"Verda Özer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Verda Özer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Verda Özer

Şafak öncesi zifiri karanlık

ÇOK karanlık.

Günbatımının hemen sonrasında mıyız? Yoksa şafaktan hemen önce mi?

Ünlü Polonyalı sosyolog Zymunt Bauman, geçiş dönemleri için “ara dönem” (inter-regnum) kelimesini kullanır.

“Eski” ölmüştür. “Yeni” ise henüz tam olarak doğmamıştır. İşte bizim de içinde bulunduğumuz dönem bu.

*

TÜRKİYE-terör ekseninde tüm parametreler değişmiş durumda.

Bugün devletin kodları, 90’ların kodlarından çok farklı. Güvenlikçi politikalar uygulansa bile, ana çerçeveyi hukuk belirliyor.

Bununla birlikte, çözüm süreci denilen bir tecrübeden geçtik. Bu süreç tüm kesimlerin beklentilerini değiştirdi. Dahası, daha önce denklem dışı olan aktörleri dönüştürdü, sisteme entegre etti. Ve en önemlisi, bu halk artık çatışmasızlığı tattı.

*

YENİ bir gerçeklikle karşılaşıldığında ise ilk refleks geçmişe, eski kalıplara bakmak ve oradan referans almaya çalışmak olur.

Zira yeni gerçekliğe uygun yöntemler, dil henüz tam olarak gelişmemiştir.

Bugünle 90’lar arasında benzerlik kurulmaya çalışılması işte bu yüzden.

Çatışmanın hüküm sürmesinin sebebi de bu.Yoksa bugün PKK artık silahla varlığını sürdüremez.

Devlet de sadece güvenlikçi siyasetle bu meseleyi çözemez.

Sorun, bu yeni gerçekliğe henüz tam olarak adapte olunamamış olması.

Ve asıl PKK’nın kendini bu yeni döneme uyarlayamamış olması.

*

BU zifiri karanlık, günbatımının hemen sonrası gibi görünse de ve daha sabaha uzun karanlık saatler var gibi gelse de aslında şafağın hemen öncesindeyiz.

Zira bu mesele artık çözüm kulvarında.

Ve bu yeni parametrelerle, filmi geriye sarmak mümkün değil.

YENİ PKK

PKK henüz silahtan arınıp sivil bir yapıya dönüşemedi.

Yani PKK’nın kendisi henüz toptan değişmedi.

Ancak örgüt kendi içinde bir değişim geçirdi.

Bunun işaretlerini son zamanlarda belirgin olarak görüyoruz.

Herşeyden önce, örgüt önceki güne kadar ağırlıklı olarak polisleri hedef alıyordu.

İlk olarak 22 Temmuz’da Şanlıurfa Ceylanpınar’da iki polis memurunu evlerinde uyurken şehit etmişti.

O günden bu yana da 31 polisi şehit etti.

*

Örgüt stratejisini de değiştirmiş durumda.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Terör ve İstihbarat Dairesi, çatışmalar tekrar başladığından beri geçen süreçle ilgili bir rapor hazırladı.

Buna göre PKK daha önceleri “pusu kur, ani baskınlar yap, vur-kaç” eylemleri yapıyordu.

Son zamanlarda ise bunun yerine “saldır, çatış, gerekirse öl” stratejisine geçti.

Örgütün bu saldırı yöntemini IŞİD’den devşirdiği söyleniyor.

Malûm Suriye’nin kuzeyinde PKK’ya ağır kayıplar yaşatan IŞİD, en çok bombalı saldırılara başvuruyor.

Rapor PKK’nın canlı bomba eylemleri için son 40 günde 200 “ölüm fedaisi”ni şehirlere gönderdiğini de yazıyor.

*

DOLAYISIYLA örgüt çatışma alanını kırsaldan şehir merkezlerine taşımış durumda.

Çatışmasızlık döneminde kırsalda hâkimiyet kurmaya çalışırken, şimdi şehirlerde sivil vatandaş üzerinde baskı kurmaya çalışıyor.

PKK’NIN Z NESLİ

BU yeni strateji, yeni bir yapılanmayı da beraberinde getirmiş.

22 Temmuz’dan beri PKK’dan çok YDG-H (Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi) adını duyuyoruz.

Yani PKK’nın şehirlerdeki gençlik kolu.

Bunlar PKK kamplarında eğitim almış, dağ kadrosundaki militanlar.

Ancak 2013’te şehirlere yerleşerek örgütlenmişler. Aralarında dağ kadrosundan teslim olanlar da var.

*

Peki kim bu gençler?

Onlar 90’ların sonunda, 2000’lerin başında doğmuş olan 3. nesil PKK’lılar. Yani en şiddetli dönemi yaşamamış olanlar.

O günleri büyüklerinden dinleyerek büyümüşler.

Güvenlik uzmanı Metin Gürcan onları “PKK’nın Z nesli” diye adlandırıyor.

Ve bu neslin geçmiş nesillere göre çok daha radikal fikirli ve diyaloğa kapalı olduğunu söylüyor.

*

TÜM bunlardan ise iki kritik sonuç çıkıyor.

Biri: 2. nesil hâlâ hayattayken, çözüm sürecine bir an önce devam edip sonlandırmak gerekiyor.

Zira onlardan sonra diyalog kanalları kapalı görünüyor.

İkincisi ise; silahın denklem dışı kalması ve radikal grupların sivilleşmesi için tek yol var: Kürt siyasi hareketinin güçlenmesi. Yani HDP’nin PKK’nın vesayetinden kurtulup sisteme tam olarak entegre olması.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI