"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Aksaray’da pancar, mısır ve yonca ‘obruk’lardan susuz kalıyor: Tarımı bekleyen tehlike

NİĞDE’den kopma ‘Aksaray’, almış başını gidiyor, göçlerle birlikte 220 bin nüfusa ulaşmış. Kapadokya’ya yaklaşık 100 km uzaklıkta; Adana, Konya, Nevşehir/Kayseri kavşağında (Ağaçlı) sayılır konumu.  Mercedes burada üretim rekorları kırıyor; dev bir tesis... Sonra tarım ve hayvancılık geliyor.

Konya’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük hububat ambarı; buğday, arpa, pancar ve yonca ekiyorlar.

Yani son yıllarda ürün çeşitlenmesine gidilmiş. Hayvancılıkta önceden suyu az tükettiği için hep küçükbaş hayvancılık yapılmış... Dünyadaki iklim değişikliği kuraklık nedeniyle Türkiye de bundan etkilenen orta kuşak ülkelerden biri... Türkiye’nin neredeyse en az yağış alan yeri Tuz gölü; bu havzada en az yağış alan ili de Aksaray... Yağışa bağlı olarak da yeraltı kaynaklarının birçoğu tüketilmiş durumda. Bu da sulama suyu konusunda üreticileri ciddi anlamda sıkıntıya sokmaya başlamış... Aksaray Ticaret Odası Başkanı Hamit Özkök’le görüşmemizde “Tek bir çözüm var, dış havzalardan su transferi yapılması. İç Anadolu Bölgesi Türkiye’nin mihenk taşıdır” diyor. Düşünüldüğü gibi Kızılırmak’tan su getirilmezse, bol su isteyen pancar, yonca, mısır ekimine elveda demek gerekecek. Aynı zamanda da son zamanlarda artan % 28 oranındaki proteinli at yarışı yapılan ülkelere yonca ihracatına da elveda demek gerekecek.

- Ankara, Konya, Kayseri, Eskişehir, Sivas, Nevşehir, Niğde, Kırşehir, Karaman, Yozgat, Kırıkkale, Çankırı ve Aksaray... Ulusal gelirin % 20’sini sağlıyor. Eskişehir’i ayırırsak, AKP’nin en yüksek oy aldığı bölge... AKP’nin oy oranı % 74’e ulaşmış Aksaray’da. Sanıyoruz ki, kimse bu oy oranını düşüremez.

- Aksaray’ın nüfusunun % 80’i tarım ve hayvancılığa dayalı geçim sağlıyor.

420 bin hektar tarım alanı bulunuyor. 227 bin büyükbaş hayvan, 750 bin küçükbaş hayvan varlığı ile peynir, kaşar, kaymak, sucuk, pastırma üretimi de öne çıkmış; Kayseri ile rekabet eder hale gelmiş.

- Aksaray, İç Anadolu’nun en büyük hayvan pazarı... Üretici isyanda, besiciler geçen yaz Avrupa ve Amerika tarafından Türkiye’ye yapılan yaptırımlara tepki gösterirken “Pazarımızda dolar ve Euro geçersizdir” yazılı pankart açmışlar. “İnadına TL” demişler ama bizim gittiğimizde pazara getirilmiş 3 binden fazla düve vardı; hayvan ticareti ile uğraşanların hepsi şikâyetçiydi. Bir üretici TV kameralarını görünce Bakan Fakıbaba’ya çatıyor, ağır da sözler ediyor; ama geneli de “750 kuruşa (ithal) saman olur mu?” noktasında toplanıyordu. Bütün suçlu bakan mı?

DEV HAYVANCILIK OSB

Aksaraylı 150 üretici veya besici deyin, bir araya gelmiş, Türkiye’nin kırmızı et ihtiyacının % 10’unu karşılamak üzere bir anlaşma yapmışlar. Aksaray Ticaret Borsası Başkanı Hamit Özkök, önümüzdeki yıldan itibaren projenin bir yıl içinde devreye sokulacağını söylüyor. 60 bin hayvan kapasiteli tesis tamamlandığında her biri 300 ile 500 arasında değişen sayıda hayvan barınacak, yaklaşık 150 işletme devreye girecek. Bunun için işletmelere TOBB kaynaklı % 9.9 faizli 20 milyon kredi sağlanacak...

GÜNÜN SÖZÜ

KAYSERİ’DE KAR 85 SANTİM

KAYSERİ’de halk arasındaki inanışa göre kar 7 kez dağa, sonra da kent merkezine inermiş... Bunların hepsi olmuş; dağda şu anda kar 85 santimmiş... Hafta sonu Erciyes’e gidenlere iyi kayaklar diliyoruz.

NURİ KİLLİGİL VE NUTUK

TARİHÇİ-yazar Atilla Oral’ın, Bakü fatihi olarak bilinen, silah sanayicisi, Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Killigil’in aynı adı taşıyan kitabı büyük ilgi görmüştü. Oral, kitabın Azerbaycan’da yayınlanmak istenmesi üzerine gazeteci Mayis Alizade tarafından Azerbaycan Türkçesine çevrilecek. Bu konuda Pera Palas’ta ilgili yayınevi ile anlaşma yapıldı. Kitabın sunumu ve Oral’ın imza günü, Azerbaycan’ın 100. kuruluş yılı olan 28 Mayıs 2018’de Bakü’de yapılacak. Atilla Oral, Nutuk’un Azerbaycan diline çevrilmesi konusunda da talepler geldiğini, bu görevin Türk Tarih Kurumu’nda olduğunu belirterek, “Ancak, biz de tercüme yapabiliriz” diyor.

PANO

ANKARA Valisi’ne duyuruyorum. Metro istasyonlarında güvenliği sağlamak amacıyla özel korumalar var. Sabah 07.00’de, hatta  08.00’de metro istasyonlarında hiçbir güvenlik görevlisi mesaiye başlamıyor. Çayyolu Koru metrosunda da böyle, sanırım Emek ve diğer metrolarda da aynı durum söz konusudur. Neden? Dumrul ÖLÇEN

BİLİYOR MUSUNUZ

ÇYDD’nin ‘Anıtkabir Buluşması’nın dokuzuncusunun 2000 gencin katılımıyla yarın 9.00’da yapılacağını; daha sonra programda Yenimahalle Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde 14.00’te Prof. Dr. Aysel Çelikel, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve Prof. Dr. Mustafa Sarı’nın konuşmacı oldukları ‘Cumhuriyet Zirvesi’ ve Grup Manifesto konserinin yer alacağını...

BAKIRKÖY Belediyesi’nin, hayırseverlerin çocukların istekleri olan hediyeleri alarak yardım ettikleri ‘Dilek Ağacı’nın bu yıl da Capacity AVM’ye yerleştirdiğini, 22 Aralık Cuma 11.30’da çocuklara hediyelerinin sunulacağını (Bilgi: 0212-414 96 88)...

BODRUM MOZELE’Yİ TARTIŞALIM

BEN, Bodrum Akdeniz Ülkeleri Akademisi Vakfı (Academia) Başkanı Özay Kartal... Bodrum Kalesi ve Mausoleum’a yer ayırma duyarlılığı gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim. Yazınızda Mauseleum’un yüksekliği 57 değil, 38 metredir. Piramidal kısmın en üstüne konulacak heykeli de hesaba katarsanız, 42 metre olur. Üzerinde konuştuğumuz eser dünya insanlık mirasına ait, dünyanın 7 harikasından biri, bir anıtsal eserdir. Büyük ve çok güzel olduğu için anıtsaldır ve sembol yapıdır. Mısır Piramitleri gibi, Eyfel Kulesi gibi projemizi tartışalım istiyoruz.

Vakfımızın yürütmekte olduğu Mausoleum Projesi 1966-2016 yıllarında Halikarnassos kazılarını yürüten Danimarka ve Türk  kazı heyeti başkanı Sn. Prof. Kristiam Jeppesen’in iklimsel tahribata  karşı önerdiği bir koruma projesinden yola çıkılarak Prof. Johannes Exner tarafından önerilen bir projedir.

Vakfımız bu projenin ilgili akademisyenler, bürokratlar ve Bodrum STK tarafından enine boyuna tartışılması ve ortak akılla yol alabilmek adına 5-6 Mayıs 2017  tarihlerinde Bodrum’da Uluslararası Mausoleum Çalıştayı gerçekleştirdi. Devlet protokolü, akademisyen ve STK’ların katıldığı çok verimli bir çalıştay gerçekleşti.

Çalıştay sonuç bildirgesinde bahsi geçen projenin, gerek “KORUMA” gerekse “SERGİLEME” anlamında doğru bir proje olduğu paydaşlar tarafından imza altına alındı.

Bununla da yetinmeyerek projemizi ve sonuç bildirgesini Bodrum STK’ları tek tek ziyaret ederek paylaştık ve görüşlerini aldık.

(Detaylı bilgi ve fotoğraflara www.academia.org.tr  adresinden ulaşabilirsiniz.)

Sonuç olarak Çalıştay sonuç bildirgesinden, devlet kademesinden ve Bodrum STK’larından aldığımız moral gücü ile resmi başvurularımız yaptık. Muğla Anıtlar Kurulundan proje başvurumuza olumlu karar çıktı.

Yazınızda belirttiğiniz “Bodrum’un kent dokusunu ezeceği” eleştirisi mimari çevrelerden bize de iletildi. Diyaloğa açık ve şeffaf bir yönetim anlayışla her zaman eleştiri ve önerilere açık olduğumuz öncelikle belirtmek isterim fakat tartıştığımız konuya ilişkin önce doğru bilgilerle donatılmamız gereklidir.

Mimarlarımız bu projeye bir hotel yada AVM projesine yaklaşır gibi yaklaşmamalılar diye düşünüyorum. Üzerinde konuştuğumuz eser dünya insanlık mirasına ait, dünyanın 7 harikasından biri, bir anıtsal eserdir.

Büyük ve çok güzel olduğu için anıtsaldır, ve sembol yapıdır. Mısır Piramitleri gibi, Eyfel Kulesi gibi, Özgürlük anıtı gibi. Bu sayılan eserler kentin siluetine yük getirmez yük alırlar.

Mozole projemizi de bu çerçevede değerlendirelim tartışalım istiyoruz.

Bodrum’un 2500 yıllık tarihine ilişkin elde kalanları koruyacak ve turizme kazandıracak projeleri hayata geçirme başarı gösteremezsek korkarım ki Bodrum Kuşadası’na dönüşür.

Mausoleum’dan geriye kalan antik taşlar iklimsel tahribata karşı koyamaz durumda durdukları yerde parçalanıyorlar. Koruma altına almamız zorunludur.

Dünya insanlık mirasına ait bir eseri modern müzecilik ve teknolojik imkanları kullanarak kültürel ve turistik bir değeri Bodrum’a tekrar kazandırmaktır tüm muradımız.

Aksaray’da pancar, mısır ve yonca ‘obruk’lardan susuz kalıyor: Tarımı bekleyen tehlike

MOZOLE MÜZESI- RESTITÜSYON PROJESI

Mozole restitüsyon projesi mevcuttaki yetersiz ve elverişsiz Mozole Müzesi'nin çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak

yeniden düzenlenmesi ve geliştirilmesini Mozole anıt mezarının ise ileri teknolojiler ve yaratıcı yöntemler

kullanılarak sanki yerindeymiş gibi kendini sunabilecek konuma getirilmesi amaçlanıyor.

TRUMP’UN, KUDÜS’TE VERDİĞİ SOSYAL VE DİNSEL MESAJLAR

ABD Başkanı Trump’un 6 Aralık’taki Kudüs’ün, İsrail’in başkenti olması ile ilgili açıklamasının; dinsel, sosyal ve tarihsel boyutları da bulunmaktadır. Değişik dinlere, ırklara, mensup toplumların, kutsal günleri, zafer yıl dönümleri, anma günleri bulunmaktadır. Devlet yetkilileri ve siyasiler söz konusu olan kutsal günleri daha canlı tutmak ve kitleleri bütünleştirmek amacı ile açıklamalarda bulunurlar. Bu bağlamdan yola çıkarsak; Aralık ayı da Yahudiler ve Hristiyanlar için önemli gün ve haftaları kapsamaktadır.

Trump’un 6 Aralık’ta yaptığı açıklamalar da sosyal ve tarihsel mesajları şöyledir:

9 Aralık 1917’de, Kudüs, Osmanlı denetiminden çıkarak, İngilizlerin denetimine girmiştir. Trump’un açıklaması; Kudüs’ün İngilizler tarafından alınışının 100. yılına denk getirilerek, Kudüs’ün önemi vurgulanmak istenmiştir. Aralık ayında Hristiyanlar için Noel Bayramının olması dolayısı ile Kudüs’ün başkent ilan edilmiş olması, bütün Hristiyanlar için de bir coşkudur. Kudüs’te; Hristiyanlar için ağlama yolu; Yahudiler için de ağlama duvarının olması, bu bölgeyi daha da önemli kıldığı bilinmektedir. Ayrıca Aralık ayının son haftası Yahudilerin Hanuka Bayramı’dır. Yahudiler, tarihteki başarılarını her yıl Hanuka etkinlikleri ve ibadetleri ile geçirirler. Sekiz köşeli şamdanın içindeki sekiz mum etrafında kutlamalar yaparak, geleneksel ve inançsal görevlerini yapmaktadırlar.

Yani, Hristiyanlar ve Yahudiler için Aralık ayındaki kutsal günlerde, Kudüs’ün, başkent ilan edilmiş olması, Trump’u siyasi olarak güçlendirmektedir.

Yrd.Doç.Dr. Ramazan TOPDEMİR

X