"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

AKP’nin suyumuza da göz diktiğini 7 yıl önce yazmıştık

TÜRKİYE’deki özelleştirme uygulamalarının, daha doğrusu yağmalamanın akarsuları da kapsayacağına ilişkin ilk tespiti köşemizden 7 Temmuz 2007 tarihli yazımız “Nehirlerimiz de satılıyor...” başlığını taşıyordu.

Suların kamu yararına yönetilmesi devlet eliyle verilmesi gereken bir hizmet... burada, AB uyumu gerekçesi vs. tamamen işin çakallığı... Kamu hizmetlerini verimli olsun vs. diye özelleştirebilirisiniz... Ama Türkiye’deki özelleştirme bir tür –eski adı Özallaştırma idi- çarpma, götürme haline dönüştü. Elektrik dağıtım özelleştirmelerinden başlanırsa, milletin canına okunuyor; ülkenin hiçbir değeri kalmadı.
Şimdi aynı şey su kaynaklarında da olacak... Su kaynaklarının 49 yıllığına özel sektöre tahsisinin özellikle Ortadoğu’nun geleceği açısından çok önemli sonuçları olacak... Düşünsenize Fırat ve Dicle’nin İsrail sermayesinin eline düştüğünü... Sadece bu nehirler değil, Kızılırmak, Yeşilırmak, Ceyhan, Sakarya, Ergene ve Meriç’in de akıbetini neler bekliyor acaba?
Daha başka bilen varsa söylesin.

NELER OLACAK

AKP’nin akarsuların özelleştirilmesi ile ilgili taslağı ne getiriyor? Sözde su dengesini gözetecekmiş! Taslağın yasalaşması halinde akarsular 49 yıllığına özel şirketlere kiralanabilecek. Kiralanan sulardan yıllık ücret alınacak ve ücretlendirmeyi Bakanlar Kurulu yapacak.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, özelleştirmenin AB direktiflerine uyumlu olarak hazırlandığını ileri sürüyor. (Bakan Bey, Berlin Eyaleti’nde iki-üç yıl önce özelleştirilen su uygulamasından halkın tepkisi karşısında uygulamadan nasıl vazgeçildiğini araştırır mı?)
Taslağa göre Orman ve Su İşleri Bakanlığı, YPK onayıyla Ulusal Su Planı hazırlayacak. Ulusal su planına uyumlu bir de havza planı hazırlanacak. Yeni kanun şu düzenlemeleri getirecek: Göller, rezervuarlar ve yeraltı su kütlelerinden su çekilmesinde su dengesi gözetilecek. Su kaynaklarının tahsisi gündeme gelecek. Şirketler ve kişilere DSİ tarafından ücreti karşılığında 49 yıla kadar su kaynağı (havza) tahsisi yapılacak.
Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, yeni düzenlemenin mevcut haliyle tüm ihtiyaca cevap vermediğini belirterek, “İstanbul su sıkıntısı çekerken, İBB Hamidiye diye İstanbul suyunu satıyor. Bunlara çözüm bulunmuyor” dedi.
Türkiye kuraklıktan ‘kavrulmuş’ iken bu konunun gündeme getirilmesi dikkat çekmiyor mu?


GÜNEY KORE Mİ OLACAĞIZ?

TEMMUZDA yaşadıklarımız CB seçimlerinin bayağı zor geçeceğinin haberini vermişti. Bugünlerde Erdoğan herkese saldırıyor. Korkudan ya da işinden gücünden olmamak için kimse konuşamıyor.
Dün ak dediğine bugün kara, Cemaat’e paralel diyerek, kendi suçlarının açığa çıkmasına ve yargılanmamasına çalışılıyor. ‘Yeni Türkiye’sinde artık bize ne vadedecek ki?... Belki değişik sürprizler bile olabilir; IŞİD elindeki rehineler gibi... Gazeteciler de olmasa doğruları okuyamayacağız; bir de hükümet komiseri gazeteciler var tabii; aman dikkat!
Mehmet GÜVENDİ


AKSU: DESTEK VERMEDİM

AKP MYK üyesi ve İstanbul Milletvekili Abdülkadir Aksu, ‘Biliyor musunuz’ bölümünde (3 Ağustos) kendisiyle ilgili iddiayı üzüntü ve esefle karşıladığını söyledi. Aksu’nun açıklaması şöyle: “Kamuoyu tarafından çok iyi bilinmektedir ki, 18 ve 20. yasama dönemlerinde Anavatan Partisi Diyarbakır Milletvekili, 21. yasama döneminde Fazilet Partisi İstanbul Milletvekili, 22 ve 23. yasama dönemlerinde AK Parti İstanbul Milletvekili olarak görev yaptım. 46 ve 47. hükümetlerde İçişleri Bakanı, 53. hükümette devlet bakanı 58 ve 59. hükümetlerde yeniden İçişleri Bakanı olarak görev yaptım. AK Parti’nin kurucu üyesiyim ve halen de AK Parti İstanbul Milletvekili ve Merkez Karar Yürütme Kurulu Üyesi olarak çalışmalarımı sürdürmekteyim. AK Parti’nin iktidara gelmesi için çalışmış ve halen başarısı için uğraşan biri olarak, yazınızda iddia ettiğiniz gibi ‘Çatı Adayı’ Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’nu telefonla arayıp destek verdiğim kesinlikle söz konusu değildir.
Taraf olduğum siyasi görüşün haklılığı ve kurucusu olduğum AK Parti’nin adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başarısı için mücadele ettiğimi ve ilk turda yüksek bir oyla cumhurbaşkanı olması için çalıştığımın herkesçe iyi bilinmesi için bu vesileyle bir kez daha buradan ilan ediyorum.”
(Not: Sayın Aksu ile telefonda görüşürken oğlu Av. Murat Aksu’nun Yeniköy’de bir cuma namazından sonra Ekmeleddin Bey’le karşılaştığını, konuştuklarını; eskiden İÜ’de hocası olduğunu hatırlattı; “O koca adam ne yapacağına karar verir” dediğini de aktardı.)


ECEVİT VE ERDOĞAN’IN MALİYETLERİ NEDİR ACABA

AB ülkelerinde bir araştırma yapılsa başbakanların ülkelerine maliyeti nedir, ne kadardır diye. Emin olun rekor bizim Başbakan’dadır. Bunca başbakan gördük bir uçak dolusu koruma ile gezen, örtülü ödenekten bunca para harcayan, bunca şaşaa,
gösteriş ve ihtişamla yaşayan, saraylar yaptıran, yeni uçaklar, arabalar alan bütün yurttaşları borçlu ve sorarsanız iyi bir Müslüman gibi yaşıyorum diyen Sayın Erdoğan...
Sahi bir de Bülent Ecevit vardı. Örnek olsun diye yerli arabaya binen, annesinin evini satarak siyasette harcayan, örtülü ödeneği kendi parasından daha dikkatli ve özenli kullanan, her kör kuruşun Başbakan’ın deyimi ile Allah’ın kuruşunun hesabını veren haysiyet abidesi Bülent Ecevit...
Rıdvan BUDAK
DİSK, Tekstil İşçileri
Sendikası Genel Başkanı

Cem Vakfı Başkanı Prof. Doğan’dan, Edremit’teki Alevilerin toplantısında Başbakan’a salvolar Başbakan, Alevilere karşı hiçbir sözünü tutmadı.

CEM Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, Edremit’teki Körfez Cemevi’nde önceki akşamki yemekli toplantıdan Başbakan Erdoğan’a ağır eleştiriler yöneltti. “Başbakan Erdoğan’ın Alevilerle ilgili verdiği sözleri yerine getirmediğini” söyledi.

Yaklaşık 500 Alevinin katıldığı, Edremit Kaymakamı ve CHP’li belediye başkanının da konuk olarak izlediği toplantıyı “Ben, Başbakanla konuştuklarımı sizinle yaplaşmak istiyorum” diyererek başladığı konuşmasında şunları söyledi:
“Akil adamların son verdikleri raporlardan sonra Başbakan ve dokuz bakanın ve danışmanların katıldığı ‘akil adamlar toplantısının sonunda sonra Başbakan “Söz isteyen var mı?” diye sordu. Ben de kalktım “Sayın Başbakan sizin politikalarınızı izliyorum, politikalarınızı sünni ve alevi ayrışması üzerine kuruyorsunuz. Bu çok yanlış; kısa sürede size oy getirebilir ama ilerideki dönemlerde ülkeyi ayrıştırır” dedim.”
Başbakan ”Çıkışta görüşelim” demiş Doğan’a ve dışarda kendisine “Bekir Bozdağ (Henüz Adalet Bakanı değil) ve Faruk Çelik’i memur ettim” demiş; Alevi dedelerinin atanması, onlara maaş verilmesi ve cemevlerinin ibadethane olarak sayılması gibi konularda altyapı oluşturulması için çalışmalar yapılmasını isteyerek “Bunları bir yasal statüye kavuşturacağız” diye eklemiş.
İzzettin Doğan “Ne zaman çözülür?” diye sorunca, ”Seçimden önce” diyor Başbakan... Doğan “Hangi seçim?” diye sorunca da “Cumhurbaşkanlığı” diye ekliyor.
Aradan bir süre geçtikten sonra Doğan’ı, Bakan Bekir Bozdağ telefonla arıyor ve “Hocam, yanına üç-beş kişi al da gel; ben de danışmanlarımı alayım, bu konuyu görüşelim” diyor. Ancak Doğan bu görüşmenin gerçekleşmediğini söylüyor.

Son iftarda Başbakan’ın konuşmasından sonra Doğan “Bizden vergi alıyorsunuz. Bizim dini inancımıza vergilerden pay ayırmıyorsunuz?” demiş ve şöyle eklemiş:

“Bazı sözler verdiniz ama yerine getirmediniz. Hâlâ cemevlerine katkı alamıyoruz”
Başbakan Erdoğan ise “Hocam bunu sana yakıştıramadım. Yaptığımız yollardan, köprülerden (yani altyapı hizmetlerinden) Aleviler geçmiyor mu?” demiş, yani kamu hizmetlerinin bir lütuf gibi sunulduğunu anlatmak istemiş!
Doğan bunun üzerine “Cemevlerine yardım etmiyorsunuz” dediğini belirtirken, “Başbakan’ın işine gelmediği konularda çarptırmakta üstüne yok” diye konuşuyor. Bu sözleri Aleviler tarafından alkışlarla karşılanıyor.

IRAK’A DAVET EDİLDİM

“Bir gün Dışişleri Bakanı Davutoğlu, beni aradı. ‘Irak’a gidiyorum. Benimle gelip, oradaki Şii liderlerle görüşür müsünüz’ diye sordu. Ben bu ziyareti kabul ettim. Buluşma günü havalimanında tam uçağa binerken, yüksek tansiyon sorunum olduğu için doktorumun uyarısı üzerine uçağa binemedim. Ve benim açımdan bu ziyaret gerçekleşmedi.”
Bu konuyu bize nakleden Alevi yurttaşımız “Cemaat, paralel yapı olarak adlandırılmadan önce Fethullah Gülen’i hiç devreye sokup yardım istedi mi acaba? Cemaatten umudunu kestiğine göre, herhalde alternatif olarak Nakşilerden, Menzircilerden, İsmailağa’dan, Süleymancılardan dış politika konularında yardım istedi mi? Bir iktidar bu kadar acze düşemez” diye görüşünü aktardı.

X