Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Peki şimdi Türkiye ne yapacak?

ANKARA’nın durumu hiç bu kadar zor olmamıştı.

Suriye’de savaş başladığından ve IŞİD Irak’ta ilerlediğinden beri.
Malûm, geçtiğimiz hafta yapılan NATO zirvesinde IŞİD’e karşı 10 kişilik bir koalisyon oluşturuldu. Türkiye de tek Müslüman üyesi. Örgütün elinde rehineleri bulunan Ankara için bu yeterince vahimken, pazar günü Obama’nın NBC kanalında söyledikleri vahameti daha da arttırdı. IŞİD’le mücadeleyi neredeyse tamamen bölge güçlerine yıkmak istediklerini açıkça ifşa etti. Gerekçesi de hazırdı: “IŞİD, onlara bizden daha çok doğrudan tehdit oluşturuyor.”
Doğrudur. Oluşturuyor. Ama zaten tam da bu yüzden, Türkiye koalisyon istemiyor. Kaldı ki Ankara’yı endişelendiren faktör çok: Kendi içinde barınan IŞİD destekçileri, silahlandırılan Kürt peşmergelerin yarın o silahları Ankara’ya yöneltmesi ve Suriye’de IŞİD’i vurmanın Esad’ı daha da güçlendireceği.

*

NE var ki madalyonun bir de öbür yüzü var. Yani koalisyon dışında kalmanın bedelleri. Bugün IŞİD’e karşı mücadelede öne çıkan iki aktör var: İran ve Kürtler. Geçtiğimiz hafta İran’ın dini lideri Hameney de, IŞİD’e karşı ABD ile işbirliğini onayladığını açıkladı zaten. Kürtlerin ise şu anda sahada ABD’nin en çok desteklediği güç oldukları malûm. 2003 Irak işgâli, bölgede en çok bu iki güce yaramıştı. Bu temayül daha da pekişecek belli ki.

*

BU gelişmelerin yaradığı bir diğer oyuncu ise: Esad. Zira meşruiyetini tekrar kazanmak için IŞİD’i bulunmaz bir fırsat olarak görüyor. Suriye Dışişleri Bakanı Muallim’in Batı’ya açıkça işbirliği önermesi bu yüzden. Zaten son günlerde de rejim, örgüte karşı karadan ve havadan saldırıları iyice arttırdı.
Batı ise IŞİD’i bertaraf edebilmek için Esad’a muhtaç. Obama, pazar günü aynı programda bunu saklamadı. Esad’ın ne kadar zalim olduğunu anlattıktan sonra devam etti: “Ama iş politikaya gelince, oluşturduğumuz koalisyonda odak noktamız IŞİD. Esad değil.”
Dolayısıyla oluşan bölgesel koalisyonda Esad’a da rol düşecek gibi görünüyor. Kaldı ki bu koalisyonun en önemli oyuncusu olan İran, Esad’dan vazgeçmez. Batı da şu anda İran’ı karşısına alamaz.

*

KÖRFEZ ülkeleri de öne çıkan bir diğer blok. ABD, bölgedeki Sünni ülkelerin IŞİD’e karşı Sünnileri ayaklandırabileceği hesabını yapıyor. Obama Pazar günü Ürdün, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye’yi, rol oynaması beklenen Sünni ülkeler arasında saydı. Körfez ülkeleri Ankara ile aynı endişeleri paylaşsa da, ABD’nin dayatmasına karşı koyamazlar.
ABD ise tam saha pres. Savunma Bakanı Chuck Hagel dün Ankara’daydı. Obama da 11 Eylül’ün 13’ncü yıldönümünün bir gün öncesinde, yani bu çarşamba, IŞİD stratejisini kamuoyuna açıklayacak. Ve muhtemelen bölge ülkelerine o konuşmada önemli bir rol biçecek.

*

YUKARIDA saydıklarımı toplayıp çıkarınca, hesap ortaya çıkıyor. Ankara’nın koalisyon dışında kalma lüksü yok. Ancak bunu mümkün olduğunca perde arkasında, asgari düzeyde ve dolaylı yapacak. Sahadaki rolünü, cihatçıların sınırlarından geçişini engellemekle sınırlı tutacak.
Ne var ki bunlar, Türkiye’nin siyasi bir rol oynamasına engel değil. IŞİD tehdidi bertaraf edildikten sonra hem Irak’ta, hem Suriye’de kartlar yeniden karılacak. Ankara da siyasi gruplar arasında dengeleyici, yapıcı bir rol oynayabilir. Eski yumuşak güç projeksiyonuna geri dönebilir. Ancak bunun için Esad dâhil tüm gruplara eşit mesafede durmak zorunda.

*

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın açıkladığı “vizyon belgesi” ve Başbakan Davutoğlu’nun sunduğu hükümet programı, Ankara’nın bölgesel meselelere çözüm bulmak için “öncü ülke” olarak çaba göstereceğini vurguluyor. Dolayısıyla Ankara bu hesapları muhakkak yapıyor.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI