye bir şey kalmazdı Türkiye’de... Vecdet ÖZ

 

X