Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Uzaydan Çağrı: Suriye’yi Çözün!

Bir Amerikalı ve bir Rus astronot, uzay gemisiyle bir yıllığına yolculuğa çıkarlar.

Tam da o günlerde Amerika ve Rusya aynı savaşın içindedir. İkili, uzayda geçirdikleri 9. ayın sonunda uzay gemisinin içinden bir televizyon kanalına bağlanırlar. Ve ülkelerine işbirliği çağrısında bulunurlar.

*

Biliyorum, bu anlattığım kurgu gibi geliyor kulağa. Ama değil. Mart ayından beri aynı uzay gemisiyle yolculuk eden Amerikalı Scott Kelly ve Rus Mikhail Kornienko, geçtiğimiz hafta bir akşam Amerikan CNN kanalına bağlandılar. Hem de görüntülü olarak.

 

Sarfettikleri son söz ise şu oldu: “Bizim uzaydaki işbirliğimiz, aşağıdaki politikacılar için harika bir örnek. Onlar da burada birlikte bir ay geçirse, dünyadaki tüm sorunları burada çözerler!”

 

Oysaki yanılıyorlar. Çünkü ABD ve Rusya sadece uzayda değil, burada, dünyada da sıkı bir işbirliği içindeler!


ABD-Rusya Buluşuyor


Daha önce de yazdığım gibi: ABD ve Rusya, Suriye ve Irak’ı aralarında paylaşmış görünüyorlar. Washington Suriye’de IŞİD’le mücadeleyi Ruslara yüklemiş durumda. Hakeza Türkiye-Rusya krizi dolayısıyla Türkiye ile birlikte Suriye’ye yapacakları ortak operasyonu da askıya aldı.

Buna mukabil önceliğini Irak’a kaydırıyor.

 

Ancak son bir haftada olanlara bakınca, iki ülkenin koordinasyonunda bir eşik daha atlanmış görünüyor.

*

Cuma günü Suriye’ye çözüm aramak üzere 19 ülke Birleşmiş Milletler çatısı altında toplandı. Çıkan mutabakat metninde, Rusya’nın desteklediği Esad’ın ismi bile geçmiyor. Zaten kararın hemen ardından ABD Dışişleri Bakanı Kerry, “Esad’ın hemen gitmesini istemenin savaşı uzattığını” söyledi.

 

Ezcümle Esad’ın akıbeti, şimdilik Washington’ın gündeminden çıkmış görünüyor.

*

Geçtiğimiz haftaki bir başka gelişme de bu yakınlaşmanın göstergesi. 1 Ocak’tan itibaren Suriye’de başlayacak ateşkes görüşmelerine katılacak muhalifler, 11 Aralık’ta Riyad’da belirlenmişti. Bu heyette Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’ın etkisinin azaldığına dikkat çekiliyor.

 

Bu üç ülkenin desteklediği grupları zaten Rusya Suriye’ye girdiğinden beri vuruyor. Artık ABD de belli ki bu gruplardan bazılarının arkasında durmuyor.

 

Rusya ve Musul Krizi


Musul krizinin seyri de yine bu yakınlaşmaya delalet. Malûm Bağdat, Türk askerinin sevkiyatına Ankara’nın beklemediği sertlikte tepki gösterdi. Başkan Obama da Cuma günü bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak Irak hükümetinin arkasında durdu.

 

Bağdat’ın hamiliğini ise İran ve Rusya’nın yaptığı biliniyor. Obama da bu gerçeği bilmesine rağmen Irak hükümetinin arkasında durarak, hem Rusya ile sağladığı koordinasyona halel gelsin istemiyor. Hem de IŞİD’le mücadelede yararlandığı Bağdat ve Tahran’la da ilişkilerini korumaya çalışıyor.

*

Ancak bu iki küresel güç hem uzayda hem dünyada birlikte hareket ederken, daha alçak irtifadada, bölge ülkeleri arasında saflar giderek keskinleşiyor.

 

Rusya ile yaşadığmız kriz, Moskova’nın Suriye’ye yönelik hamlelerini bir anda hızlandırdı. Ve onun güdümünde hareket eden Irak-İran-Suriye eksenini iyice keskinleştirdi.

 

Musul krizi ise, bu eksenin ne kadar kemikleştiğini gösterdi. Hatta o kadar ki: Ne Türkiye, ne ABD Bağdat’ın bu kadar sert tepki vermesini beklemiyordu. Bir diğer deyişle Bağdat’ın Rusya’nın ve İran’ın nüfuzu altına bu kadar girdiğini görmek, Ankara’yı ve Washington’ı şaşırttı.

 

Kaldı ki bu eksen Suriye’de gittikçe daha egemen oluyor. Türkiye’nin ABD ile birlikte kontrol etmek istediği Azez-Cerablus hattı gitgide Rusya, PYD ve Esad rejiminin nüfuzu altına giriyor.

 

Tek Çare


Ankara da elini kolunu ciddi anlamda bağlayan bu tablo karşısında, Batı’yla ilişkilerini güçlendiriyor. AB sürecini canlandırması, NATO’dan gelen hava savunma desteği ve İsrail’le normalleşmeyi hızlandırması, bunun izdüşümleri. Bununla birlikte Irak Kürdistan Yönetimi’ni de yanına alıyor.

 

Ancak önce Rusya, sonra Musul krizi şunu gösterdi: “Rus ekseniyle” yaşadığımız bir çatışmada ABD bu eksendeki ülkeleri karşısına almak istemiyor. Bununla birlikte PYD de, ABD ile aramızda tırmanma olasılığı yüksek bir pürüz olarak ortada duruyor.

 

Dolayısıyla reçete belli: Rusya-İran-Irak-Suriye hattıyla gerilimden mümkün mertebe kaçınmak. Ve Batı ekseniyle politikalarımızı elden geldiğince senkronize etmek. Başka çaresi yok.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI